top of page

İş Kanunu Madde 2: Tanımlar (Yargıtay Kararlı)

  • Yazarın fotoğrafı: Av. Yunus Emre Aydın
    Av. Yunus Emre Aydın
  • 8 Tem
  • 14 dakikada okunur
İş Kanunu Madde 2: Tanımlar (Güncel Metin) ve Emsal Yargıtay Kararları İş Hukuku Avukatı

4857 Sayılı İş Kanunu Madde 2 Nedir ve Neleri Kapsar?

4857 sayılı İş Kanunu'nun 2. maddesi, iş hukukunun temel kavramları olan işçi, işveren, iş ilişkisi ve işyeri kavramlarını tanımlayarak kanunun uygulama zeminini netleştirmektedir.


Maddeye göre, bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, bu kişiyi çalıştıran gerçek veya tüzel kişilere işveren, aralarındaki bağa ise iş ilişkisi denir.


İşyerinin tanımı geniş tutulmuş olup, mal veya hizmet üretilen asıl yerlerin yanı sıra bu yerlere bağlı eklentiler, dinlenme, yemek, uyku alanları ve araçlar da işyerinden sayılmış ve bir bütün olarak kabul edilmiştir.

İşveren adına hareket eden ve yönetimde görev alan kişiler işveren vekili olarak tanımlanmış, bu kişilerin işlemlerinden doğrudan işverenin sorumlu olduğu belirtilmiştir.


Ayrıca madde, asıl işveren-alt işveren (taşeron) ilişkisinin hukuki çerçevesini çizerek, asıl işverenin alt işverenin işçilerine karşı müşterek sorumluluğunu düzenler. Alt işveren ilişkisinin muvazaalı (danışıklı) kurulması, asıl işin bölünerek alt işverene verilmesi veya işçilerin haklarının kısıtlanması kesinlikle yasaklanmış olup, aksi durumda alt işveren işçilerinin baştan itibaren asıl işverenin işçisi sayılacağı hüküm altına alınmıştır.


Maddenin devamında, kamu kurum ve kuruluşlarında veya bunların ortaklıklarında hizmet alımı yoluyla yükleniciler aracılığıyla çalıştırılan işçilerin kadro, pozisyon veya mali hak taleplerine ilişkin kısıtlamalar ve ihale mevzuatı kapsamındaki özel şartlar detaylandırılmıştır.


İş Kanunu Madde 2 Güncel Metni

Madde 2 - Bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir. İşveren tarafından mal veya hizmet üretmek amacıyla maddî olan ve olmayan unsurlar ile işçinin birlikte örgütlendiği birime işyeri denir.

İşverenin işyerinde ürettiği mal veya hizmet ile nitelik yönünden bağlılığı bulunan ve aynı yönetim altında örgütlenen yerler (işyerine bağlı yerler) ile dinlenme, çocuk emzirme, yemek, uyku, yıkanma, muayene ve bakım, beden ve meslekî eğitim ve avlu gibi diğer eklentiler ve araçlar da işyerinden sayılır.

İşyeri, işyerine bağlı yerler, eklentiler ve araçlar ile oluşturulan iş organizasyonu kapsamında bir bütündür.

(Ek fıkra: 23/7/2010-6009/48 md.; Mülga dördüncü fıkra: 20/6/2012-6331/37 md.)

İşveren adına hareket eden ve işin, işyerinin ve işletmenin yönetiminde görev alan kimselere işveren vekili denir. İşveren vekilinin bu sıfatla işçilere karşı işlem ve yükümlülüklerinden doğrudan işveren sorumludur.

Bu Kanunda işveren için öngörülen her çeşit sorumluluk ve zorunluluklar işveren vekilleri hakkında da uygulanır. İşveren vekilliği sıfatı, işçilere tanınan hak ve yükümlülükleri ortadan kaldırmaz.

Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.

Asıl işverenin işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak çalıştırılmaya devam ettirilmesi suretiyle hakları kısıtlanamaz veya daha önce o işyerinde çalıştırılan kimse ile alt işveren ilişkisi kurulamaz. Aksi halde ve genel olarak asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı işleme dayandığı kabul edilerek alt işverenin işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılarak işlem görürler. İşletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler dışında asıl iş bölünerek alt işverenlere verilemez.

