top of page

Gördüğüm Lüzum Üzerine İstifa ve Tazminat Rehberi (2026)

  • Yazarın fotoğrafı: Av. Yunus Emre Aydın
    Av. Yunus Emre Aydın
  • 2 gün önce
  • 11 dakikada okunur

4857 sayılı İş Kanunu mevzuatı kapsamında iş sözleşmesinin sona ermesi, tarafların irade beyanlarının netliğine ve kanuni usullere uygunluğuna dayanır. İş hukuku pratiğinde sıkça karşılaşılan işçinin "gördüğüm lüzum üzerine istifa ediyorum" beyanı ile işverenin "görülen lüzum üzerine iş akdiniz feshedilmiştir" uygulaması; şekil şartları, kıdem tazminatı hakları ve işe iade davası süreçleri bakımından tamamen zıt neticeler doğuran kavramlardır. Bu yazımız kapsamında; güncel emsal Yargıtay kararları ışığında söz konusu muğlak ifadelerin hukuki niteliği, doğurduğu riskler ve yargılama aşamasında taraflara yüklenen ispat yükümlülükleri teknik derinliğiyle detaylı olarak ele alınacaktır.

gördüğüm lüzum üzerine istifa etmek ve görülen lüzum üzerine iş akdinin feshedilmesi kavramları istanbul işçi avukatı

İşçi Açısından "Gördüğüm Lüzum Üzerine" İstifa ve Hukuki Boyutu

4857 sayılı İş Kanunu mevzuatında işçinin istifası kavramı özel olarak düzenlenmemiştir. Hukuk tekniği açısından iş sözleşmesini fesih hakkı; karşı tarafa yöneltilmesi gereken tek taraflı bir irade beyanı ile iş ilişkisini derhal veya belirli bir bildirim önelinin geçmesiyle ortadan kaldırabilme yetkisi veren, bozucu yenilik doğuran bir haktır. İşçinin haklı bir nedene dayanmaksızın ve bildirim öneli tanımaksızın iş sözleşmesini feshetmesi, iş hukuku uygulamasında istifa olarak nitelendirilir.


"Gördüğüm Lüzum" ve "Özel Nedenler" İfadelerinin Yargıtay Nezdindeki Geçerliliği

İşçiler uygulamada, işten ayrılırken detaylı bir gerekçe sunmak yerine sıklıkla "gördüğüm lüzum üzerine", "özel sebeplerden dolayı" veya "şahsi gerekçelerimle" gibi muğlak ve genel geçer ifadelere başvurmaktadır. Yargıtay nezdinde bu genel ifadelerin doğurduğu hukuki sonuçlar ve sınırları şu şekildedir:

  • Gerçek Durumun Araştırılması Zorunluluğu: İstifa belgesindeki ifadenin genel bir içerik taşıması halinde, işçinin dava dilekçesinde somut fesih sebeplerini belirtmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır. Bu gibi durumlarda, istifanın ardındaki gerçek saikin ve hukuki durumun mahkemece mutlaka araştırılması gerekmektedir.

  • Haklı Fesih ve Kıdem Tazminatı İlişkisi: İşçinin dilekçesinde "gördüğüm lüzum üzerine" ibaresini kullanmasına rağmen, yargılama aşamasında fazla çalışma ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil (UBGT) alacaklarının ödenmediğini iddia ve ispat etmesi durumunda, iş sözleşmesinin işçi tarafından haklı nedenle feshedildiği kabul edilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu yerleşik içtihatları doğrultusunda, ücretlerin tam ve zamanında ödenmemesi işçiye haklı fesih imkanı tanıdığından, bu koşullarda işçi kıdem tazminatına hak kazanır.  

  • Kesin Beyan Sınırı ve Bağlayıcılık: İşçinin dilekçede açıkça ve kesin olarak "şahsi gerekçelerimle kendi istek ve rızamla ayrılıyorum" şeklinde irade beyanı sunması ve mahkemede iddia ettiği alacak eksikliklerini veya irade fesadını ispatlayamaması durumunda, "şahsi gerekçe" ibaresinin ödenmeyen işçilik alacaklarını kapsadığı düşünülemez. İşçi, bildirdiği kesin fesih gerekçesi ile bağlı tutulur.  


