top of page

İş Hukukunda Şua İzni Alacağı (2026)

  • Yazarın fotoğrafı: Av. Yunus Emre Aydın
    Av. Yunus Emre Aydın
  • 2 gün önce
  • 9 dakikada okunur

Özel hastanelerde, tıp merkezlerinde ve tıbbi görüntüleme merkezlerinde görev yapan sağlık personelinin çalışma koşulları, mesai saatleri içerisinde doğrudan maruz kaldıkları ağır riskler sebebiyle özel ve son derece katı yasal düzenlemelere tabidir. İyonlaştırıcı radyasyonla veya radyoaktif kaynaklarla fiilen çalışan sağlık personelinin bedensel bütünlüğünün, sağlığının ve yasal haklarının korunması, iş hukukunun temel inceleme alanlarından birini oluşturmaktadır. Bu makalede detaylıca incelediğimiz şua izni (sağlık izni) hakkı ve kullandırılmayan izinlerin bir ücret alacağına dönüşmesi süreçleri, 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında bir iş sözleşmesine dayanarak özel sağlık sektöründe çalışan işçiler için incelenmektedir.

şua izni alacağı işçi avukatı sağlık çalışanlarının hakları maltepe işçi avukatı kartal işçi avukatı

Şua İzni Nedir?

Uygulamada şua izni, mevzuattaki adıyla sağlık izni; özel hastanelerde, tıp merkezlerinde veya tıbbi görüntüleme merkezlerinde iyonlaştırıcı radyasyon ve radyoaktif maddelerle fiilen çalışan sağlık personelinin, vücutlarının radyasyondan arındırılması amacıyla verilen özel bir yasal dinlenme hakkıdır. Şua izni, işçinin hak kazandığı normal yıllık ücretli izin hakkından tamamen bağımsızdır ve yıllık izin haricinde, yılda 4 hafta süreyle kullandırılması gereken mutlak bir zorunluluktur. İşçinin doğrudan bedensel sağlığının korunması hedeflendiği için bu iznin kesintisiz olarak kullandırılması şarttır; şua izni bölüm bölüm kullandırılamaz, ertesi yıla devredilemez veya yıl geçişlerinde üst üste birleştirilerek kullandırılamaz.


Şua İznine Hak Kazanan Sağlık Personelleri

Şua izni (sağlık izni) hakkı, işçinin sahip olduğu unvandan ziyade iyonlaştırıcı radyasyon yayan cihazlarla kurulan fiili temas durumuna ve yasal mevzuat uyarınca "radyasyon görevlisi" sayılıp sayılmamasına bağlıdır. Görevleri gereği iyonlaştırıcı radyasyon kaynaklarının bulunduğu denetimli alanlarda sürekli olarak çalışan sağlık personelleri bu haktan eksiksiz şekilde yararlanmaktadır. Yargıtay içtihatları çerçevesinde şua iznine hak kazanan başlıca meslek grupları şu şekilde tasnif edilmektedir:


  • Radyoloji Branşı Çalışanları: Röntgen, Bilgisayarlı Tomografi (BT), Mamografi ve Anjiyografi gibi iyonlaştırıcı radyasyon üreten cihazların bulunduğu birimlerde çalışan radyoloji uzmanı hekimler, radyoloji teknikerleri ve teknisyenleri yasal olarak şua izni hakkından yararlanmaktadır.

  • Nükleer Tıp Branşı Çalışanları: Nükleer tıp uzmanları ile PET, PET/CT, SPECT, SPECT/CT cihazlarını kullanan ve radyoaktif iyot tedavi üniteleri gibi sıcak odalarda görev alan nükleer tıp teknisyenleri şua izni kapsamındadır.

  • Ağız, Diş ve Çene Radyolojisi Çalışanları: Bu branştaki uzman hekimler ile panoramik röntgen, periapikal röntgen, dental tomografi (volümetrik diş tomografisi) cihazlarını fiilen kullanan asistanlar ve teknisyenler şua iznine hak kazanmaktadır.

  • Radyoterapi Branşı Çalışanları: Radyasyon onkolojisi uzmanları, medikal fizik uzmanları ve Lineer hızlandırıcı, Brakiterapi, Cyberknife, Gama knife gibi cihazlarla çalışan radyoterapi teknikerleri bu kapsamda değerlendirilmektedir.

