top of page

İş Kanunu Madde 4: İstisnalar (Yargıtay Kararlı)

  • Yazarın fotoğrafı: Av. Yunus Emre Aydın
    Av. Yunus Emre Aydın
  • 10 Tem
  • 12 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 15 Tem

İş Kanunu Madde 4: İstisnalar (Güncel Metin) İş Hukuku Avukatı

4857 Sayılı İş Kanunu Madde 4 Nedir ve Neleri Kapsar?

4857 sayılı İş Kanunu'nun 4. maddesi, kanun hükümlerinin uygulanmayacağı istisnai işleri ve iş ilişkilerini hukuki bir çerçevede düzenlemektedir.


Bu maddeye göre deniz ve hava taşıma işlerinde, 50 veya daha az işçi çalıştıran tarım ve orman işyerlerinde, aile ekonomisi sınırları içinde kalan tarımsal yapı işlerinde, dışarıdan kimsenin katılmadığı ve sadece 3. dereceye kadar hısımların yer aldığı evlerdeki el sanatları işlerinde bu kanun hükümleri uygulanmaz. Ayrıca ev hizmetleri, çıraklar, sporcular, rehabilite edilenler ve 507 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Kanunu'nun ilgili tanımına uyan üç kişinin çalıştığı işyerleri de kanunun uygulama kapsamı dışındadır.


Maddenin devamında ise bu istisnaların sınırları net bir şekilde çizilerek hangi özel durumların kanun kapsamında olduğu belirtilmiştir. Kıyılarda, liman ve iskelelerdeki yükleme ve boşaltma işleri, havacılığın yer tesislerindeki tüm işler, tarım sanatları ile tarım aleti ve makinesi üreten fabrikalardaki işler ve tarım işletmelerindeki yapı işleri istisna dışı tutularak İş Kanunu'na tabi kılınmıştır.


Benzer şekilde, halkın faydalanmasına açık veya işyeri eklentisi durumundaki park ve bahçe işleri ile Deniz İş Kanunu kapsamına girmeyip tarım işi de sayılmayan, denizlerde çalışan su ürünleri üreticileriyle ilgili işlerin de kanun hükümleri çerçevesinde değerlendirileceği açıkça ifade edilmiştir.


İş Kanunu Madde 4 Güncel Metni

Madde 4 - Aşağıda belirtilen işlerde ve iş ilişkilerinde bu Kanun hükümleri uygulanmaz;

a) Deniz ve hava taşıma işlerinde,

b) 50'den az işçi çalıştırılan (50 dahil) tarım ve orman işlerinin yapıldığı işyerlerinde veya işletmelerinde,

c) Aile ekonomisi sınırları içinde kalan tarımla ilgili her çeşit yapı işleri,

d) Bir ailenin üyeleri ve 3 üncü dereceye kadar (3 üncü derece dahil) hısımları arasında dışardan başka biri katılmayarak evlerde ve el sanatlarının yapıldığı işlerde,

e) Ev hizmetlerinde,

f) (…) çıraklar hakkında,

g) Sporcular hakkında,

h) Rehabilite edilenler hakkında,

ı) 507 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Kanununun 2 nci maddesinin tarifine uygun üç kişinin çalıştığı işyerlerinde.

Şu kadar ki;

a) Kıyılarda veya liman ve iskelelerde gemilerden karaya ve karadan gemilere yapılan yükleme ve boşaltma işleri,

b) Havacılığın bütün yer tesislerinde yürütülen işler,

c) Tarım sanatları ile tarım aletleri, makine ve parçalarının yapıldığı atölye ve fabrikalarda görülen işler,

d) Tarım işletmelerinde yapılan yapı işleri,

e) Halkın faydalanmasına açık veya işyerinin eklentisi durumunda olan park ve bahçe işleri,

f) Deniz İş Kanunu kapsamına girmeyen ve tarım işlerinden sayılmayan, denizlerde çalışan su ürünleri üreticileri ile ilgili işler,

Bu Kanun hükümlerine tabidir.