(Ek fıkra: 1/7/2006-5538/18 md.) Kanuna veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesine dayanılarak kurulan kamu kurum ve kuruluşları ile bunların doğrudan veya dolaylı olarak sermayesinin en az yüzde ellisine sahip oldukları ortaklıklarda, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu veya diğer kanun hükümleri çerçevesinde, hizmet alımı amacıyla yapılan sözleşmeler gereğince, yüklenici aracılığıyla çalıştırılanlar, bu şekilde çalışmış olmalarına dayanarak;1

a) Bu kurum, kuruluş ve ortaklıklara ait kadro veya pozisyonlara atanmaya,

b) Bu kurum, kuruluş ve ortaklıklara ait işyerlerinin kadro veya pozisyonlarında çalışanlar için toplu iş sözleşmesi, personel kanunları veya ilgili diğer mevzuat hükümlerine göre belirlenen her türlü malî haklar ile sosyal yardımlardan yararlanmaya,

hak kazanamazlar.

(Ek fıkra: 1/7/2006-5538/18 md.) Sekizinci fıkrada belirtilen işyerlerinde yükleniciler dışında kalan işverenler tarafından çalıştırılanlar ile bu işyerlerinin tâbi oldukları ihale mevzuatı çerçevesinde kendi nam ve hesabına sözleşme yaparak üstlendiği ihale konusu işte doğrudan kendileri çalışanlar da aynı hükümlere tâbidir. Sekizinci fıkrada belirtilen kurum, kuruluş veya ortaklıkların sermayesine katıldıkları ortaklıkların kadro veya pozisyonlarında çalışan işçilerin, ortak durumundaki kamu kurum, kuruluş veya ortaklıkların kadro veya pozisyonlarına atanma ya da bu kurum, kuruluş veya ortaklıklarda geçerli olan malî haklar ile sosyal yardımlardan yararlanma talepleri hakkında da sekizinci fıkra hükümleri uygulanır.

Hizmet alımına dayanak teşkil edecek sözleşme ve şartnamelere;

a) İşe alınacak kişilerin belirlenmesi ve işten çıkarma yetkisinin kamu kurum, kuruluşları ve ortaklıklarına bırakılması,

b) Hizmet alım sözleşmeleri çerçevesinde ya da geçici işçi olarak aynı iş yerinde daha önce çalışmış olanların çalıştırılmasına devam olunması,

yönünde hükümler konulamaz.


İş Kanunu Madde 2 Emsal Yargıtay Kararları

Her İhale Dönemi İçin Kurulan Asıl İşveren Alt İşveren İlişkisinin Geçersiz veya Muvazaaya Dayandığına İlişkin Tespitin Önceki ve Sonraki İhale Dönemleri Bakımından Sonuç Doğurmayacağı

Yargıtay, 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/9372, K. 2026/344, T. 19.01.2026: "Dairemizin yerleşik uygulamasına göre bir ihale dönemi için kurulan asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaaya dayanması, önceki ve sonraki ihale dönemleri bakımından bir sonuç doğurmaz. Her ihale sözleşmesi kendi dönemi ve şartlarında değerlendirmeye tâbi tutulmalıdır. Başka bir anlatımla, önceki ihale sözleşmelerinin muvazaalı olması, sonrakilerin de aynı şekilde muvazaaya dayandığını göstermez. Daha sonra yapılan sözleşmenin ayrıca muvazaa yönünden değerlendirmeye tâbi tutulması gerekir. Bu sebeple davalı tarafından yapılan sözleşmelerin muvazaalı olduğuna ilişkin kesinleşmiş yargı kararları sadece muvazaalı olduğu tespit edilen ihale dönemlerini bağlayacak olup önceki ve sonraki ihale dönemleri bakımından muvazaa araştırması yeniden yapılmalıdır. Bu duruma göre de kesinleşmiş muvazaa tespitine dayanılarak tespit döneminin dışında kalan ihale dönemleri için de herhangi bir inceleme yapılmaksızın muvazaanın kabul edilmesi doğru değildir. Bu sebeple muvazaaya dayalı olduğu ileri sürülen asıl işveren alt işveren ilişkisinde, her ihale dönemi bakımından muvazaa olgusunun ayrı ayrı ispatı gerekirken asıl işveren alt işveren ilişkisinin unsur eksikliği nedeniyle geçersizliğinde her ihale dönemi bakımından ayrı ayrı geçersizliğin tespitine ihtiyaç yoktur. Çünkü unsur eksikliği nedeniyle geçerlilik şartlarının yokluğu, yeni bir durum ortaya çıkmadıkça sonraki dönemlerde de etkisini gösterir."

