top of page

50 Kodu ile İşten Çıkarılan İşçinin Hakları (2026)

  • Yazarın fotoğrafı: Av. Yunus Emre Aydın
    Av. Yunus Emre Aydın
  • 3 gün önce
  • 29 dakikada okunur

Çalışma hayatında işverenlerin fesih iradesi, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) sistemine belirli çıkış kodlarıyla bildirilmekte olup, bu kodlar işçinin yasal haklarını etkilemektedir. İş hukuku uyuşmazlıklarına en çok konu olan, işçiyi kıdem ve ihbar tazminatı ile işsizlik ödeneğinden mahrum bırakan fesih türlerinden birisi de SGK 50 çıkış kodudur. Bu yazımızda; 50 kodu ile işten çıkarılan bir işçinin kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, işsizlik maaşı, işe iade davası süreçlerini, uygulamada sık rastlanan özel uyuşmazlık türlerini ve güncel Yargıtay kararlarını en ince ayrıntısına kadar inceliyoruz.

50 koduyla işten çıkarılan işçinin hakları. İstanbul İşçi Avukatı, İstanbul İş Hukuku Avukatı

SGK 50 Çıkış Kodu Nedir?

SGK 50 işten çıkış kodu, iş sözleşmesinin işverence haklı nedenle ve derhal feshedildiğini ifade eden bir bildirim kodudur. İşçi açısından oldukça ağır sonuçlar doğuran bu kod, 4857 sayılı İş Kanunu'nun ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık hallerini düzenleyen 25. maddesinin (II) numaralı bendinin (ı) alt bendine dayanmaktadır. İlgili kanun hükmü şu şekildedir:

"İşçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi, işyerinin malı olan veya malı olmayıp da eli altında bulunan makineleri, tesisatı veya başka eşya ve maddeleri otuz günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasara ve kayba uğratması".

Bu düzenlemenin amacı, bir yandan işyerindeki çalışma ortamının ve diğer çalışanların yaşam ve vücut bütünlüklerinin korunmasını sağlamak, diğer yandan işverenin mülkiyetinde olan veya zilyetliğinde bulunan ekonomik değerleri koruma altına almaktır. Kanun koyucu, 30 günlük ücret sınırını belirleyerek, küçük çaplı zararlarda işverenin orantısız fesih yapmasının önüne geçmeyi hedeflemiştir.


SGK Kod 50’nin İki Temel Unsuru: İş Güvenliği ve Maddi Hasar

4857 sayılı İş Kanunu’nun 25. maddesinin II. fıkrasının (ı) bendi kapsamında şekillenen ve SGK sistemine Kod 50 olarak yansıyan bu fesih türü, yasa koyucu tarafından birbirinden bağımsız iki ayrı haklı fesih nedeni olarak düzenlenmiştir. İşverenin iş sözleşmesini tazminatsız ve derhal feshedebilmesi için aşağıda belirtilen iki temel unsurun aynı anda gerçekleşmesi şart olmayıp, yalnızca birinin varlığı hukuken yeterlidir:


1. İş Güvenliğinin Tehlikeye Düşürülmesi (Tehlike Unsuru)

İşçinin kasıtlı bir eylemi veya ihmali (savsaması) neticesinde işyerindeki iş sağlığı ve güvenliğini riske atması halidir. Bu unsurun en kritik hukuki yönü, haklı fesih için fiili bir zararın (örneğin yangın çıkması, bir cihazın kırılması veya yaralanma) meydana gelme şartının aranmamasıdır.

Yargıtay içtihatları doğrultusunda, işçinin mevzuata veya işyeri talimatlarına aykırı davranarak salt bir "soyut tehlike" veya risk yaratması feshin haklılığı için tek başına yeterli kabul edilir. Burada korunan değer, işyerinin ve diğer çalışanların can ve mal güvenliğidir.


2. Otuz Günlük Ücreti Aşan Hasar Verilmesi (Zarar Unsuru)

İşçinin kusurlu davranışı nedeniyle işverene ait olan ya da mülkiyeti üçüncü kişilere ait olup da işverenin zilyetliğinde (eli altında, muhafazasında, kullanımında) bulunan makine, tesisat, araç veya eşyalara maddi zarar vermesidir.  