İş Kanunu Madde 4 Emsal Yargıtay Kararları

Hayvancılık ve Tarım İşlerinde 50'den Az İşçi Çalıştırılan İşyerlerinde İş Kanunu Hükümlerinin Uygulanamayacağı ve Uyuşmazlığın Türk Borçlar Kanunu'na Göre Çözülmesi Gerektiği

YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ, E. 2022/8621, K. 2022/13247, T. 26.10.2022 "Davacının davalı işyerinde 01.....2006- 04.02.2013 tarihleri arasında işçi olarak çalıştığını, ... sözleşmesinin davalı Şirket tarafından haklı neden olmadan feshedildiğini... ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile... alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir... davacının buzağı bakımı ve emzirme işinde çalıştığı bu nedenle çalışmasının 4857 sayılı ... Kanunu’nun... 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde sayılan tarım işine girdiği ve davalı ... yerinde fesih tarihinde... çalışan sayısının 30 işçi olduğu ve bu itibarla 50 işçinin altında olduğunun dosya içeriğinden anlaşıldığı... 4857 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, 50'den az işçi çalıştırılan (50 dâhil) tarım ve orman işlerinin yapıldığı işyerlerinde veya işletmelerinde bu Kanun hükümleri uygulanmaz... Şu hâlde davacının yapmış olduğu ..., 4857 sayılı Kanun'a tabi olmadığına göre uyuşmazlığın davacının davalı işyerinde çalıştığı dönemler de gözetilerek 818 sayılı Borçlar Kanunu ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre çözülmesi gerekmektedir. Bu husus gözetilmeden 4857 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması, kabul şekline göre hatalı olmuştur... Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA".

Hizmet Tespiti Davasının Kesinleşmesinin Tek Başına Çalışmanın İş Kanunu Kapsamında Kaldığı Anlamına Gelmeyeceği ve Ticari Taksilerde Esnaf Kriterlerinin Araştırılması Gerektiği