Asıl İşveren Alt İşveren İlişkisinin Kanunda Belirlenen Unsurlardan Birinin Yokluğu Sebebiyle Geçersiz Olması ile Muvazaa Nedeniyle Geçersizliğinin Birbirinden Ayrılması Gerektiği

YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ, E. 2025/5716, K. 2025/7076, T. 29.09.2025 "davacının çalıştığı kırma eleme bölümündeki hizmet alım sözleşmelerinin muvazaa nedeniyle geçersiz olduğunun sübut bulduğunu... davacının çalıştığı hizmet alım işinin üretimi aksatmayacak durumda olan yardımcı bir iş olduğunu, yardımcı işin alt işverene verilmesinde muvazaalı bir asıl işveren alt işveren ilişkisinden söz edilmeyeceğini... Asıl işveren alt işveren ilişkisi esas itibarıyla konusu iş görme olan borçlar hukuku sözleşmesinin iş hukukuna yansımasıdır... Görüldüğü gibi 4857 sayılı Kanun’un 2/7 hükmünde asıl işveren alt işveren ilişkisinin geçerli olarak kurulmasına ilişkin koşullara yer verildiği hâlde sekizinci fıkrada özel muvazaa kriterlerine yer verilerek muvazaalı asıl işveren alt işveren ilişkisinin sonuçları belirlenmiştir. Bu durumda asıl işveren alt işveren ilişkisinin, Kanun’da belirlenen unsurlardan birinin yokluğu sebebiyle geçersiz olması ile muvazaa nedeniyle geçersizliğini birbirinden ayırmak gerekmektedir."

Asıl İşverenin Kendi Faaliyet Alanındaki Asıl İşin Teknolojik Uzmanlık Olmaksızın Alt İşverene Devri Muvazaalıdır