İrade Fesadı ve İstifa Dilekçesinin Geçersizliği

İş hukukunda işçinin istifa dilekçesindeki iradesinin fesada uğratılması; yani kandırılma, zorlama veya idari baskı yoluyla imzasının alınması sıkça karşılaşılan bir usulsüzlüktür.  

  • Gerçek İradenin Yokluğu: İşverenin, tazminatların derhal ödeneceği vaadi veya benzeri baskı mekanizmalarıyla işçiden yazılı istifa dilekçesi talep etmesi ve işçinin buna uyması halinde, hukuken geçerli bir istifa iradesinden söz edilemez.

  • Feshin Mahiyeti: İşverenin baskı uygulaması sonucu düzenlenen istifa dilekçelerine yargılama aşamasında itibar edilemez. Bu ihtimalde, feshin aslında işveren tarafından gerçekleştirildiği veya işçinin baskı altında haklı olarak sözleşmeyi feshettiği kabul edilmelidir.

  • Yasal İspat Külfeti: İrade fesadı iddialarının varlığı halinde ispat yükü, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi uyarınca, iddiasını ileri süren taraf olan işçinin üzerindedir. İşçi, imzasını taşıyan el yazılı dilekçenin baskı veya kandırma yoluyla alındığını hukuki delillerle kanıtlamakla yükümlüdür.  


İşveren Açısından "Görülen Lüzum Üzerine" Fesih ve Şekil Şartları

İş hukuku yargılamasında işçinin fesih bildiriminde genel bir ibare kullanmasının mahkemece araştırılabilmesine olanak tanıyan esneklik, işveren tarafı için geçerli değildir. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 19. maddesinin birinci fıkrasının emredici hükmü uyarınca işveren, fesih bildirimini yazılı olarak yapmak ve fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde belirtmekle yükümlüdür.


Gerekçesizliğin Doğurduğu Geçersizlik

Yasal düzenlemeler gereği, fesihte şekil şartlarına uyulmaması ve feshin dayanağının somutlaştırılmaması doğrudan feshin geçersizliği sonucunu doğurur.

  • Yazılı Şekil ve Açıklık Şartı: Kanunun aradığı yazılı şekil şartına uymamak veya yazılı fesih bildiriminde fesih sebebini açık ve kesin olarak göstermemek, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 20. maddesi anlamında feshin geçersizliği neticesini doğurmaktadır.

  • Soyut İfadelerin Hukuki Hükmü: İşveren tarafından fesih bildirimine sadece "görülen lüzum üzerine", "hizmetinize ihtiyaç duyulmaması nedeniyle" veya soyut şekilde "Madde 17 ve 18 uyarınca" yazılarak gerçekleştirilen fesih işlemleri, kanunun amir hükmü olan "açık ve kesin sebep" koşulunu sağlamaz. Feshe dayanak gösterilen bu tür ifadelerin soyut ve muğlak olması, feshin geçerli bir sebebe dayanmadığının hukuki kanıtı sayılır ve işverenin yaptığı fesih işlemini geçersiz kılar.

  • Gerekçeyle Bağlılık İlkesi: İşveren, fesih bildiriminde işçiye tebliğ ettiği fesih sebebiyle hukuken kesin olarak bağlıdır. Fesih aşamasında belirtilmeyen bir hususun, yargılama aşamasında değiştirilmesi, somutlaştırılması veya farklı bir hukuki sebebe dayandırılması mümkün değildir.


Geçersiz Fesih Nedeniyle İşe İade Davası

İşverenin "görülen lüzum üzerine" şeklinde muğlak bir ifadeyle fesih sebebini somutlaştırmaması, yargılama sürecinde işverenin yasal ispat hakkını peşinen zedeler ve işçiye işe iade davası açma hakkı tanır. Yapılan feshin geçersiz sebeple gerçekleştirildiğinin mahkemece tespit edilmesi halinde, işveren açısından çok ciddi mali yükümlülükler saklı kalır:  

  • İşe Başlatmama Tazminatı: İşçinin yasal süresi içinde başvurmasına rağmen, işveren işçiyi bir ay içinde işe başlatmazsa, işçiye en az dört aylık ve en çok sekiz aylık ücreti tutarında tazminat ödemekle yükümlü olur.

  • Boşta Geçen Süre Ücreti: Feshin geçersizliğine ilişkin kararın kesinleşmesine kadar olan süreçte, işçinin çalıştırılmadığı süre için en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer tüm yasal haklarının işçiye ödenmesi zorunludur.  


Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) Emsal Kararları

İstifa Dilekçesinde "Özel Sebeplerin" Arkasındaki Durumun Araştırılması

Künye: YARGITAY, HUKUK GENEL KURULU, E. 2019/533, K. 2022/88, T. 08.02.2022 Karar İçeriği: "...Dosya içerisinde yer alan bu istifa dilekçesinde davacı “…çalışmakta olduğum Hatay İli 2 ihbarname dağıtım kesme açma görevinden özel sebeplerimden dolayı istifa etmek istiyorum..” şeklinde istifa etmek istediğini bildirmiş olup yargılama aşamasında da bu istifa dilekçesini işçilik alacaklarının ödenmemesi sebebiyle yazdığını belirtmiştir. ... Diğer taraftan, davacı işçi istifa dilekçesinde özel sebeplerden dolayı işten ayrıldığını bildirirken herhangi bir somut neden belirtmemiş, dava dilekçesinde ve yargılama süresinde ödenmeyen işçilik alacakları nedeniyle iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği iddiasında bulunmuştur. Bu durumda istifa dilekçesinin ardındaki gerçek durumun araştırılması gerekmektedir. İşçi ücretlerinin tam ve zamanında ödenmemesi işçiye iş sözleşmesini haklı nedenle feshetme imkânı verdiğinden bu durumunda araştırılması gerekmektedir. Sonuç itibariyle davacının istifa dilekçesinde belirttiği özel sebeplerden kastının işçilik alacaklarının ödenmemesi olduğu ve yapılan yargılamada da davacının fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının bulunduğunun tespit edilmesi karşısında iş sözleşmesini haklı nedene dayalı olarak fesheden davacının kıdem tazminatına hak kazandığı açıktır.".

Şahsi Gerekçeyle Ayrılan İşçinin Haklı Sebebi Kanıtlayamaması

Künye: YARGITAY, 22. HUKUK DAİRESİ, E. 2016/17650, K. 2019/14963, T. 03.07.2019 Karar İçeriği: "...Dosya içeriğine göre, davacının “...işyerinde çalışma süresi içinde doğan tüm akdi ve kanuni haklarımı almış bulunuyorum. İşyerimden şahsi gerekçelerim dolayısıyla kendi isteğim ve rızamla hiçbir baskı altında olmadan ayrılmak istiyorum...” şeklindeki el yazılı dilekçesi ile iş sözleşmesini feshettiği anlaşılmaktadır. ... Davacı “şahsi gerekçelerimle” şeklindeki açıklama ile iş sözleşmesini feshetmiş olduğundan, fesih gerekçesi ile bağlı olduğu gözetilerek haklı sebebi kanıtlaması gerekmektedir. Her ne kadar davacı yan; dava dilekçesinde, haklarının tam olarak ödenmemesi üzerine iş sözleşmesini sona erdirdiğini iddia etmiş ise de; fesih bildiriminde belirtilen “şahsi gerekçe” ibaresinin eksik ya da hiç ödenmeyen işçilik alacaklarını kapsadığı düşünülemez.".

İşverenin Fesih Bildirimini Açık ve Kesin Olarak Yapma Zorunluluğu

Künye: YARGITAY, 22. HUKUK DAİRESİ, E. 2018/16174, K. 2019/5502, T. 07.03.2019 Karar İçeriği: "4857 sayılı İş Kanunu’nun 19. maddesinin birinci fıkrasına göre işveren fesih bildirimini yazılı yapmak ve fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde belirtmek zorundadır. Fesih bildirimi yazılı yapılmamışsa veya fesih sebebi açık ve kesin bir şekilde belirtilmemişse Aynı Kanununun 21.maddesi gereğince geçerli sebep gösterilmediği kabul edilir. ... 4857 sayılı Kanun'un 19. maddesinde öngörülen yazılı şekil şartına uymamak feshi geçersiz kılar. Yazılı fesih bildiriminde, fesih açık ve kesin sebebinin gösterilmemesi, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesi anlamında feshin geçersizliği sonucunu doğurur.".