  • Girişimsel Branşlarda Görev Alanlar: Ameliyathanede veya laboratuvar ortamında C-kollu skopi cihazı veya anjiyografi cihazı kullanarak işlem yapan kardiyoloji, ortopedi, üroloji uzmanları ile bu işlemlere bizzat katılan ameliyathane hemşireleri; ifa edilen fiziksel alan, günlük hasta sayısı, çalışma düzeni ve dozimetre raporları uzman bilirkişilerce incelenerek maruziyet oranlarına göre bu hakka sahip olabilmektedir.


Şua İzni Kapsamı Dışında Kalan Meslek Grupları

Bu gruptaki sağlık sektörü çalışanları, iyonlaştırıcı radyasyon yaymayan cihazlar kullandıkları veya radyasyonun ulaştığı denetimli alanların tamamen dışında görev yaptıkları için şua izni hakkından faydalanamamaktadır. Yargıtay kararlarında ve Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) resmi görüş yazılarında bu sınır net bir şekilde çizilerek kapsam dışı bırakılan meslekler belirlenmiştir:


  • MR (Emar) Personeli: Manyetik Rezonans (MR) cihazları iyonlaştırıcı radyasyon üreten cihazlar kapsamında değildir. Bu nedenle, sadece MR cihazı kullanan teknisyenlerin yasal olarak radyasyon görevlisi sayılmaları ve şua izni kullanma hakkı talep etmeleri mümkün değildir.

  • Ultrasonografi ve Doppler Personeli: Bu tıbbi görüntüleme cihazları ses dalgalarıyla çalıştığından ve ortama iyonlaştırıcı radyasyon yaymadığından, sadece bu birimlerde görev yapan hekim ve teknisyenler şua izninden yararlanamamaktadır.

  • Kardiyovasküler Tanı Birimleri Personeli: EKG, Efor testi, Holter veya Ekokardiyografi (EKO) gibi birimlerde görevli personel, çalışma süreleri boyunca radyasyona maruz kalmadıkları için bu yasal korumanın dışındadır.

  • İdari ve Destek Personeli: Radyoloji veya nükleer tıp bölümlerinde çalışsalar dahi, iyonlaştırıcı radyasyon kaynaklarıyla veya radyoaktif maddelerle doğrudan teması olmayan, denetimli alanlara sürekli giriş çıkış yapmayan tıbbi sekreterler, kayıt görevlileri, hasta danışmanları ve temizlik personelleri şua izni alacağına hak kazanamazlar.


Özel Sağlık Sektöründe Şua İznine Hak Kazanma Şartları

Bir Yıllık Çalışma Süresi (Kıdem) Şartı ve Kıstelyevm Yasağı

İşçi statüsünde çalışan bir sağlık personelinin şua izni hakkının doğabilmesi için ilgili işyerinde en az bir tam yıl çalışmış olması gerekmektedir. Yargıtay kararları doğrultusunda, bir tam yılı doldurmayan çalışma süreleri için kıstelyevm (orantılı) hesabı yapılarak şua izni alacağı hüküm altına alınamamaktadır. İşyerindeki kıdemi bir tam yılı doldurmadan iş akdi feshedilen işçinin şua izni alacağı hakkı doğmamaktadır. 


Radyasyona Maruziyetin Tespiti ve Dozimetre Ölçümleri

İşçinin görev tanımından ziyade fiilen çalıştığı fiziksel alan ve radyasyonla temas derecesi hukuki incelemede belirleyicidir. İşverenler, denetimli alanlarda çalışan personelin maruz kaldığı radyasyon dozunu tespit etmek amacıyla düzenli kişisel dozimetre ölçümleri yapmakla yükümlüdür. Yargıtay içtihatlarında dozimetre sonuçları, günlük hasta sayısı, cihazın kullanım süresi ve işin ifa edildiği alan bir bütün olarak değerlendirilmektedir. İşçinin unvanı tek başına yeterli olmayıp, iyonlaştırıcı radyasyon kaynağı cihaz başında fiilen geçirilen süre esas alınmaktadır. 


Şua İzni Alacağının Hesaplanması

İş ilişkisi devam ederken işveren tarafından işçiye kullandırılmayan şua izinleri, iş sözleşmesinin feshi ile birlikte bağımsız bir işçilik alacağına dönüşmektedir. Alacağın hesaplanmasında yıllık ücretli izin hakkındaki yasal kurallar kıyasen uygulanmaktadır. Hesaplama işlemi, işçinin iş akdinin feshedildiği tarihteki son çıplak brüt ücreti üzerinden gerçekleştirilir. Tamamlanan her çalışma yılı için yerleşik yargı uygulaması gereği 4 hafta yani 28 gün üzerinden ücret hesaplanmaktadır. Şua izni bölünemeyeceğinden kısmi kullanımlar toplam hakkından düşülemez. Örneğin bir işçi 10 gün şua izni kullandıysa bakiye şua izni 18 gün olarak belirlenemez. Bu örnekteki işçinin yine 28 gün şua izni alacağı hesaplanır.