Yargıtay, 9. Hukuk Dairesi, E. 2016/29593, K. 2017/13639, T. 19.09.2017: "Uyuşmazlık davalılar arasındaki hukuki ilişkinin muvazaalı olup, olmadığı noktasnda toplanmaktadır. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6 maddesi uyarınca, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur”. Keza aynı maddenin 7. fıkrasına göre, “Asıl işverenin işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak çalıştırılmaya devam ettirilmesi suretiyle hakları kısıtlanamaz veya daha önce o işyerinde çalıştırılan kimse ile alt işveren ilişkisi kurulamaz. Aksi halde ve genel olarak asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı işleme dayandığı kabul edilerek alt işverenin işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılarak işlem görürler. İşletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler dışında asıl iş bölünerek alt işverenlere verilemez”. Bu düzenlemelere göre alt işverene verilen iş, işyerinde mal veya hizmet üretiminin yardımcı işlerinden olmalıdır. Asıl işin bölünerek alt işverene verilmesi durumunda ise, verilen iş işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren bir iş olmalıdır. Asıl alt işveren ilişkisinin gerçekleşmesi için, asıl işverenin mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işi ya da asıl işin bir bölümünü alt işverene vermesi gerekir. Verilen iş, mal veya hizmet üretimine ilişkin olmayan bir iş ise, bu tür bir ilişki doğmaz. Alt işveren işçilerinin bir kısmının, üstlenilen hizmet dışında asıl veya yardımcı başka işte çalıştırılmaları, asıl-alt işveren arasındaki sözleşmeyi muvazaalı hale getirmez. Sadece başka işte çalıştırılan işçi açısından asıl alt işveren ilişkisinin unsurlarının bulunmadığı kabul edilmelidir. Alt-asıl işveren arasındaki ilişki, niteliğine göre, eser, taşıma, kira gibi sözleşmelere dayanır. Alt işveren üstlendiği işi sözleşme koşulları doğrultusunda, ama kendi adına ve bağımsız bir biçimde yürütür. Çalıştırdığı işçilerle kendi adına iş sözleşmesi yapar; gerekli talimatları verir; işçilere ücretlerini kendisi öder; ücret bordrolarını düzenler; SSK primlerini yatırır. Bir asıl işin, yasa kapsamında işveren tarafından alt işverene verilmesinin düzenlenmesi, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2/7 maddesi ve Borçlar Kanunu’nun ilgili hükümleri uyarınca muvazaa iddialarının araştırılmasına engel teşkil etmez. Söz konusu hükümde sayılan işlerin alt işverene verilmesine dayanılarak iş sözleşmesinin feshi, muvazaa iddiasının ispatı hâlinde geçersiz olacaktır. Muvazaa, Borçlar Kanununda düzenlenmiş olup, tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacıyla ve kendi gerçek iradelerine uymayan ve aralarında hüküm ve sonuç meydana getirmesi arzu etmedikleri görünüşte bir anlaşma olarak tanımlanabilir. Üçüncü kişileri aldatmak kastı vardır ve sözleşmedeki gerçek amaç gizlenmektedir. Muvazaanın ispatı genel ispat kurallarına tabidir. İşverenler arasında muvazaalı biçimde asıl işveren alt işveren ilişkisi kurulmasının önüne geçilmek istenmiş ve 4857 sayılı İş Kanununun 2/7 maddesinde bu konuda bazı muvazaa kriterlerine yer verilmiştir. Bu kriterler, asıl işveren işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak çalıştırılmaya devam ettirilmesi sureti ile haklarının kısıtlanması veya daha önce o işyerinde çalıştırılan kimse ile alt işveren ilişkisinin kurulması olarak belirtilmiştir. Asıl işveren ve alt işveren arasındaki sözleşmenin muvazaalı olması halinde, alt işveren işçisi, aynı madde uyarınca başlangıçtan itibaren asıl işveren işçisi sayılacaktır. Böyle bir durumda işe iade isteyen alt işveren işçisinin asıl işveren işyerine işe iadesine karar verilmesi gerekir. Zira, alt işveren gerçekte işveren değildir ve işveren sıfatı bulunmamaktadır. Tarafların gerçek iradeleri işçi temini olduğu halde, bunu bir asıl işveren alt işveren ilişkisi olarak göstermişlerse muvazaalı bir hukuki işlem söz konusudur. Asıl işveren işçilerinin hakları kısıtlanarak alt işveren işçisi olarak çalıştırılması, hangi alt işverenle çalıştıklarını bilmemesi gibi bulgular bu ilişkinin muvazaalı olduğuna işaret eden diğer özelliklerdir. Asıl-alt işveren ilişkisinde ilişkinin muvazaalı veya yasadaki unsurları taşıyıp taşımadığının belirlenmesinde; Biri asıl diğer hukuksal ve ekonomik bağımsızlık ile ayrı bir iş organizasyonuna sahip iki ayrı işverenin bulunup bulunmadığı, Alt işveren işçilerinin sadece asıl işverenden alınan iş kapsamında