İşverenin Madde Numarası Belirterek Yaptığı Soyut Feshin Geçersizliği

Künye: İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 28. HUKUK DAİRESİ, E. 2017/2549, K. 2018/864, T. 07.06.2018 Karar İçeriği: "...Davacıya tebliğ edilen 17.01.2017 tarihli fesih bildiriminde özetle: "...iş akdinizin 19.02.2017 tarihinde 4857 sayılı İş Kanununun 17. Ve 18. Maddeleri uyarınca geçerli nedenle ve yasal haklarınız ödenerek feshedilmesine karar verilmiştir" denilmektedir. ... Somut olayda, davalı işverenin feshin yazılı koşullarını yerine getirdiğini kabul etmek mümkün değildir. Davacı işçiye tebliğ edilen fesih bildirimi içeriğinde, feshin nedenine ya da gerekçesine yönelik olarak herhangi bir açıklama yer almamaktadır. Oysa, İş Kanununun 19/1. maddesine göre; işveren fesih bildirimini yazılı olarak yapmak ve fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde belirtmek zorundadır. Fesih aşamasında işçiye bildirilmeyen fesih nedeninin, sonradan yargılama aşamasında ileri sürülmesi ya da ispatlanması mümkün değildir.".

İşverenin "Hizmetinize İhtiyaç Duyulmaması" Nedeniyle Feshi

Künye: YARGITAY, 9. HUKUK DAİRESİ, E. 2022/6515, K. 2022/7055, T. 06.06.2022 Karar İçeriği: "...Davacıya aynı tarihte tebliğ edilen 18/07/2016 tanzim tarihli yazılı fesih bildiriminde: "Genel Müdürlük Makamının 18/07/2016 tarihli onayı ile hizmetinize ihtiyaç duyulmaması nedeniyle iş sözleşmenizin 18/07/2016 tarihi mesai bitimi itibariyle yasal haklarınız ödenmek suretiyle feshedilmesine karar verilmiştir." denildiği ancak fesih sebebinin yeterli açıklıkta olmadığı tespit edilmiştir. Feshe dayanak yapılan 18/07/2016 tarihli makam onaylı yazının incelenmesinde, soyut olarak ekli listede isimleri yer alan çalışanların hizmetlerine ihtiyaç duyulmaması nedeniyle iş akdinin öngörüldüğü, yine aynı tarihli ve Genel Müdür Yardımcısı imzalı onaya hazırlık yazısında ekli tabloda yer alan çalışanların yeterli verimi olmadığının değerlendirildiği görülmekte olup bu haliyle davacının iş akdinin feshinde haklı nedene değil geçerli nedene dayanıldığı anlaşılmaktadır."

Sebepsiz İstifanın Mahkemede Somutlaştırılabilmesi

Künye: YARGITAY, 9. HUKUK DAİRESİ, E. 2010/30912, K. 2010/25745, T. 2010 Karar İçeriği: "İstifa belgesindeki ifadenin genel bir içerik taşıması durumu da, işçinin dava dilekçesinde somut sebepleri belirtmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır. Bu halde de istifanın ardındaki gerçek durum araştırılmalıdır. Somut olayda davacı 21.03.2003 tarihinde işverene sunduğu dilekçe ile herhangi bir gerekçe göstermeden görevinden ayrılmak istediğini belirtmiştir. ... Davacı istifa dilekçesinde sebep göstermemiş ise de istifa iradesi ödenmeyen fazla çalışma ve ulusal bayram, genel tatil ücret alacakları ve sigortalılık süresinin eksik bildirilmesine ilişkin olup dava dilekçesinde bu somut sebepleri açıklamış ve tanıklarda bu hususları doğrulamışlardır. Bütün bu açıklamalar karşısında davacının iş sözleşmesini 4857 sayılı İş kanununun 24. maddesi çerçevesinde haklı nedenlerle feshettiği anlaşılmakta olup kıdem tazminatının kabulü gerekirken yazılı nedenlerle reddedilmesi hatalıdır.".

İstifada İrade Fesadı İddiasının İspat Yükü

Künye: YARGITAY, 9. HUKUK DAİRESİ, E. 2022/4884, K. 2022/5756, T. 10.05.2022 Karar İçeriği: "...Diğer taraftan, işçinin el yazısını ve imzasını içeren bir istifa dilekçesinin varlığı hâlinde, öncelikle işçinin irade fesadı hallerinden birini ileri sürerek bu belgenin geçersizliği iddiasında bulunup bulunmadığı yahut belgedeki imzayı inkar edip etmediği üzerinde durulmalı, böyle bir iddianın varlığı hâlinde bu iddianın gerçek olup olup olmadığı araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmelidir. ... Bir başka anlatımla, işçi tarafından el yazılı istifa dilekçesindeki imzanın inkâr edilmediği ve genel geçer bir ifade kullanılmaksızın fesih sebebinin açıkça belirtildiği hallerde, farklı bir değerlendirme yapma gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Bu noktada artık işçinin istifa dilekçesinde ortaya koyduğu fesih sebebinin işçinin gerçek iradesini yansıttığı kabul edilmeli, sözleşmeyi fesheden tarafın bildirdiği fesih sebebi ile bağlı olduğu yönündeki kurala uygun bir sonuca varılmalıdır.".

Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

Çalışmakta olduğum işimden gördüğüm lüzum üzerine istifa ediyorum, şeklinde dilekçe veren işçi, dava dilekçesinde haklı fesih sebepleri bildirebilir mi?

Çalışmakta olduğum işimden gördüğüm lüzum üzerine istifa ediyorum şeklinde dilekçe vermek, işçinin fesih (istifa) iradesini açıklarken herhangi bir somut sebep sunmadan, sözleşmeyi sonlandırdığını bildiren genel bir ifadedir. Yargıtay'a göre bu ifade kesin bir aleyhe delil değildir; işçi sonradan gerçek durumu ispat edebilir.


Gördüğüm lüzum üzerine istifa etmek ne demek?

İş akdini haklı veya haksız somut bir dayanak göstermeden sona erdirme arzusunun genel bir ibareyle açıklanmasıdır.


Hangi durumlarda istifa edince tazminat alınır?

İşçi ancak 4857 sayılı İş Kanunu'nun 24. maddesinde belirtilen haklı nedenlerden (sağlık, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller, ücretin ödenmemesi vb.) biriyle ayrılırsa veya Mülga 1475 sayılı Kanun m. 14'te yer alan muvazzaf askerlik, evlilik (kadın işçi için) veya emeklilik yaşı/primi gibi şartları tamamladığında tazminata hak kazanır.


Kendin işten çıkarsan tazminat alır mısın?

Haklı bir sebep olmadan (sadece kendi isteğiyle) çıkan işçi kıdem ve ihbar tazminatı alamaz. Ancak yukarıda bahsedilen haklı nedenlerden birini ispat ederse alabilir.


İstifa etmediğim halde istifa gösterilirse ne olur?

İşverenin irade fesadı (baskı, kandırma) ile istifa dilekçesi alması halinde buna gerçek bir istifa denilemez; bu durumda feshin işverence gerçekleştirildiği kabul edilir. İşçi işe iade davası açabileceği gibi ihbar ve kıdem tazminatlarını talep edebilir.


Kendi isteğiyle işten ayrılan işçinin hakları nelerdir? / Kendi isteğiyle işten ayrılan işçi hangi hallerde tazminat alabilir?

Kendi isteğiyle sebepsiz ayrılan işçi kıdem ve ihbar tazminatı alamaz. Ancak çalışma dönemi içinde hak kazandığı ancak kullanamadığı yıllık izin ücretlerini, ödenmemiş fazla mesai, hafta tatili, genel tatil (UBGT) ücretlerini ve diğer haklarını talep etme hakkı her zaman saklıdır.


İş yerinden ayrılma nedenine ne yazılır? / İşten ayrılma sebebi ne yazılmalı?

Eğer işverenin ücreti ödememesi, veya fazla mesaileri vermemesi gibi bir haklı neden varsa bu açıkça 4857 sayılı İş Kanunu madde 24'e dayandırılarak yazılmalıdır. Somut sebep yoksa genel içerikli "gördüğüm lüzum üzerine" yazılabilir.


İş yerinden çıkmak istiyorum nasıl tazminat alınır? / İş yerinden çıkmak istiyorum ne yapmalıyım?

İşyerinden tazminat alarak çıkmak için işverenin yasal yükümlülüklerini (ücret ödememe vb.) ihlal ettiğini belgelemeli ve İş Kanunu m. 24 uyarınca iş sözleşmesini haklı nedenle derhal feshetmelisiniz. Bu fesih işlemini yazılı olarak ve tercihen noter kanalıyla yapmanız ispat açısından önemlidir.


Özel sektörde nasıl istifa edilir?

Özel sektörde istifa, işçinin işverene yazılı bir dilekçe vererek bildirim süresine (ihbar öneli) uymasıyla veya haklı nedenle derhal işi bırakmasıyla gerçekleşir.


