İşçinin İşverenin Güvenini Kötüye Kullanması (SGK 46 Kodu) (2026)
- Av. Yunus Emre Aydın

- 24 Haz
- 9 dakikada okunur
İş sözleşmesi, doğası gereği taraflar arasında sadece bir "ücret karşılığı iş görme" ilişkisi değil, aynı zamanda derin bir sadakat ve güven bağı kurar. Çalışma hayatında, doğrudan hırsızlık (maddi bir eşyanın çalınması) boyutuna varmayan ancak finansal veya operasyonel usulsüzlükler barındıran eylemler "işverenin güvenini kötüye kullanmak" olarak nitelendirilir. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kayıtlarında 46 çıkış kodu ile (İş Kanunu m. 25/II-e) karşılık bulan bu durum, işverene iş sözleşmesini derhal ve tazminatsız feshetme hakkı verir. Özellikle beyaz yaka çalışanlar, satış-pazarlama personelleri, tıbbi mümessiller, kasa sorumluları ve yöneticiler nezdinde sıklıkla uyuşmazlıklara konu olan "güveni kötüye kullanma" fiilinin hukuki sınırlarını, hangi eylemlerin bu kapsama girdiğini, işyerindeki teamüllerin fesihteki etkisini ve tazminat haklarını tüm detaylarıyla inceliyoruz.

İşverenin Güvenini Kötüye Kullanmak Ne Demektir?
4857 sayılı İş Kanunu’nun 25. maddesinin (II) numaralı bendinin (e) alt bendinde; "İşçinin, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması" hali haklı fesih nedeni sayılmıştır.
Kanun koyucu burada "hırsızlık" ile "güveni kötüye kullanma" fiillerini bilerek aynı fıkrada ancak ayrı ayrı saymıştır. Hırsızlık fiilinde doğrudan bir malın rıza dışı mülkiyetten çıkarılması varken; güveni kötüye kullanmada, işçiye işin doğası gereği emanet edilen yetkilerin, imkanların, cihazların veya finansal araçların sözleşmenin amacına ve dürüstlük kuralına aykırı biçimde şahsi menfaat veya üçüncü kişilere yarar sağlamak amacıyla kullanılması söz konusudur. İş Hukukunda güveni kötüye kullanma fiilinde işverenin mutlak surette maddi bir zarara uğramış olması şart değildir; sadakat borcunun telafisi imkansız biçimde ihlal edilmesi feshin haklılığı için yeterlidir.
Güveni Kötüye Kullanma Sayılan Somut Eylemler Nelerdir?
İş mahkemelerine ve Yargıtay içtihatlarına en çok yansıyan, 46 kodu ile tazminatsız işten çıkarmaya (haklı feshe) sebep olan somut güveni kötüye kullanma eylemleri şunlardır:
Kasa Açıkları ve Tahsilat Usulsüzlükleri
Perakende ve hizmet sektöründe çalışan kasiyerlerin veya muhasebe elemanlarının, tahsil ettikleri parayı şirket hesaplarına geç (veya eksik) intikal ettirmeleri ağır bir güven ihlalidir. Örneğin; müşteriden nakit alınan bir bedelin şirket kasasına günlerce aktarılmaması (paranın şahsi ihtiyaçlar için bekletilmesi/kullanılması) veya kasa açıklarının gizlenmesi amacıyla fiş/fatura iptalleri yapılması güveni suistimal niteliğindedir ve derhal fesih gerektirir.
Şirket Kredi Kartı veya Yakıt/Puan Kartlarının Şahsi Kullanımı
İşverenin masraflar için tahsis ettiği şirket kredi kartından şahsi nakit çekimi yapılması veya özel harcamaların şirkete fatura edilmesi sıklıkla karşılaşılan ihlallerdir. Öte yandan akaryakıt veya market sektöründe, müşterilere ait olan hediye/sadakat puanlarının (müşterinin haberi olmadan) işçinin kendi kartına veya yakınlarının kartına aktarılarak haksız alışveriş yapılması, Yargıtay tarafından "işverenin güvenini kötüye kullanma" vakıası kabul edilmektedir.
Hayali Satışlar, Prim ve Bonus Suistimalleri
Kota, hedef ve prim sistemiyle (bonus) çalışan personellerin (satış danışmanları vb.) kotalarını doldurmuş görünmek ve şirketten haksız yere yüksek prim elde edebilmek amacıyla; aslında gerçekleşmeyen hayali satışlar girmeleri, iade edilecek ürünleri bilerek satılmış gibi göstermeleri veya iptal edilen poliçeleri sisteme girmeleri haklı fesih nedenidir.