Şua İzni Alacağında Uygulanacak Faiz Türü

İş Kanunu kapsamında düzenlenen şua izni alacağı, dar anlamda ücret kavramı içinde değerlendirilmemektedir. Bu yasal nitelendirme sebebiyle söz konusu alacağa bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiz işletilmemektedir. Şua izni alacaklarına dava veya temerrüt tarihinden itibaren yasal faiz uygulanması gerekmektedir.


Şua İzni Alacağında Zamanaşımı

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin güncel kararlarında şua izni ücretinin yıllık izin ücreti gibi değerlendirilmesi gerektiği kabul edilerek, alacağın iş akdinin feshiyle muaccel hale geldiği ve zamanaşımı süresinin fesih tarihinden itibaren işlemeye başladığı hükme bağlanmıştır. İş Kanunu Ek Madde 3 düzenlemesi gereğince iş sözleşmesinden kaynaklanan izin ücreti alacaklarının zamanaşımı süresi beş yıldır. 


Şua İzni Davalarında Yargıtay İçtihatları

TENMAK (TAEK) Kurum Görüşünün Alınması Zorunluluğu

Çalışanın radyasyona maruz kalıp kalmadığının tespiti yüksek teknik bilgi gerektirdiğinden, mahkemeler ihtilaf halinde Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumundan (eski adıyla Türkiye Atom Enerjisi Kurumu) görüş sormak zorundadır. Kurum tarafından hazırlanan değerlendirmelerde işçinin uzmanlık alanı, çalışma düzeni, dozimetre raporları ve hastane kayıtları incelenerek personelin şua iznine tabi olup olmadığı belirlenmektedir. Eksik araştırmayla, yalnızca tanık beyanlarına veya uzman olmayan bilirkişi raporlarına dayanılarak karar verilmesi Yargıtay tarafından bozma sebebi sayılmaktadır.


Yargıtay, 9. Hukuk Dairesi, E. 2020/5303, K. 2021/8009, T. 13.04.2021: "Somut olayda, davacının davalıya ait Hastanede 2005-2015 yılları arasında kardiyoloji uzmanı doktor olarak çalıştığı dosya kapsamı ile sabit olup, uyuşmazlık, davacının 2010 yılı sonrasında kullandığı Koroner Anjiyo Grafi Cihazı sebebiyle radyasyona maruz kalıp kalmadığı, maruz kalınan radyasyon miktarına göre yukarıda açıklanan mevzuat kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği noktasındadır. Mahkemece, dosya kapsamında mevcut dozimetre raporu ile avukat bilirkişi tarafından düzenlenen rapor dikkate alınarak davacının sözkonusu mevzuat kapsamında olduğuna karar verilmiş ise de, hükme esas alınan raporun teknik yönden yeterli olmadığı gibi konusunda uzman bilirkişiden de alınmadığı anlaşılmaktadır. Davacı taraf, Koroner Anjiyo Grafi Cihazının belli düzeyde radyasyon yaydığını, sırf bu cihaz ile teşhis ve tedavi uyguladığı günlük hasta sayısı dikkate alındığında maruz kaldığı radyasyon oranının çok yüksek olduğunu ileri sürmüştür. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise, anjiografi işlemlerinin sayılarını gösteren CD üzerinde yaptığı incelemelerde davacının 2010-2014 yılları arasında her ay düzenli bir şekilde hasta baktığı ve anjiyo işlemi dolayısıyla süreklilik arz edecek şekilde radyasyona maruz kaldığı belirtilmiş, ancak tıbbi ve teknik bakımdan ne kadar süre ile ne oranda radyasyona maruz kalındığına yönelik bir açıklama yapılmamıştır. Yetersiz bilirkişi raporuna göre sonuca gidilmesi hatalıdır. Mahkemece öncelikle, bilirkişi raporunda geçen davacının anjiografi işlemlerinin sayılarını gösteren CD dosya kapsamında bulunmadığından bu CD dosyaya eklenmek suretiyle, TAEK kurumundan davacının uzmanlık alanı, fiilen yaptığı iş, işin ifa edildiği fiziksel alan, çalışma düzeni, günlük hasta sayısı, davacının işlem ve hasta sayısına göre ne kadar süreyle Koroner Anjiyo Grafi Cihazını kullandığı gibi unsurlar ile dozimetre raporları birlikte incelenerek tıbbi ve teknik yönden açıklayıcı ve detaylı değerlendirme içeren rapor alınmalı, bu rapor ile dosya kapsamındaki tüm deliller birlikte değerledirilerek davacının ilgili mevzuat kapsamında olup olmadığı belirlendikten sonra, talepleri hakkında bir karar verilmelidir. Eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olup, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir."