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1787, K. 2021/733, T. 10.06.2021:"Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; taksi şoförü olan davacı ile araç maliki davalı arasında işçilik alacakları istemli eldeki davada, işyerinin esnaf ve sanatkâr faaliyeti kapsamında kalıp kalmadığı, buradan varılacak sonuca göre mahkemece görev konusunda araştırma yapılmasına gerek olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. (...) Bu kapsamda eldeki davanın açıldığı tarihte 5521 sayılı Kanun yürürlükte olup, anılan Kanun uyarınca 4857 sayılı İş Kanunu’nun 4. maddesinin 1. fıkrasında İş Kanunu kapsamı dışında olduğu belirtilen işlerde çalışanlar ile bunları çalıştıranlar arasındaki uyuşmazlıklarda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) hizmet sözleşmesine ilişkin hükümleri uygulanacağından iş mahkemelerinin değil, genel mahkemelerin görevli olacağı açıktır. Buna karşılık 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ile bu tür uyuşmazlıkların da iş mahkemelerinin görev alanına dâhil edildiği görülmektedir. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 1. maddesinin 2. fıkrası gereğince, 4. maddedeki istisnalar dışında kalan bütün işyerlerine, işverenler ile işveren vekillerine ve işçilerine, faaliyet konularına bakılmaksızın bu Kanunun uygulanacağı belirtilmiş, aynı Kanun’un 4. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinde ise “507 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Kanununun 2 nci maddesinin tarifine uygun üç kişinin çalıştığı işyerlerinde” çalışanlar hakkında bu Kanun hükümlerinin uygulanmayacağı düzenlenmiştir. Buna göre İş Kanunu kapsamı dışında bırakılan esnaf işyerinde çalışanlarla bu kişileri çalıştıranlar arasındaki hukukî ilişkilerde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun hizmet sözleşmesine ilişkin hükümleri uygulanacaktır. 507 sayılı Kanun 21.06.2005 tarihinde Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu’nun 76. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış ve maddenin 2. cümlesi ile diğer kanunların 507 sayılı Kanun’a yaptıkları atıfların 5362 sayılı Kanun’a yapılmış sayılacağı açıklanmıştır. Bu durumda 4857 sayılı Kanun’un 4. maddesinde 507 sayılı Kanun’a yapılan atıf, 5362 sayılı Kanun’a yapılmış sayılmalıdır. Bahsi geçen yeni yasal düzenlemede esnaf ve sanatkâr tanımı değiştirilmiştir. Yeni Kanun’un 3. maddesine göre esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dâhil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak belirtilmiştir. 507 sayılı Kanun’da yazılı olan “geçimini sınırlı olarak kamyonculuk, otomobilcilik ve şoförlükle temin eden kimselerin” sözcüklerine yeni Kanun’da yer verilmemiştir. Yeni Kanun’un değinilen hükmü karşısında 21.06.2005 tarihinden sonraki dönem açısından İş Kanunu’nun kapsamı belirlenirken, “geçimini münhasıran bu işten sağlama” ölçütü dikkate alınmamalıdır. 5362 sayılı Kanun’daki düzenleme ile esnaf ve tacir ayrımında başka ölçütlere yer verilmiş olup, kamyonculuk, otomobilcilik ve şoförlük yapanların da ekonomik sermayesi, kazancının tacir sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olup olmadığı ve vergilendirme usulü ölçütleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerekecektir. 507 sayılı Kanun döneminde esnaf sayılan kamyoncu, taksici, dolmuşçu gibi kişilerin de bu yeni ölçütler çerçevesinde esnaf sayılmama ihtimali ortaya çıkmaktadır. 5362 sayılı Kanun’un 3. maddesinde belirtilen esnaf ve sanatkâr faaliyeti kapsamında kalan işyerinde üç kişinin çalışması hâlinde, 4857 sayılı Kanun’un 4. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendi uyarınca, bu işyeri İş Kanunu’nun kapsamının dışında kalmaktadır. maddede üç işçi yerine “üç kişi”den söz edilmiştir. Bu ifade, işyerinde bedeni gücünü ortaya koyan meslek ve sanat erbabını da kapsamaktadır. İşinde bedeni gücü ile çalışmakta olan esnaf dâhil olmak üzere toplam çalışan sayısının üçü aşması durumunda işyeri 4857 sayılı Kanun’a tabi olacaktır. Yukarıda yer verilen açıklamalar kapsamında somut olay incelendiğinde; davacının davalıya ait ticari takside şoför olarak çalıştığını iddia ettiği sürenin 21.06.2005 tarihinden sonraki döneme ilişkin olduğu ancak davalı işyerinin esnaf kapsamında olup olmadığı, dolayısıyla davada Türk Borçlar Kanunu mu yoksa İş Kanunu hükümlerinin mi uygulanacağı konusunda mahkemece yapılan inceleme ve araştırmanın yeterli olmadığı anlaşılmaktadır. Özel Dairenin göreve ilişkin bozma kararı sonrasında, mahkemece davacının açtığı hizmet tespiti davasında da aynı hizmet sürelerinin kabul edildiği ve ilgili dosyanın kesinleştiği dikkate alınarak bu aşamada artık görev hususunun değerlendirilmesine gerek olmadığı gerekçesiyle direnme kararı verilmişse de; hizmet tespiti davalarının amacının, hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunması olduğundan, tespiti istenen dönemde kişinin sigortalı niteliği taşıyıp taşımadığı araştırılmakta olup, sosyal güvenlik açısından işçinin sigortalı çalıştırılması gerekmekte, ancak işçilik alacakları açısından İş Kanunu kapsamına girip girmemesi ile hizmet tespiti davası arasında bağlantı bulunmamaktadır. Her ne kadar davacının açmış olduğu hizmet tespiti davasının kabulüne karar verilmiş ve karar kesinleşmişse de; hizmet tespiti davasında verilen karar sosyal güvenlik hukuku kapsamında sigortalılık statüsü ile ilgili olup, davacının çalışmalarının İş Kanunu kapsamında kaldığı anlamına gelmemektedir. Bu nedenle öncelikle davalıya ait ticari takside kaç kişinin çalıştığı ve davalının da bedeni gücünü ortaya koyarak çalışmasının bulunup bulunmadığı konusunda tanık beyanları yeterli açıklıkta olmadığından, tanıklar yeniden dinlenerek bu hususların ayrıntılı olarak sorulması; davalının vergilendirilme usulünün tespit edilmesi, dolayısıyla 5362 sayılı Kanun’daki esnaf kriterleri çerçevesinde işyerinin esnaf işyeri olup olmadığının yapılacak ayrıntılı araştırma ile belirlendikten sonra sonuca gidilmesi gerekmektedir. Öyle ise yukarıda belirtilen araştırmalar neticesinde elde edilecek delillerle dosyadaki yer alan diğer deliller birlikte değerlendirilerek taraflar arasındaki ilişkinin hangi Kanun kapsamında kaldığı belirlenmelidir."