İşvereni Yanıltıcı Beyanlar, Sahte Ziyaret Kayıtları
Özellikle sahada görev yapan tıbbi mümessiller, plasiyerler veya bölge satış sorumluları açısından "sisteme gerçeğe aykırı veri girmek" en yaygın güveni kötüye kullanma eylemlerinden biridir. İşçinin, gitmediği bir müşteri ziyaretini (örneğin GPS veya takip sistemi üzerinden konum eşleşmesi aranmaksızın) gitmiş gibi sisteme girmesi veya "stok yeterli" gibi otomatik sekmelerle kısa süre içinde onlarca hayali ziyaret raporlaması işvereni doğrudan aldatmaya yönelik bir tutumdur. İşçinin amirine konumu veya yürüttüğü iş hakkında yalan söylemesi doğruluk ve bağlılığa aykırılıktır.
Fesih Gerekçesi Eylemin İşyerinde Teamül Olması ve İşverenin Zımni Onayı Hususu
Güveni kötüye kullanma iddialarında işçilerin en sık başvurduğu hukuki savunma, söz konusu uygulamanın işyerinde uzun süredir tolere edildiği, yani bir işyeri teamülü haline geldiği iddiasıdır. Hukukta "işverenin zımni (örtülü) onayı" olarak adlandırılan bu durum, işverenin haklı fesih hakkını sınırlandıran en önemli unsurlardan biridir. Yargıtay içtihatlarında sıklıkla vurgulanan dürüstlük kuralı ve işverenin eşit işlem borcu uyarınca; işverenin geçmişteki denetimsizliği veya müsamahası, Kod 46 feshinin haksız veya geçersiz hale dönmesine yol açabilir.
Hangi Durumlarda Teamül Nedeniyle Fesih Geçersiz Sayılır?
İşverenin haklı fesih iddiasının mahkemede reddedilmesine neden olan tipik "göz yumma" durumları şunlardır:
Uzun Süreli Sessizlik: İşverenin, bir usulsüzlüğe, operasyonel esnekliğe veya hatalı prosedüre uzun yıllar boyunca bilerek ve isteyerek göz yummuş olması.
Denetim Eksikliği: İşyerindeki kontrol ve denetim mekanizmalarının bilerek işletilmemesi suretiyle fiile zımni onay verilmesi.
Çifte Standart (Eşit Davranma Borcuna Aykırılık): Aynı hatalı eylemi gerçekleştiren diğer çalışanlara hiçbir yaptırım uygulanmazken, yalnızca belirli bir işçiyi işten çıkarmak için aniden bu eylemin Kod 46 gerekçesi yapılması.
İşverenin daha önce hoşgörüyle karşıladığı ve süreklilik kazanarak işyeri uygulaması (teamül) haline gelmiş işlemler (örneğin mesai içinde makul şahsi telefon görüşmeleri yapılması veya belirli indirim inisiyatiflerinin esnek kullanımı), işçiye önceden kesin ve yazılı bir uyarı ya da yeni bir düzenleme tebliğ edilmeksizin bir anda tazminatsız fesih sebebi yapılamaz.
Teamülün Geçerli Olmadığı Mutlak Sınır: Cezai Sorumluluk
İşçinin gerçekleştirdiği eylem, Türk Ceza Kanunu (TCK) kapsamında bir suç teşkil ediyorsa (örneğin zimmete para geçirme, hırsızlık, rüşvet veya nitelikli dolandırıcılık), işyerinde hiçbir teamül, hoşgörü veya zımni onay bu eylemi hukuken korumaz. Kamu düzenini ilgilendiren suçlarda işverenin geçmişteki denetimsizliği veya sessizliği işçiye bir hak bahşetmez; işveren her zaman derhal ve tazminatsız fesih hakkını korur.