Yargıtay, 9. Hukuk Dairesi, E. 2021/631, K. 2021/4653, T. 23.02.2021: "Somut olayda davacının davalıya ait 29 Mayıs Hastanesinde 2002-2014 yılları arasında kardiyoloji uzmanı doktor olarak çalıştığı dosya kapsamı ile sabit olup, uyuşmazlık, davacının 2007 yılı sonrasında kullandığı Koroner Anjiyo Grafi Cihazı sebebiyle radyasyona maruz kalıp kalmadığı, maruz kalınan radyasyon miktarına göre yukarıda açıklanan mevzuat kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği noktasındadır. Mahkemece, dosya kapsamında mevcut dozimetre raporu ile radyoloji uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen rapor dikkate alınarak davanın reddine karar verilmiş ise de, hükme esas alınan raporun teknik yönden yeterli olmadığı anlaşılmaktadır. Davacı taraf, Koroner Anjiyo Grafi Cihazının belli düzeyde radyasyon yaydığını, sırf bu cihaz ile teşhis ve tedavi uyguladığı günlük hasta sayısı dikkate alındığında maruz kaldığı radyasyon oranının çok yüksek olduğunu ileri sürmüştür. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise, davacının esas görevinin Kardiyoloji hastalarına poliklinikte bakmak olduğu, hastane kayıtlarından çıkarılan davacının yaptığı günlük/haftalık/aylık/yıllık anjiografi sayısı ve bu tetkiklerin yaklaşık kaç dakika sürdüğü göz önüne alındığında davacının sürekli radyasyonla çalışmadığı belirtilmiş, ancak tıbbi ve teknik bakımdan ne kadar süre ile ne oranda radyasyona maruz kalındığına yönelik bir açıklama yapılmamıştır. Yetersiz bilirkişi raporuna göre sonuca gidilmesi hatalıdır. Mahkemece, üç kişilik uzman bilirkişi heyeti oluşturularak, davacının uzmanlık alanı, fiilen yaptığı iş, işin ifa edildiği fiziksel alan, çalışma düzeni, günlük hasta sayısı, davacının işlem ve hasta sayısına göre ne kadar süreyle Koroner Anjiyo Grafi Cihazını kullandığı gibi unsurlar ile dozimetre raporları birlikte incelenerek tıbbi ve teknik yönden açıklayıcı ve detaylı değerlendirme içeren bilirkişi raporu alınmalı, bu rapor ile dosya kapsamındaki tüm deliller birlikte değerledirilerek davacının ilgili mevzuat kapsamında olup olmadığı belirlendikten sonra, talepleri hakkında bir karar verilmelidir. Eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olup, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir."


Yargıtay, 9. Hukuk Dairesi, E. 2024/361, K. 2024/3795, T. 28.02.2024: "Dosya içeriğine göre davacının poliklinik hasta sayısı dikkate alındığında en çok poliklinik hastası bakan doktor olduğu, yani çalışmasının çoğunu poliklinikte geçirdiği, tanık beyanı ve bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere 45 saati aşan çalışması bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davacı, denetimli alanda sürekli çalışma yapmadığından, radyasyon görevlisi sayılamaz. Günlük en fazla 1,5 saatten hesaplandığında haftalık en fazla 9 saatin denetimli alanda geçirildiği görülmekle haftalık 35 saat kuralı davacıya uygulanamaz. Davacının kısa süreli de olsa dozimetre kullanması, anjiyografi cihazı radyasyon kaynağı olarak tanımlandığından, 28344 ... Sağlık Hizmetlerinde İyonlaştırıcı Radyasyon Kaynakları ile Çalışan Personelin Doz Limitleri ve Çalışma Esasları Hakkındaki Yönetmelik'in 10 uncu maddesi uyarınca gereklidir. Dozimetre sonuçlarına göre davacının maruz kaldığı radyasyon, 2009 yılı için 1.22 mSv, 2010-2013 yılları için 0,30 mSv, 2014 yılı için 0,05 mSv olduğu tespit edildiğinden, Radyasyon Yönetmeliği'nde belirlenen doz sınırının (50mSv/yıl, 5 .../yıl) aşılmadığı anlaşılmakla; bu maddi ve hukuki olgulara göre davacının taleplerinin reddi gerekirken kabulü isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir."