İşçi aniden işi bırakırsa ne olur?

İş sözleşmesini bildirim süresi (ihbar öneli) vermeksizin haklı bir sebep olmadan fesheden işçi (istifa), karşı tarafa (işverene) ihbar tazminatı ödemek zorunda kalabilir.


İş yerinden ayrılmak için haklı sebepler nelerdir?

İş Kanunu m. 24'te sayılan; sağlık sebepleri, ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan haller (ücretin kanun veya sözleşme şartlarına göre ödenmemesi, cinsel taciz, şeref ve namusa dokunacak sözler) ve zorlayıcı sebeplerdir.


İş yerine gitmeden istifa edilir mi? / E-devletten istifa edilir mi? / Noterden istifa etmek yasal mıdır?

İş Kanunu feshin noter vasıtasıyla yapılmasına imkan tanır; işyerine gitmeden noter ihtarnamesi yoluyla istifa edilebilir. E-Devlet üzerinden özel sektör için istifa işlemi bulunmamaktadır. Noter ihtarnamesi ile istifa etmek hukuken ispatı kolay yöntemdir. Aynı zamanda temerrüt tarihini de başlatır.


İşveren istifayı reddedebilir mi?

İstifa, bozucu yenilik doğuran tek taraflı bir hak olduğundan karşı tarafın (işverenin) kabulüne gerek yoktur; karşı tarafa ulaşmasıyla sonuç doğurur.


Haklı istifa nasıl yapılır?

İşçi, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 24. maddesindeki sebepleri dilekçesine yazarak veya "gördüğüm lüzum üzerine haklı nedenle feshediyorum" şeklinde bir dilekçe yazarak ve bunu mahkeme aşamasında kanıtlayarak iş sözleşmesini haklı nedenle derhal feshebilir.


İşyeri çıkışımı vermiyor ne yapmalıyım?

İstifa iradesi, bozucu yenilik doğuran tek taraflı bir hak olduğundan karşı tarafa ulaştığı an hukuki sonuçlarını doğurur ve iş sözleşmesi yasal olarak sona ermiş sayılır. Ancak iş hukuku uygulamasında, bazı işverenlerin işçinin sunduğu istifa dilekçesini kabul etmekten imtina ettiği, teslim almadığı veya imha ederek işçinin haklı bir nedeni olmaksızın işe gelmediği yönünde haksız devamsızlık tutanakları düzenlediği sıklıkla görülmektedir. Bu usulsüz süreç doğrultusunda işçinin SGK işten çıkış kodunun "devamsızlık" gerekçesiyle bildirildiği vakalar mevcuttur. İşveren tarafından tek taraflı olarak sisteme girilen SGK çıkış kodları veya sonradan düzenlenen devamsızlık tutanakları, işçi açısından kesin ve bağlayıcı bir hüküm teşkil etmez. İşçi; istifa iradesini, varsa haklı nedenlerini ve ayrılma niyetini yasal yollarla (özellikle noter kanalıyla gönderilen ihtarname, e-posta veya yazılı evrak teslim kayıtları ile) muhataba ulaştırdığını belgelediği takdirde, işverenin sonradan oluşturduğu devamsızlık iddiaları hukuken geçersiz kalacaktır. Olası bir yargılama aşamasında, feshin gerçek mahiyeti ve işverenin usulsüz çıkış bildirimi, tanık anlatımları dahil her türlü hukuki delille mahkeme huzurunda ispatlanabilir.


İstifa eden kişi kaç gün çalışmak zorunda? / İstifa ettim 15 gün çalışmak zorunda mıyım?

İhbar öneli, 4857 sayılı İş Kanunu madde 17'de düzenlenmiştir. Çalışma süresi 6 aydan az ise 2 hafta (14 gün), 6 ay-1,5 yıl arası ise 4 hafta, 1,5-3 yıl arası ise 6 hafta, 3 yıldan fazla ise 8 hafta çalışmak (bildirim süresi) zorundadır. Ancak haklı nedenle fesihte ihbar süresinin beklemesi gerekmemektedir.


İşten ayrılırken tazminat almak için ne yapmalı?

Haklı nedenle ayrıldığınızı ispat edecek bilgi ve belgeleri, ödenmemiş alacakları (ücret, fazla mesai) mahkeme aşamasında sunarak tazminat alınabilir.


İstifa yazmazsam ne olur?