Güveni Kötüye Kullanma Nedeniyle Fesihte Savunma Alma Prosedürü ve 6 İş Günlük Hak Düşürücü Süre
İş Kanunu m. 25/II (Kod 46) kapsamında güveni kötüye kullanma gerekçesiyle yapılacak haklı fesihlerde, İş Kanunu m. 26 uyarınca işverenin fiili ve işçiyi öğrendiği tarihten itibaren 6 iş günü içinde sözleşmeyi feshetmesi hak düşürücü bir yasal zorunluluktur. Özellikle tespiti zaman alan karmaşık mali usulsüzlüklerde bu yasal süre, ilk şüphe anında değil, iç denetim veya soruşturma raporunun tamamlanarak feshe yetkili makama (Yönetim Kurulu, Genel Müdür vb.) sunulduğu gün başlar; bu sürenin aşılması halinde yapılan fesih haksız hale gelir ve işveren işçiye kıdem tazminatı ile ihbar tazminatını ödemekle yükümlü kılınır. Kanunen ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık uyarınca yapılan fesihlerde işçinin savunmasının alınması zorunluluğu bulunmamakla birlikte, Yargıtay mahkeme aşamasındaki ispat yükünün hukuken desteklenmesi ve sürecin şeffaflığı açısından fesihten önce işçinin yazılı savunmasının alınmasını önemle aramaktadır.
İspatlanamayan Şüpheli Durumlardaki Fesih
Uygulamada, işverenin işçinin sadakatini ihlal ettiğine dair güçlü şüpheleri olduğu, ancak hileli işlemi tam ve kesin delillerle %100 ispat edemediği gri alanlar mevcuttur. Bir usulsüzlüğün yapıldığı kesinse ancak bunu yapanın şüpheli işçi olduğu net olarak (kamera, yazılı belge, ıslak imza, kesin ikrar ile) kanıtlanamıyorsa, işveren yine de bozulan güven ilişkisini gerekçe göstererek iş ilişkisine devam etmek istemeyebilir. Hukukumuzda buna "Şüphe Feshi" denmektedir. Ortadaki güçlü ve objektif emarelerin işverende oluşturduğu ağır şüphe, sözleşmenin devamını imkansız kılar. Ancak eylem tam olarak ispatlanamadığı için bu fesih, Kod 46 ile "Haklı Fesih" ağırlığında değerlendirilmez. İş mahkemeleri bu durumu "Geçerli Fesih" (İş Kanunu m.18) olarak yorumlar. İşçi işe iade hakkını kaybeder, ancak işveren işçinin kıdem ve ihbar tazminatını ödemek zorunda kalır.
Güveni Kötüye Kullanma Nedeniyle 46 Koduyla İşten Çıkarılan İşçinin Tazminat Hakları ve İşe İade Süreçleri
İşverenin güvenini kötüye kullanma iddiasıyla (Kod 46) sözleşmesi feshedilen işçi, feshin asılsız olduğunu, eylemin şirket yetkililerinin bilgisi dahilinde gerçekleştiğini veya ispatlanamadığını düşünüyorsa hukuki süreç başlatmalıdır.
Hak Kalemi | İşverenin Güvenini Kötüye Kullanma (Kod 46) Durumunda Yasal Durum |
Kıdem ve İhbar Tazminatı | Eylem kesin delillerle ispatlanırsa ödenmez. Ancak iddia ispatlanamaz, şüphe boyutunda kalır veya 6 iş günlük süre kaçırılırsa, işçi arabuluculuk veya dava yoluyla tazminatlarını faiziyle alır. |
İŞKUR İşsizlik Maaşı | Kod 46 doğrudan işsizlik ödeneğini engeller. Hak kazanabilmek için arabuluculuk sürecinde çıkış kodunun değiştirilmesi veya mahkeme kararıyla feshin haksızlığının tespit edilmesi şarttır. |
Yıllık Ücretli İzin Alacağı | Fesih gerekçesi güveni kötüye kullanma olsa dahi, işçinin içeride kalan kullanılmış yıllık izin ücretleri fesih tarihindeki son ücreti üzerinden mutlak surette ödenir. |
Fazla Mesai ve Tatil Alacakları | İşçinin geçmişe dönük ödenmemiş mesai, hafta tatili ve resmi tatil (UBGT) ücretleri fesih nedeninden bağımsız (mutlak) alacaklardır ve kesinlikle yanmaz. |
İşe İade Davası | İspat yükü (kamera, evrak, IP logları vb. ile) işverendedir. İşveren güven ihlalini kanıtlayamazsa feshin geçersizliğine, işçinin işe iadesine ve boşta geçen süre ücretine hükmedilir. |
Sonuç ve Genel Değerlendirme
İşçinin, işverenin güvenini kötüye kullanması, modern iş dünyasında dijitalleşmenin ve operasyonel karmaşıklığın artmasıyla birlikte en çok karşılaşılan 46 çıkış kodu nedenlerinden biri haline gelmiştir. Hayali satış girmekten, müşteri puanlarını şahsi karta aktarmaya; asılsız ziyaret raporu düzenlemekten, şirket kasasında manipülasyon yapmaya kadar uzanan bu eylemler, sadakat borcunun en ağır ihlallerindendir. Ancak hukuki güvenlik ilkesi gereği, işverenin sadece varsayımlara, kulaktan dolma bilgilere veya yetersiz iç denetim raporlarına dayanarak işçinin sicilini ahlak koduyla lekelemesi ve tazminat haklarına el koyması mümkün değildir. Güveni kötüye kullanma iddiasının şüpheye yer bırakmayacak yazılı, dijital (log kayıtları vb.) veya görsel delillerle ispatlanması ve feshin zorunlu hak düşürücü süreler içinde yapılması şarttır. Hem telafisi imkansız tazminat yükleriyle karşılaşmamak isteyen işverenlerin hem de haksız bir isnatla kariyeri tehlikeye giren işçilerin, bu tarz yüz kızartıcı uyuşmazlıklarda sürecin en başından itibaren deneyimli bir iş hukuku avukatından profesyonel destek almaları elzemdir.