Yargıtay, 7. Hukuk Dairesi, E. 2015/4328, K. 2015/5921, T. 31.03.2015: "Kardiyoloji uzmanlarının tanı ve teşhiste kullandıkları anjiyo, anjiyografi adı verilen bir aletle yapılmakta olup kalp damarlarının opak madde enjekte edilerek çeşitli pozisyonlarda görüntülenmesidir. Anjiyo yapılırken kullanılan bu cihazın iyonlaştırıcı radyasyon yayan bir kaynak olduğu TAEK'nun görüş yazısı ile sabittir. Zorunlu dozimetre uygulamasına tabi olması da davacı doktorun toplum bireyleri için belirlenen dozun üstünde radyasyona maruz kalma olasılığının bulunduğunu göstermektedir. Ancak davacının süreklilik arzedecek şekilde radyasyona maruz kalıp kalmadığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Bu itibarla 4 numaralı bozma nedeni kapsamında getirtilecek SGK Medula Sistem kayıtlarının tetkiki ile davacının süreklilik arzedecek şekilde radyasyona maruz kalıp kalmadığı tespit edilmeli, sonucuna göre şua iznine hak kazanıp kazanmadığı belirlenerek şua izin ücreti hüküm altına alınmalıdır."


Yargıtay, 9. Hukuk Dairesi, E. 2015/11842, K. 2017/12925, T. 12.09.2017: "Şua izni yaptığı iş nedeniyle radyasyona maruz kalan işçinin vücudundaki radyasyonu atabilmesi için kesintisiz kullandırılması gereken süredir. Bu iznin niteliği ve kullanım süresi tıbbi gereklilik olup bölünmesi düşünülemez ve şua izni 1 yılı doldurduktan sonra kullanılacak izin olup yıllık ücretli izinle birleştirilmesi düşünülemez. Bu nedenle davacının 28 günlük şua izninin hesaplanıp hüküm altına alması gerekirken farklı yasal dayanaklar ve sebepleri olan iş kanunundaki yıllık ücretli izin ile 3153 sayılı kanun ile bu kanunla getirilen Radyoloji, Radyasyon ve Elektrikle Tedavi Müesseseleri Hakkında Nizamnamesinden kaynaklanan şua izninin karıştırılması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. "


Yargıtay, 9. Hukuk Dairesi, E. 2017/10959, K. 2019/13946, T. 21.06.2019: "Hak kazandığı dönem bakımından şua izni hakkı hesaplanarak, yıllık izin haricinde kesintisiz yıllık 4 hafta şeklinde kullandırılmamış ise kısmi kullanımlar toplam hakkından düşülmeksizin hesaplanarak hüküm altına alınmalıdır."


Sonuç ve Değerlendirme

Özetle, özel sağlık sektöründe görev yapan sağlık personelinin hakları kapsamında yer alan şua izni, iyonlaştırıcı radyasyonun biyolojik etkilerine karşı personelin bedensel bütünlüğünü korumayı amaçlayan mutlak bir dinlenme hakkıdır. 3153 sayılı Kanun ve ilgili yönetmelikler uyarınca radyasyon görevlisi sayılan çalışanların haftalık 35 saatlik mesai sınırı ve yıllık 4 haftalık kesintisiz izin hakkı, iş sağlığı ve güvenliği disiplininin en temel unsurlarını oluşturmaktadır. Bir iş hukuku avukatı perspektifiyle teknik olarak değerlendirildiğinde; bir tam yıllık kıdem şartının aranması, kıstelyevm usulü hesaplama yapılamaması ve alacağın iş akdinin feshiyle muaccel hale gelerek beş yıllık zamanaşımına tabi olması, tazminat süreci içerisindeki en kritik detaylardır. Dava süreçlerinde TENMAK (TAEK) kurum görüşü ve uzman bilirkişi raporları doğrultusunda somut maruziyetin tespiti, işçi alacakları ve diğer yasal hakların eksiksiz tahsili noktasında belirleyici rol oynamaktadır. Bu makalede sunulan bilgiler, sağlık personelinin hakları konusunda genel bir farkındalık yaratmayı amaçlamakta olup, her somut olayın kendine has teknik özellikleri bulunduğu ve mevzuatın dinamik yapısı nedeniyle doğrudan hukuki tavsiye veya avukat-müvekkil ilişkisi kurma amacı taşımamaktadır; dolayısıyla hak kayıplarının önlenmesi için güncel Yargıtay içtihatları ve yasal düzenlemeler ışığında iş hukuku avukatından profesyonel bir hukuki destek alınması tavsiye edilir.


bottom of page