Üç Kişiden Az Çalışanı Bulunsa Dahi İşverenin Bizzat Bedeni Gücüyle Çalışmaması Halinde Esnaf Sayılamayacağı ve Uyuşmazlığın İş Mahkemesinde Çözümleneceği

YARGITAY 5. HUKUK DAİRESİ, E. 2021/5362, K. 2021/9567, T. 13.09.2021 "Hatay İş Mahkemesince, 5362 sayılı yasanın 3. maddesinde belirtilen esnaf ve sanatkar faaliyeti kapsamında kalan işyerinde 4857 sayılı Yasanın 4/ı bendi uyarınca, üç kişinin çalışması halinde bu işyerinin iş kanunun kapsamının dışında kaldığı... toplam çalışan sayısının üçü aşması durumunda işyerinin, İş Kanununa tabi olacağı hükmü dikkate alındığında davalının faaliyetinin esnaflık faaliyeti sınırında kaldığı gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir... Hatay 6. Asliye Hukuk Mahkemesince ise... davalının iş yerinde 3 kişiden az çalışanın bulunmasının bir önemi olmadığı, ayrıca davalı işverenin kendi işyerinde bedensel bir çalışmasının da söz konusu olmadığı, tüm bu sebeplerle davalının işletmesinin esnaf işletmesi sınırlarını aştığı... gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir... davacının çalıştığı dönemi kapsayan 50 ay içerisinde başkaca 3 kişiden fazla çalışanın olmadığı... görülse de esnaf sayılmanın en önemli unsurlarından biri olan, işverenin söz konusu işde bizzat bedeni çalışması bulunmadığı için sadece bu nedenle dahi esnaf kabul edilemeyeceği davalının İş Kanununa tabi işveren olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda uyuşmazlığın Hatay İş Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir... Hatay İş Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE... karar verildi."

Ticari Takside İş Sahibinin Bizzat Çalışıp Çalışmadığı ve Esnaf Kriterlerinin Araştırılmadan Görevsizlik Kararı Verilmesinin Bozma Nedeni Olduğu

YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ, E. 2017/28545, K. 2020/4703, T. 10.03.2020 "müvekkilinin, davalıya ait '35 T ...' plakalı ticari takside günlük 50,00 TL ücret ve yemek bedeli karşılığında şoför olarak çalıştığını... Mahkemece, davacının çalıştığı araçta davalının dışında asgari 2 şoförün daha çalıştığının... İş Kanunu kapsamı dışında kalan bu tür işlerde iş sahibinin bizzat emek ve sanatını icra etmesi ile ancak geçimini sağlamaya yetecek ölçüde gelir elde ettiği işyerleri olduğu... kabul edilerek hüküm kurulmuştur. Ancak davalıya ait takside Talat Ayhan ve davacının şoför olarak çalıştığı, fiilen çalışan başka şoförler olup olmadığı, davalının takside çalışıp çalışmadığı ve taksimetre kayıtları ve vergi kayıtlarına göre esnaf-tacir parasal sınırlar gözetilerek ticari işletme veya esnaf işletmesi niteliğinde olup olmadığı, taksicilik işinin esnaflığa müsait işlerden olduğu dikkate alınarak, yukarıdaki ilkeler ve yasal düzenlemeler ışığında davalı işyerinin esnaf işletmesi olup olmadığının araştırılıp, buna bağlı olarak görev hususunun düşünülmemesi hatalıdır. Yazılı şekilde eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulması kararın bozulmasını gerektirmiştir... BOZULMASINA"

Ticari Takside Bizzat Şoförlük Yapmayan ve Beden Gücünü Ortaya Koymayan İş Sahibinin Esnaf Kabul Edilemeyeceği ve İş Mahkemesinin Görevli Olduğu

YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ, E. 2014/32313, K. 2014/34819, T. 20.11.2014 "davacının, davalıya ait ... plaka sayılı takside 10/01/2011 tarihinde şoför olarak çalışmaya başladığını... Mahkemece davalının esnaf olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş ise de 5362 sayılı Kanundaki esnaflık şartlarının başında bulunan “ ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandırma” unsurunun somut olayda bulunmadığı, davacı tanıklarının beyanları değerlendirildiğinde davalının davaya konu ticari takside bizzat şöförlük yapmadığı, başka bir deyişle beden gücünü ortaya koymadığı, taksi ile davalının eşinin ilgilendiği anlaşılmaktadır. Fiilen şöförlük yapmayan davalı esnaf kabul edilemez. Taraflar arasındaki ilişkinin iş sözleşmesinden kaynaklandığı gözönünde bulundurularak uyuşmazlığın esası hakkında hüküm kurulması gerekirken, yazılı gerekçelerle görevsizlik kararı verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir... kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA"