İşverenin Güvenini Kötüye Kullanma (Kod 46) Konulu Emsal Yargıtay Kararları
Mağaza Müdürünün Envanter Kayıtlarında Hileli Değişiklik Yapması ve Başka Çalışanın Kredi Kartını Kullanmasının Haklı Fesih Sebebi Olduğu
YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ, E. 2012/19909, K. 2013/7266, T. 04.04.2013 "...işçinin başka mağazadan daha pahalıya aldığı ürünü çalışmakta olduğu mağazada iade ettiği, bir başka tarihte eksik parçalı fotoğraf makinesini iade ettiği, buna ilişkin gider pusulasının davacı imzası ile ancak müşteri N... ismi ile kayıtlara geçtiği, ayrıca fire ürünler ve siparişte eksik ya da fazla çıkan ürünler hakkındaki işlemleri prosedüre uygun şekilde yapmadığı, görev tanımında yer alan işleri usulüne göre yerine getirmediği, diğer taraftan mağazada bulunmayan pirinç için yaptığı satışta mağaza personeli Y...'ın kredi kartından çekimler gerçekleştirdiği sabittir. İşyerinin faaliyet konusu ve yapılan işin niteliği dikkate alındığında, davacının görev tanımına aykırı işlemler yaptığı, doğruluk ve bağlılığa uymayan eylemler sergilediği, işvereni zarara uğratacak şekilde davrandığı, bu durumun işyerinde bulunması zorunlu güven ortamını zedelediği sabittir. İhbar ve kıdem tazminatlarının reddi gerekirken, hatalı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir."
Şirket Tarafından Tahsis Edilen Kredi Kartından Şahsi İhtiyaç İçin Nakit Çekim Yapılmasının Doğruluk ve Bağlılığa Aykırı Olup Haklı Fesih Oluşturduğu
YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ, E. 2014/18396, K. 2014/33628, T. 11.11.2014 "Somut olayda davacıya davalı işveren tarafından şirket harcamalarında kullanması için şirket adına olan kredi kartı verilmiştir. Davacı bu kredi kartı ile 2012/Eylül-2013/Ağustos döneminde defalarca nakit çekim yapmıştır. Dosya içindeki elektronik postalara göre davacının şirket kredi kartı ile yaptığı kişisel harcamalar hususunda defalarca uyarıldığı sabittir. Yine davacı tarafından 12.08.2013 tarihinde şirket yöneticisine gönderilen elektronik postada maaş kartı yerine şirket kartından çekim yaptığını kabul etmiştir. Dosya içindeki kredi kartı aylık harcama listelerine göre davacının bu kredi kartından defalarca nakit çekim yaptığı sabittir. Yine dosya içindeki iş sözleşmesinde işçiye verilen şirket kredi kartını şahsi harcamaları için kullanacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Davacının şirket kredi kartından şahsi ihtiyacı için birçok kez nakit para çekmesi doğruluk ve bağlılığa aykırı bir davranıştır. Davalı işverence yapılan fesih haklı nedene dayanmaktadır."