Sözleşmeyi feshettiğinizi (istifa ettiğinizi) bildirmezseniz ve işe gitmezseniz, işveren İş Kanunu m. 25/II-g uyarınca haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına 2 işgünü devamsızlık yapmanız nedeniyle iş sözleşmenizi tazminatsız olarak feshedebilir. Ancak işçinin haklı nedele eylemli feshi durumu mahkeme aşamasında ispat edilirse kıden tazminatına hak kazanılır, aynı zamanda ihbar tazminatı da ödemek zorunda kalınmaz.


Sonuç ve Değerlendirme

Özetlemek gerekirse, iş hukukunda "gördüğüm lüzum üzerine" ibaresi, tarafların hak ve borçlarını doğrudan etkileyen iki ucu keskin bir yasal argümandır. Yargıtay, işçinin bu matbu ifadeyi kullanmasını kesin bir hak feragati olarak görmemekte; dilekçedeki muğlaklığın arkasındaki gerçek fesih saikinin mahkemece araştırılması gerektiğini kabul etmektedir. Bu bakımdan, kendi isteğiyle işten ayrılan işçinin hakları ve kıdem tazminatına hak kazanıp kazanamayacağı uyuşmazlığı, yalnızca istifa dilekçesindeki kelimelere göre değil, işyerinde yaşanan fiili hak ihlallerinin dava aşamasında hukuka uygun delillerle ispatlanıp ispatlanamadığına göre şekillenir.  

İşveren açısından ise kanunun getirdiği şekil şartları son derece katıdır ve herhangi bir esnekliğe pay bırakmaz. Fesih bildiriminde açık, kesin ve somut bir gerekçe sunulmadan, sadece "görülen lüzum üzerine" denilerek yapılan fesihler, feshin geçersizliği ve işe iade davalarının işveren aleyhine sonuçlanmasına yol açar. Yargılama aşamasında sonradan gerekçe üretme yasağı sebebiyle işverenler, boşta geçen süre ücreti ve işe başlatmama tazminatı gibi ağır mali yüklerle karşı karşıya kalabilmektedir. Dolayısıyla, işten ayrılırken tazminat hakkını korumak isteyen işçilerin ve usulsüz fesih riskini asgariye indirmek isteyen işverenlerin, yasal usullere tam uyumlu hareket etmesi gerekir. İş hukukunun bu karmaşık ve teknik yapısı göz önüne alındığında, sürecin en başından itibaren alanında uzman iş hukuku avukatı rehberliğinde yürütülmesi, tarafların telafisi imkânsız hak kayıpları yaşamasını engelleyecektir.  


Yasal Uyarı

Bu internet sitesinde yer alan makale ve tüm alt içerikler, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla kaleme alınmıştır. Sitede sunulan hukuki incelemeler, açıklamalar ve emsal yargı kararları hiçbir şekilde hukuki mütalaa, yasal tavsiye veya avukat-müvekkil ilişkisi kurulması amacına yönelik bir danışmanlık hizmeti teşkil etmez. Her hukuki uyuşmazlığın kendine özgü dinamikleri, somut özellikleri ve şartları bulunduğundan, paylaşılan bilgilerin güncel mevzuat ve yargı içtihatları çerçevesinde profesyonel bir değerlendirmeye tabi tutulması elzemdir. Bu dokümandaki verilerin doğrudan ya da dolaylı kullanımından ötürü oluşabilecek herhangi bir hak kaybından veya zarardan yazar ya da ilgili hukuk bürosu sorumlu tutulamaz. Hak kayıplarının önlenmesi adına, karşılaşılan hukuki problemlerde profesyonel bir avukattan hukuki yardım alınması önemle tavsiye edilir.  



bottom of page
×
🚨

ÖNEMLİ GÜVENLİK UYARISI

Son günlerde kendilerini Avukat, Uzlaştırmacı veya Adliye Personeli olarak tanıtan dolandırıcıların, büromuz avukatlarının adını ve sicil bilgilerini kullanarak vatandaşlarımızı aradığı tespit edilmiştir.

"Hakkınızda dava, icra veya uzlaştırma dosyası var" diyerek sizden para veya İBAN talep eden kişilere kesinlikle itibar etmeyiniz.

Büromuz hiçbir şekilde telefon üzerinden sizden para talep etmez. Dosyalarınızı lütfen yalnızca resmi e-Devlet (UYAP) sistemi üzerinden kontrol ediniz.