Ticari Taksiyi Günlük Hasılat Kirası Karşılığında Kiralayarak Çalışan Şoför İle Araç Sahibi Arasındaki İlişkinin Kira Değil Hizmet İlişkisi Olduğu ve Davalının Esnaf Olmaması Halinde İş Mahkemesinin Görevli Olacağı

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2014/1957, K. 2014/6040, T. 26.02.2014: "5362 sayılı yasadaki düzenleme ile esnaf ve tacir ayrımında başka kriterlere yer verilmiş olup, kamyonculuk, otomobilcilik ve şoförlük yapanların da ekonomik sermayesi, kazancının tacir sanayici niteliğini aşmaması ve vergilendirme gibi ölçütler çerçevesinde değerlendirilmesi gerekecektir. 507 sayılı yasa döneminde esnaf sayılan kamyoncu, taksici, dolmuşçu gibi kişilerin de bu yeni kriterler çerçevesinde esnaf sayılmama ihtimali ortaya çıkmaktadır. Ekonomik faaliyetini daha çok bedeni çalışmasına dayandıran düşük gelirli taksi ve minibüs işletmesi sahiplerinin esnaf olarak değerlendirilmesinin daha doğru olacağını belirtmek gerekir. Dairemizin 2008 yılında vermiş olduğu kararlar bu doğrultudadır (Yargıtay 9.HD. 28.4.2008 gün 2008/ 3568 E, 2008/10904 K.). 5362 sayılı yasanın 3. maddesinde belirtilen esnaf ve sanatkar faaliyeti kapsamında kalan işyerinde 4857 sayılı yasanın 4/ı bendi uyarınca, üç kişinin çalışması halinde bu işyeri iş kanunun kapsamının dışında kalmaktadır. Maddede, üç işçi yerine "üç kişiden söz edilmiştir. Bu ifade, işyerinde bedeni gücünü ortaya koyan meslek ve sanat erbabını da kapsamaktadır. İşinde bedeni gücü ile çalışmakta olan esnaf dahil olmak üzere toplam çalışan sayısının üçü aşması durumunda işyeri, İş Kanununa tabi olacaktır. Somut olayda davalının esnaf olmadığı sabittir. Tanık anlatımlarına göre davacı çalıştığı günlerde elde ettiği hasılatın bir kısmını davalı işverene vermekte ve kalan kısmı kendisi almaktadır. İşçi ile işveren arasında ücretin ödeme şekli birçok şekilde kararlaştırılabilir. Mahkemece, taraflar arasında işçi-işveren ilişki olduğu halde ücretin ödenme şekli nazara alınarak taraflar arasında hizmet ilişkisinin bulunmadığı, taraflar arasındaki ilişkinin kira ilişkisi olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir."

Taksicilik İşinin Esnaflığa Müsait İşlerden Olduğu Dikkate Alınarak İşyerinin Esnaf İşletmesi Olup Olmadığının Re'sen Araştırılması Gerektiği

YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ, E. 2017/19748, K. 2019/2359, T. 05.02.2019 "müvekkilinin, davalıya ait '...' plakalı takside asgari ücret ve yemek bedeli karşılığında şoför olarak çalıştığını... Görev konusu kamu düzenine ilişkin olup Mahkemece kendiliğinden dikkate alınmalıdır... Somut uyuşmazlıkta, davacının, davalıya ait takside şoförlük yaparak çalıştığı ve taksicilik işinin esnaflığa müsait işlerden olduğu dikkate alınarak, yukarıdaki ilkeler ve yasal düzenlemeler ışığında davalı işyerinin esnaf işletmesi olup olmadığının araştırılıp, buna bağlı olarak görev hususunun düşünülmemesi hatalıdır. Yazılı şekilde eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulması kararın bozulmasını gerektirmiştir."