çalıştırılıp çalıştırılmadıkları, Alt işverene verilen işin, işyerinde asıl işveren tarafından yürütülen mal veya hizmet üretimine ilişkin asıl işin, yardımcı işlerinden olup olmadığı, Alt işverene verilen işin işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren bir iş olup olmadığı; Alt işverenin daha önce o işyerinde çalıştırılan bir kişi olup olmadığı; Alt işverenin işe uygun yeterli ekipman ile tecrübeye sahip olup olmadığı; İstihdam edeceği işçilerin niteliklerinin yapılacak işe uygun olup olmadığı; Alt işverene verilen işte, asıl işveren adına koordinasyon ve denetimle görevlendirilenlerden başka asıl işverenin işçisinin çalışıp çalışmadığı; Yapılan alt işverenlik sözleşmesinin iş hukukunun öngördüğü kamusal yükümlülüklerden kaçınmayı amaçlayıp amaçlamadığı; Yapılan alt işverenlik sözleşmesinin işçilerin iş sözleşmesi, toplu iş sözleşmesi yahut mevzuattan kaynaklanan bireysel veya kolektif haklarını kısıtlamaya ya da ortadan kaldırmaya yönelik yapılıp yapılmadığı, Hususlarının araştırılması ve irdelenmesi gerekir. Alt işveren işçilerinin bir kısmının, üstlenilen hizmet dışında asıl veya yardımcı başka işte çalıştırılmaları, asıl-alt işveren arasındaki sözleşmeyi muvazaalı hale getirmez. Sadece başka işte çalıştırılan işçi açısından asıl alt işveren ilişkisinin unsurlarının bulmadığı kabul edilmelidir. Bir alt işveren, bir asıl işverenden sözleşme ile üstlendiği mal veya hizmet üretimi için belirli bir organizasyona, uzmanlığa ve hukuksal bağımsızlığa sahip değilse, kısaca üretim ya da hizmet sunumuna ilişkin ekonomik faaliyetin bağımsız yönetimini üstlenmemişse asıl işveren alt işveren ilişkisinden çok olayda, asıl işverene işçi temini söz konusu olacaktır (Yargıtay 9 HD'nin, 2015/23614 E-27096 K sayılı ilamı). Dosya içeriğine göre, davacı, davalı ...'ye (davalı ... Endüstri AŞ bundan böyle ... olarak anılacaktır.) ait işyeri olan tersanede, ...'nin üstlendiği 3. Boğaz Köprüsü'nün çelik tabliyelerinin imalat işlerinde kaynak, taşlama ve montaj işçisi olarak çalışmıştır. Davalılar arasındaki "İstisna Akdi" başlıklı Sözleşme'nin 9.1 ve alt bentlerinde; ... tarafından kaynak makinesi, kaynak kablosu, oksijen takımı, taş motoru, gerekli olduğu taktirde iskelelik malzeme, kaldırma ve taşıma araç gereçlerini ve ayrıca bir defaya mahsus olmak üzere kaynak maskesi, maske camı, oksijen camı, oksijen gözlüğünün Firma'ya, yani ...-...Mühendislik'e verileceği belirtilmiştir. Davalı ...'nin cevap dilekçesinde de açıkça belirtildiği üzere; ... köprü yapım işini ihale ile yüklenen bir firma olmadığı gibi, söz konusu köprü yapım işinin tüm çelik işlerini alan firma da değildir. Davalı ..., ihale alan firmalardan, köprü yapım işinin bir parçası olan çelik tabliye imalatı işini almış ve bu işi de daha sonrasında diğer davalı ...-...Mühendisliğe vermiştir. Yani kamu makamlarından doğrudan ihale ile iş yüklenmiş değildir. Bu iş davalının da kabulü üzere çelik konstrüksiyon işi olup, cevap dilekçesinde belirtildiği üzere, davalının asıl faaliyet alanı gemi endüstirisinin yanı sıra çelik konstrüksiyon işidir. Buna göre, davalı ....'nin yüklenmiş olduğu asıl işi, alt işverene kendi işyerinde kendi alet ve tesisatı ile gördürmektedir. 4857 sayılı yasanın 2/6. maddesine göre, asıl işin alt işverene gördürülmesi, ancak asıl işin bir bölümü için geçerli olabilir. Ayrıca, asıl işin bölünerek alt işverene verilmesi için, verilen iş, işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren bir iş olmalıdır. Davalı ...'nin faaliyet konusu, işletmenin ve işin niteliği de dikkate alındığında, somut uyuşmazlıkta alt işverene verilebilecek bu nevi bir uzmanlık gerektiren iş bulunmamaktadır. Ayrıca, davalı şirket, yüklendiği işin organizasyonunu ve yönetimini yaptığını, üretimi alt işverenlere yaptırdığını beyan etmiş ise de, anılan madde metninden anlaşılacağı üzere asıl işin tamamının alt işverene verilmesi halinde geçerli bir alt işveren-asıl işveren ilişkisi olmadığı kanaatine varılmıştır. Buna göre davalılar arasındaki alt-asıl işveren ilişkisini muvazaalı olduğu ve davacının baştan itibaren davalı ....'nin işçisi olarak kabul edilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Işe iadenin mali sonuçlarından ise muvazaalı bir hukuki ilişki içerisine giren her iki davalıda müştereken ve müteselsilen sorumlu olacaktır. 4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile; Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,"