Mağaza Çalışanının Müşteri Çantasına Bedeli Ödenmemiş Ürün Koymasının Güven İlişkisini Zedelemesi Sebebiyle Geçerli Fesih Nedeni Sayılacağı
YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ, E. 2019/2626, K. 2019/6555, T. 25.03.2019 "Somut uyuşmazlıkta, davacı işçinin mağaza müşterisine yetkisi dışında ve o sırada mağazada bulunan amirlerinden izin almadan ve amirlerinden gizli bir şekilde mağazaya ait kol düğmesi hediye ettiği, bu hediye olayının müşteri kapıdan çıkarken alarmın ötmesi sonucu fark edildiği, davacı sonradan kol düğmelerinin parasını ödeyerek, bu kol düğmelerini müşteriye kendisinin hediye ettiği savunmasını yapmışsa da bu davranışının müşteriye yaptığı hediye eylemini meşrulaştırma amacına yönelik bir eylem olduğu anlaşılmakla, davacının iş sözleşmesinin feshinin haklı nedene dayanmadığı, ancak davacının eylemi ile iş verenin güvenini zedelediği, davacının davranışlarının iş yerinde olumsuzluklara yol açtığı ve birlikte çalışmasının da bu anlamda beklenemeyeceği anlaşıldığından; davacının davranışının fesih için geçerli sebep oluşturduğu kabul edilmelidir. Bölge Adliye Mahkemesi’nin temyiz edilen kararının bozularak ortadan kaldırılmasına... davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle davanın reddi yerine yazılı şekilde kabulü hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir."
Banka Çalışanının Yapmadığı Bir Sağlık Harcamasını Sahte Fatura İle Tahsil Etmesinin Güven İlişkisini Ortadan Kaldıran Haklı Fesih Sebebi Olduğu
YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ, E. 2019/5096, K. 2019/22445, T. 16.12.2019 "Davacının yapmadığı bir sağlık harcamasının bedelini sahte fatura ile bankadan tahsil etmesi iş akdinin önemli bir gereği olan güven ilişkisini zedeleyen doğruluk ve bağlılığa aykırı ve işverene haklı fesih hakkı veren bir davranıştır. Aynı nedenle soruşturulan çok sayıda işçi olması karşısında savunma ve fesih tarihi arasındaki zaman aralığı da makul ölçüleri aşmamaktadır. İşveren tarafından tazminatlar ödendiğinden fesih geçerli nedene dayanmaktadır. Bu sebeple Bölge Adliye Mahkemesi nin ve İlk Derece Mahkemesi nin kararlarının bozularak ortadan kaldırılmasına ve Dairemizce 4857 sayılı İş Kanunu nun 20/3. maddesi uyarınca aşağıdaki gibi karar vermek gerekmiştir."
İşçinin Şirkete Ait Özel Bilgileri Şahsi E-Posta Hesabına Aktarmasının Üçüncü Kişilerle Paylaşılmasa Dahi Güven İlişkisini Bozacağı
YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ, E. 2016/29592, K. 2017/17489, T. 06.11.2017 "Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacı işçinin davalı işyerine ait özel bilgileri kendi e-posta hesabına aktardığı sabittir. Bu bilgilerin üçüncü kişiler ile paylaşılması durumunda buna bağlı olarak gerçekleşecek fesihte işverenin haklı olacağı da açıktır. Somut olay bakımından bu bilgilerin üçüncü kişilerle paylaşıldığına ilişkin veri bulunmamasına göre haklı fesihten söz edilemez ise de; davacı işçinin işyerine ait özel bilgileri kendi e-posta hesabına aktarması tek başına işçi ile işveren arasında güven ilişkisini bozucu mahiyette olup, bu aşamadan sonra işverenden iş akdini sürdürmesi beklenemez."
Yasal Uyarı
Bu makalede yer alan SGK Kod 46, işverenin güvenini kötüye kullanma iddialarına dayalı fesih süreçleri, şüphe feshi, kıdem tazminatı ve işçilik alacakları hakkındaki hukuki açıklamalar yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İş hukuku; dinamik, sürekli güncellenen ve her somut olayın (sistem log kayıtları, denetim raporları, şirket prosedürleri vb.) kendi özel şartlarına göre incelenmesini gerektiren teknik bir hukuk dalıdır. Sitemizdeki içerikler resmi bir hukuki mütalaa veya bağlayıcı yönlendirme niteliği taşımamakta olup, avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz. Hak kaybına veya usuli usulsüzlüklere (hak düşürücü sürelerin kaçırılması vb.) uğramamanız adına, somut durumunuzun bir iş avukatı tarafından bireysel olarak analiz edilmesi önemle tavsiye edilir. Sitedeki genel bilgilerin kişisel uyuşmazlığınıza uyarlanmasından doğabilecek her türlü sorumluluk okuyucuya aittir.