Taksi Dolmuş Şoförünün Farklı Yasa Dönemlerindeki Çalışmalarının Değerlendirilmesinde İşverenin Esnaf Niteliklerini Taşıyıp Taşımadığının Araştırılmasının Zorunlu Olduğu

YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ, E. 2012/9098, K. 2014/14995, T. 08.05.2014 "davacının, davalıya ait 35.... plakalı taksi dolmuş da 03.06.1991 tarihinde işe başladığını... davalının kira sözleşmesini yenilemek istediğini... davacının her zaman kendi nam ve hesabına çalıştığını, savunarak, davanın reddini istemiştir... Somut olayda yerel Mahkemece davacının İş Kanunu kapsamında işçi olduğu kabul edilerek dava konusu istekler kabul edilmiştir. Taraflar arasındaki hizmet akti ilişkisinin İş Kanunundan mı yoksa Borçlar Kanunundan mı kaynaklandığı hususu tespit edilmemiştir. Davacı hem 507 sayılı hem de 5362 sayılı Kanun, döneminde davalıya ait taksi-dolmuşta şöför olarak çalışmıştır. Bu durumda, davalının her iki yasa dönemi açısından ayrı ayrı esnaf tanımı içinde olup olmadığının değerlendirilmesinde zorunluluk bulunmaktadır. Çalışma dönemleri itibariyle davalının esnaf niteliğinde olup olmadığı yukarıdaki yasal düzenlemeler ve ilkeler doğrultusunda araştırılarak görev hususu halledilerek sonucuna göre karar verilmelidir... kararın, sair hususlar incelenmeksizin yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA"

Evin İçine Girmeyip Sadece Bahçe, Hayvan Bakımı ve Bekçilik Yapan İşçinin Ev Hizmetlisi Sayılamayacağı ve Uyuşmazlığın İş Kanunu Kapsamında Çözülmesi Gerektiği

Yargıtay, Hukuk Genel Kurulu, E. 2015/3384, K. 2018/1281, T. 27.06.2018: "Mahkemece davacının davalılara ait evin bahçe işleri ile uğraştığı, bahçıvanlık işinin ise evin eklentisinde gerçekleştirildiği, bu nedenle davacının ev hizmetlisi sayılması gerektiği gerekçesiyle direnme kararı verilmiş buna göre de taraflar arasındaki ilişki İş Kanunu kapsamında kabul edilmemiştir. Gerçekten de davacının davalılara ait evin bahçesinde bahçe işi ile uğraştığı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Davacı asil de 14.04.2015 tarihli duruşmadaki beyanında, davalıların villasında bahçe işlerinde çalışıp, davalıların tavuklarına baktığını, bu şekilde her gün sabahtan akşama kadar 17 sene çalıştığını beyan etmiştir. Diğer taraftan davacı tanığı davacının dini ve milli bayram günlerinde dahi hayvanların bakımını yaptığını açıklamıştır. Buna göre de mahkemenin kabulünün aksine davacının yaptığı işlerin ev hizmeti olarak kabul edilmesi olanağı bulunmamaktadır. Hayvan bakımı ve bahçıvanlığın aşçı, uşak, temizlikçi gibi ev içinde görülen işlerden olmadığı açıktır. Hâl böyle olunca, davacının yaptığı işler İş Kanunu kapsamında, ev hizmetleri kapsamı dışında kaldığından taraf delilleri toplanmak suretiyle işin esasına girilerek sonuca gidilmesi gerekirken iş mahkemelerinin görevine giren bu davada görevsizlik kararı verilmesi doğru olmamıştır. O hâlde, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır."

Evde Yatılı Olarak Ev Hizmetlerinde Çalışan İşçi İle İşveren Arasındaki Uyuşmazlığın İş Kanunu Kapsamında Olmadığı ve Genel Mahkemelerin Görevli Olduğu

YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ, E. 2012/14879, K. 2013/3718, T. 25.02.2013 "davacının, davalının evinde yatılı olarak çalışan işçi olduğu anlaşılmıştır. Davacı ev hizmetlerinde çalışmıştır. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 4. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendi uyarınca “ev hizmetlerinde çalışanlar” hakkında bu kanun hükümleri uygulanmaz. Davacının açtığı davada genel mahkemelerin görevli olduğuna dair görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA"

Çocuk Bakıcılığının ve Hasta Bakımının Ev Hizmeti İstisnası Dışında Kalarak İş Kanunu Kapsamında Değerlendirilmesi Gerektiği ve Görevli Mahkemenin İş Mahkemesi Olduğu

YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ, E. 2010/41256, K. 2013/3517, T. 30.01.2013 "Davacı asıl, Eylül 2003 yılında evde çocuk bakımı için işe başladığını... iddia ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla kıdem, ihbar tazminatı ve ücret alacaklarının faiziyle tahsilini istedi... 4857 sayılı Yasanın 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca, “ev hizmetlerinde çalışanlar” hakkında bu kanun hükümleri uygulanmaz. Ev hizmetlerinde aşçı, uşak, temizlikçi gibi işlerde çalışan işçi ile ev sahibi işveren aralarındaki uyuşmazlığın iş mahkemesi yerine genel mahkemelerde çözümlenmesi gerekir... Buna karşın evde hastaya bakan hemşire ve çocuk eğiticisi İş Kanunu kapsamında değerlendirilmelidir... çocuk bakıcılığı, ev hizmetlerinden sayılmayacağından ve çocuk bakıcılığı ile ilgili dönemde, davacı ile davalı arasındaki ilişkinin 4857 s. İş kanunu kapsamında hizmet akdi niteliğinde bulunduğundan... işin esasına girilerek karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir... Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA"

Bahçıvanlığın Ev Hizmeti Sayılamayacağı, Özel Şoförlük İddiasının ise Araştırılarak İş Kanunu Kapsamında Kalıp Kalmadığının İncelenmesi Gerektiği

YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ, E. 2015/602, K. 2015/7515, T. 19.02.2015 "Davacı vekili, davacının davalının özel şoförü olarak iş sözleşmesi ile çalıştığını... daha sonra kayıtlarda davalının davacıyı bahçıvan olarak bildirdiğini, bunun doğru olmadığını belirterek, kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir... 4857 sayılı Yasanın 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca, “ev hizmetlerinde çalışanlar” hakkında bu kanun hükümleri uygulanmaz... Çalışmayan aile bireylerini evden alarak alışverişe, şehir içinde gezmeye götüren, boş zamanında ev ve eklentilerinde zamanını geçiren şoföründe ev hizmeti yaptığı ve iş kanunu kapsamında olmadığı kabul edilmelidir... Davacının ev hizmetinde çalışıp çalışmadığının ve İş Kanunu kapsamında kalıp kalmadığının tespiti için tanıkların dinlenmesi, kayıttaki çelişkilerin giderilmesi gerekir. Zira ev hizmetinde davacının eşinin çalıştığı davalının da kabulündedir. Diğer taraftan bahçıvanlık ev hizmeti kabul edilemez. Davacı ev hizmeti dışında iş ve evle ilgisi olmayan hizmet için davalının özel şoförlüğünü yaptığını iddia etmektedir. Bu iddia üzerinde durulmadan, tarafların bu konuda delilleri toplanmadan eksik inceleme ile karar verilmesi hatalıdır... Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA"

Açılan Alacak Davasında Taraflar Arasındaki İlişkinin Ev Hizmeti Olduğunun Anlaşılması Durumunda Asliye Hukuk Mahkemesinin Görevli Olacağı

YARGITAY 20. HUKUK DAİRESİ, E. 2016/5335, K. 2016/7007, T. 15.06.2016 "Somut olayda, davacının davalılara ait evde ev hizmetlerini yaptığı haftanın her günü ev işlerini yaptığı... ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 3.500,00.-TL alacağını fesih tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte bu bedelin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ettiği anlaşılmaktadır. Buna göre davacı ile davalılar arasında imzalanmış herhangi bir iş akdi bulunmadığı gibi 4857 sayılı Kanunun 4. maddesinin (e) bendine göre ev hizmetlerinde ve bu hizmetlerden kaynaklanan iş ilişkilerinde, İş Kanunu hükümleri uygulanmayacağı hususu düzenlenmiştir. Bu durumda, uyuşmazlığın genel hükümlere göre İstanbul Anadolu 20. Asliye Hukuk Mahkemesince görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir... İstanbul Anadolu 20. Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE"

Yasal Uyarı

Bu sayfada yer alan “İş Kanunu madde 4 İstisnalar” yalnızca bilgilendirme amaçlı olup, hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. İş hukuku süreçleri, süreler ve usul şartları açısından teknik uzmanlık gerektirir. Hak kaybına uğramamak ve uyuşmazlıkları doğru yönetmek adına sürecin uzman bir iş hukuku avukatı ile birlikte yürütülmesi önemle tavsiye olunur.


bottom of page