Alt İşveren Şirketin Ortaklarının Belediyelerden Oluşması ve Asıl İşverenin Araç Gereçlerinin Kullanılmasının Muvazaa Olgusunu İspata Yeterli Olmadığı

YARGITAY HUKUK GENEL KURULU, E. 2023/247, K. 2023/1083, T. 15.11.2023 "Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarında dava dışı ... İnşaat ve İhtiyaç Maddeleri San. ve Tic. Ltd. Şti. (... Ltd. Şti.) işçisi olarak gösterildiğini... Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtlarına göre ... Ltd. Şti’nin ortaklarının Ardeşen, Güneyce, Kendirli Belediye Başkanlıkları ile ... olduğu... en büyük pay sahipliğinin davalı ... Belediyesine ait bulunduğu görülmüştür. Yargılama sırasında dinlenen tanık beyanlarından iş makinesi yağcısı olan davacının davalı Belediyeye ait bakım ve onarım işlerinde dava dışı ... Ltd. Şti’nin işçisi olarak çalıştığı anlaşılmaktadır. Ancak yukarıda içeriğine yer verilen yasal düzenlemeler karşısında dava dışı şirket işçilerinin davalı Belediyenin faaliyet alanındaki işlerde çalıştırılması, emir ve talimatları davalı ... yetkililerinden almaları, davalı ... işçileri ile benzer işlerde çalıştırılmaları ve dava dışı şirketin davalı Belediyeye ait araç ve gereçleri kullanması muvazaa kriteri olarak değerlendirilmemiştir... davalı ile dava dışı ... Ltd. Şti. arasında kurulan asıl işveren-alt işveren ilişkisi kanuna aykırı olmadığı gibi muvazaaya da dayanmadığı anlaşıldığından davacının muvazaa iddiasına dayalı taleplerinin reddine karar verilmesi gerekmektedir... direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesi gereğince BOZULMASINA"

İşe İade Davasında Husumet Yöneltilmeyen ve Yalnızca Davaya Dahil Edilen Alt İşveren Mali Haklardan Sorumlu Tutulamaz

Yargıtay, 9. Hukuk Dairesi, E. 2016/17156, K. 2016/14403, T. 15.06.2016: "Feshin geçersizliği ve işe iade davasında, asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunduğu takdirde, her iki işverene birlikte dava açılmasında işçi açısından yarar vardır. Muvazaa olmadığı sürece, alt işveren işçisi ile ilgili davada istemin ve verilecek kararın, feshin geçersizliği ve işe iade yönünden alt işveren, ancak feshin geçersizliğine bağlanan işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücretinden her iki işverenin birlikte sorumluluğu kapsamında olması gerekir. Asıl işveren ve alt asıl işveren arasındaki sözleşmenin muvazaalı olması halinde ise, asıl işveren başlangıçtan beri gerçek işveren olduğundan, davanın tarafı asıl işveren olmalıdır. Alt işverenin bu anlamda işverenlik sıfatı bulunmadığından, taraf sıfatı olmayacaktır. Feshin geçersizliği ve işe iade davasının alt ve asıl işveren ilişkisinde, her iki işverene birlikte açılması halinde, davacı işçi alt işveren işçisi olup, iş sözleşmesi alt işveren tarafından feshedildiğinden, feshin geçersizliği ve işe iade yükümlülüğü alt işverenindir. Asıl işverenin iş ilişkisinde, sözleşmede taraf sıfat bulunmadığından, işe iade yönünde bir yükümlülüğünden sözedilemez. Asıl işverenin işe iade kararı sonrası işçinin işe başlamak için başvurması ve alt işverenin işe almamasından kaynaklanan işe başlatmama tazminatı ile dört aya kadar boşta geçen süre ücretinden yukarda belirtilen hüküm nedeni ile alt işverenle birlikte sorumluluğu vardır. Davanın sadece asıl işverene karşı açılması halinde ise, husumetten yanılmaya göre durum değerlendirilmelidir. Asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı olmadığı, kısaca asıl-alt işveren ilişkisi bulunduğu iddia edildiğinde, husumetin tevcihinde hata kabul edilerek, alt işverene dava dilekçesi tebliğ edilerek, davalı taraf olarak davaya kabul edilmelidir. Davacı tarafın muvazaa veya asıl işveren alt işveren ilişkisinin 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2/6-7 maddesindeki koşulları kapsamında kalmadığı iddia edildiğinde ise, davaya asıl işveren bakımında devam edilmeli ve sonuçta muvazaa bulunmadığı, asıl alt işveren ilişkisinin yasaya uygun kurulduğu kabul edildiği takdirde, iş ilişkisinin tarafı olmayan asıl işveren yönünden feshin geçersizliği ve işe iade davasının husumetten reddi gerekir. Dosya içeriğine göre davacının muvazaalı olarak dahili davalı ... şirketinin işçisi olarak çalıştığı ancak davalı ...'nun asıl işinden çalıştığı ve bu nedenle... nezdindeki işine iade kararı isabetli ise de, aleyhine usulüne uygun dava açılmayan, ancak dahili davalı olarak davaya dahil edilen .... aleyhine işe iade kararının mali haklarından sorumlu olacak şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. "

Geçerli Alt İşverenlikte İşe İade Yükümlülüğü Alt İşverene Ait Olsa da Asıl İşveren Mali Haklardan Müteselsilen Sorumludur

Yargıtay, 22. Hukuk Dairesi, E. 2016/33012, K. 2017/306, T. 17.01.2017: "Feshin geçersizliği ve işe iade davasının alt ve asıl işveren ilişkisinde, davacı işçi alt işveren işçisi olup, iş sözleşmesi alt işveren tarafından feshedildiğinden, feshin geçersizliği ve işe iade yükümlülüğü alt işverenindir. Asıl işverenin iş ilişkisinde sözleşmenin taraf sıfat bulunmadığından, asıl işverenin işe iade yönünde bir yükümlülüğünden söz edilemez. Asıl işverenin işe iade kararının mali sonuçlarından yukarıda belirtilen hüküm nedeni ile alt işverenle birlikte müteselsilen sorumluluğu vardır. Somut uyuşmazlıkta, Mahkemece hükmün gerekçesinde davalılar arasında asıl- alt işveren ilişkisinin mevcut olduğunun belirtilmesine rağmen, hükümde davanın davalı ... Emlak Geliştirme ve Yatırım ve Yatırım Ldt. Şti. yönünden husumetten reddine karar verilerek yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sadece davalı ... Hiz. Tur. İnş. Ltd. Şti.'nin sorumlu olduğuna hükmedilmesi, gerekçe ve hüküm uyuşmazlığına neden olduğundan hatalı olup bozmayı gerektirir. Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı İş Kanunun 20.maddesinin 3.fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile:Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,"

Asıl İşverenin İşe İadeye Bağlı Mali Haklardan Alt İşverenle Birlikte Sorumlu Olduğu Dikkate Alınmalıdır

Yargıtay, 9. Hukuk Dairesi, E. 2014/25833, K. 2014/37182, T. 04.12.2014: "Mahkemece feshin geçersizliğine ve davacının alt işveren işyerine işe iadesine karar verilmesi yerindedir. Ancak asıl işverenin, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerden alt işverenle birlikte sorumlu olacağı kuralı dikkate alınmadan ve işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücretinden birlikte sorumlu olduğu gözetilmeden, asıl işveren yönünden davanın reddine karar verilmesi hatalıdır."

Asıl İşverenin Sorumluluğu İşe Başlatmama Tazminatı ve Boşta Geçen Süre Ücretiyle Sınırlı Olup Doğrudan İşe İadeyle Yükümlü Tutulamaz

Yargıtay, 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/2594, K. 2013/1809, T. 28.02.2013: "Dosya içeriğine göre davacının iş sözleşmesinin alt işveren tarafından feshinin geçerli nedene dayanmadığı anlaşıldığından, mahkemece feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmesi yerindedir. Ancak mahkemece davalılar arasında asıl-alt işveren ilişkisi tespit edilmesine rağmen, feshin geçersizliğinin ve işe iadenin alt işveren hakkında kurulmaması, davalı asıl işverenin de sanki bu yönde sorumluluğu var gibi hüküm kurulması hatalıdır. Davalı asıl işverenin, işe iade kararı sonrası işçinin işe başlamak için başvurması ve alt işverenin işe almamasından kaynaklanan işe başlatmama tazminatı ile dört aya kadar boşta geçen süre ücretinden alt işverenle birlikte sorumluluğu ile yetinilmesi gerekir."

Muvazaalı İlişkide İşe İade Doğrudan Asıl İşverene Yapılırken, İşçiyi Yanıltan Alt İşveren de İadenin Mali Haklarından Sorumlu Olur

Yargıtay, 9. Hukuk Dairesi, E. 2014/26696, K. 2014/28669, T. 30.09.2014: "Muvazaa Borçlar Kanununda düzenlenmiş olup, tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacıyla ve kendi gerçek iradelerine uymayan ve aralarında hüküm ve sonuç meydana getirmesi arzu etmedikleri görünüşte bir anlaşma olarak tanımlanabilir. Üçüncü kişileri aldatmak kastı vardır ve sözleşmedeki gerçek amaç gizlenmektedir. Muvazaanın ispatı genel ispat kurallarına tabidir. İşverenler arasında muvazaalı biçimde asıl işveren alt işveren ilişkisi kurulmasının önüne geçilmek istenmiş ve 4857 sayılı İş Kanununun 2/7 maddesinde bu konuda bazı muvazaa kriterlerine yer verilmiştir. Bu kriterler, asıl işveren işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak çalıştırılmaya devam ettirilmesi sureti ile haklarının kısıtlanması veya daha önce o işyerinde çalıştırılan kimse ile alt işveren ilişkisinin kurulması olarak belirtilmiştir. Asıl işveren ve alt işveren arasındaki sözleşmenin muvazaalı olması halinde, alt işveren işçisi, aynı madde uyarınca başlangıçtan itibaren asıl işveren işçileri sayılacaktır. Böyle bir durumda işe iade isteyen alt işveren işçisinin asıl işveren işyerine işe iadesine karar verilmesi gerekir. Zira alt işveren gerçekte işveren değildir ve işveren sıfatı bulunmamaktadır. Ayrıca alt-asıl işveren ilişkisinin yasal unsurları taşıyıp taşımadığı veya muvazaalı olup olmadığı resen gözetilmelidir. Asıl işveren ve alt asıl işveren arasındaki sözleşmenin muvazaalı olması halinde ise, asıl işveren başlangıçtan beri gerçek işveren olduğundan, davanın tarafı asıl işveren olmalıdır. Alt işverenin bu anlamda işverenlik sıfatı bulunmadığından, taraf sıfatı olmayacaktır. Ancak, kanuna aykırı ilişki içine giren ve işçinin yanılmasına sebebiyet veren şirket işe iadenin mali sonuçlarından sorumlu tutulacaktır. Dosya içeriğine göre davalı Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü'nün, Diyarbakır GAP projelerinde çalıştırılmak üzere personel alım işini ihale yolu ile alt işverenlere verdiği anlaşılmaktadır. Davalılar arasındaki hizmet alım sözleşmesi ile teknik şartname incelendiğinde veri hazırlama işinde 12 kişinin çalıştırılmasının kararlaştırıldığı, davacının 07.06.2011-05.02.2013 tarihleri arasında alt işverenler değişmesine karşın davalı idare bünyesinde çalışmaya devam ettiği, sözleşme kapsamı ile hizmet alımından çok işçilik temini yapıldığı, asıl-alt işveren ilişkisinin unsurlarını taşımadığı anlaşıldığından, davacının başlangıçtan beri asıl işveren davalı idarenin işçisi sayılması gerekir. Feshin haklı veya geçerli bir nedene dayanmadığı yönündeki mahkemenin kabulü dosya içeriğine uygun düşmekle birlikte, davacının doğrudan işveren olan davalı İl Gıda Tarım Hayvancılık Müdürlüğü iş yerine işe iadesi ve kanuna aykırı ilişki içine giren ve işçinin yanılmasına sebebiyet veren davalı şirketin de işe iadenin mali sonuçlarından sorumlu tutulması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalıdır."

Yasal Uyarı

Bu sayfada yer alan “İş Kanunu madde 2 Tanımlar” yalnızca bilgilendirme amaçlı olup, hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. İş hukuku süreçleri, süreler ve usul şartları açısından teknik uzmanlık gerektirir. Hak kaybına uğramamak ve uyuşmazlıkları doğru yönetmek adına sürecin uzman bir iş hukuku avukatı ile birlikte yürütülmesi önemle tavsiye olunur.


bottom of page