İlk unsurun aksine burada somut bir hasarın veya kaybın doğması zorunludur. Kanun koyucu, küçük çaplı zararlarda işverenin orantısız fesih yapmasını engellemek amacıyla net bir sınır koymuştur: Meydana gelen maddi zararın boyutu, işçinin otuz günlük ücretinin tutarını aşmak zorundadır. Bu sınırın altında kalan zararlar, bu bent kapsamında doğrudan haklı fesih gerekçesi yapılamaz.


SGK Kod 50 Temel Unsurları Karşılaştırma Tablosu

Aşağıdaki tablo, İş Kanunu m. 25/II-ı maddesinde yer alan iki temel konunun aralarındaki ayırt edici farkları net bir şekilde özetlemektedir:  

Hukuki Kriter

1. İş Güvenliğini Tehlikeye Düşürmek

2. Otuz Günlük Ücreti Aşan Hasar Verme

Fiili Zarar Şartı

Aranmaz. Salt tehlike veya risk doğması yeterlidir.

Zorunludur. Somut ve ölçülebilir bir hasar oluşmalıdır.  

Maddi Sınır

Herhangi bir parasal sınır veya hesaplama yoktur.

Zarar tutarı, işçinin 30 günlük ücretini aşmalıdır.

Odak Noktası

İş sağlığı ve güvenliği (İSG) kurallarının ihlali.

İşyerindeki demirbaş, makine veya araçların fiziki kaybı.

Yasal Sonuç

Tazminatsız Derhal Fesih (Haklı Neden).

Tazminatsız Derhal Fesih (Haklı Neden).

SGK Kod 50 Hangi Durumlarda Uygulanır? Somut Örnekler

İş hayatında SGK Kod 50 uyuşmazlıklarının büyük bir kısmı belirli fiili durumlar ve iş kolları etrafında yoğunlaşmaktadır. Yargıtay’ın bu somut olaylara yaklaşımı, feshin haklı olup olmadığını belirleyen en temel ölçüttür. Uygulamada en sık rastlanan üç ana durum şunlardır: 


1. Şirket Araçlarıyla Yapılan Trafik Kazaları

Şoför, kurye, plasiyer ve saha personeli gibi görevi gereği şirket aracı kullanan işçilerin karıştığı trafik kazaları, Kod 50 feshinin en sık görüldüğü alandır. İşverenler kaza sonrasında oluşan hasarı gerekçe göstererek sözleşmeyi tazminatsız feshetse de, Yargıtay kurallarına göre her kaza doğrudan haklı fesih nedeni sayılmaz.

  • Kusur Oranı Esastır: Kazada oluşan toplam hasar bedeli değil, yalnızca işçinin kusur oranına isabet eden maddi miktar dikkate alınır.

  • %100 Asli Kusur: İşçinin kazada tamamen kusurlu olduğu durumlarda, hasarın tamamı yasal sınır kıyaslamasında esas alınır.

  • Tali ve Üçüncü Kişi Kusuru: Kaza hava/yol şartlarından veya karşı tarafın kusurundan kaynaklanmış ve işçinin kusuru (örneğin %30) daha düşük saptanmışsa, değerlendirme sadece bu orana denk gelen zarar üzerinden yapılır.

  • Kusursuzluk Hali: İşçinin kazada hiçbir kusuru yoksa, işveren bu koda dayanarak haklı veya geçerli bir fesih yapamaz.


2. Görev Başında veya İşyerinde Uyumak

Özellikle güvenlik görevlileri, gece bekçileri veya dikkat gerektiren pozisyonlardaki makine operatörlerinin görev başında uyuması, Yargıtay tarafından doğrudan "işin güvenliğini tehlikeye düşürmek" olarak kabul edilir. Bu eylemin İş Kanunu m. 25/II-ı uyarınca haklı fesih sayılabilmesi için işyerinde fiili bir hırsızlığın, kazanın veya somut bir zararın meydana gelmiş olması şart değildir. İşçinin uyuyarak salt bir "soyut tehlike" ve güvenlik riski yaratmış olması, tazminatsız derhal fesih için hukuken yeterli bulunmaktadır. Burada incelenmesi gereken husus işin niteliğidir.


3. İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) Ekipmanlarının Kullanılmaması

İşçinin baret, emniyet kemeri, kaynak gözlüğü veya çelik burunlu ayakkabı gibi koruyucu donanımları takmayı reddetmesi ya da savsaması, iş güvenliğini tehlikeye attığı için Kod 50 kapsamında haklı fesih sebebidir. Ancak bu durumlarda işverenin "müterafık kusuru" (ortak kusuru) da denetlenir: 

  • İşverenin Sorumluluğu: İşveren, İSG eğitimlerini vermek, ekipmanı eksiksiz temin etmek ve bunların kullanılıp kullanılmadığını sahada denetlemekle yükümlüdür.

  • Denetim Eksikliği: İşverenin gerekli eğitimi vermediği, ekipman sağlamadığı veya işçinin ekipman kullanmamasına göz yumarak denetim yapmadığı durumlarda fesih haklı kabul edilmez. Yargıtay, işverenin denetim ve gözetim eksikliği halinde feshin haklı nedene dayanmadığını belirtmektedir.


SGK Kod 50 Hesaplama Kriterleri: 30 Günlük Ücret ve Hasar Tespiti

4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II-ı maddesi uyarınca yapılan fesihlerin yargısal denetiminde, işçinin ücreti ile meydana gelen zarar arasındaki oranlama esas alınır. Yasal sınırların ve hasar miktarının doğru belirlenmesi, feshin haklılığı açısından belirleyicidir.


30 Günlük Ücretin Belirlenmesi

İş Kanunu metninde "30 günlük ücret" ifadesi kullanılmakla birlikte, bu tutarın kapsamı net olarak belirtilmemiştir. Yargıtay uygulamaları ve işçi lehine yorum ilkesi doğrultusunda hesaplama şu unsurlara göre yapılmaktadır:  

  • Brüt Çıplak Ücret Esas Alınır: Hesaplamada işçinin giydirilmiş ücreti değil, dar anlamdaki brüt çıplak ücreti dikkate alınır. İkramiye, prim, fazla çalışma ücreti, yol veya yemek yardımı gibi ek ödemeler ve sosyal yardımlar bu hesaba dâhil edilmez.  

  • Günlük Yevmiye Üzerinden Hesaplanır: 30 günlük ücret, işçinin aylık maktu maaşı demek değildir. İşçinin günlük brüt yevmiyesinin 30 ile çarpılması suretiyle bulunur.

  • Hesaplamaya Esas Alınacak Dönem: Yargıtay uygulamalarında genellikle zararın doğduğu veya fesih hakkının kullanıldığı tarihteki brüt çıplak ücret seviyesi değerlendirilmekle birlikte; somut olayın özelliklerine, uyuşmazlığın niteliğine ve bilirkişi incelemesine göre bu tarih değişiklik gösterebilir.


Hasar Bedelinin Tespit Edilmesi ve Oranlama

İşçinin kusuruyla işyerine verdiği zarar miktarı belirlenirken soyut iddialar yerine somut ve teknik veriler incelenir. Hasar tespiti şu kriterlere dayanır:

  • Zarar gören eşyanın veya aracın olay tarihindeki ikinci el piyasa rayiç değeri,  

  • Oluşan hasarın tamir masrafları,  

  • Eşyanın kullanım süresine bağlı yıpranma (amortisman) payı. 

  • Kusur Oranına Göre Mahsup: Yasal sınırın aşılıp aşılmadığı incelenirken oluşan toplam hasar miktarı değil, yalnızca işçinin kusur oranına (%20, %50, %100 vb.) isabet eden net zarar tutarı dikkate alınır. İşçinin kusur payına düşen bu net tutar, işçinin 30 günlük brüt çıplak ücretini aşıyorsa haklı fesih şartı gerçekleşmiş olur.


Kasko ve Sigorta Ödemelerinin Feshe Etkisi

Araç kazalarında veya demirbaş hasarlarında sigorta güvencesinin bulunması feshin hukuki niteliğini değiştirmemektedir. Yargıtay içtihatları doğrultusunda uygulama şu şekildedir:

  • Zararın Sigorta Tarafından Karşılanması: Maddi zararın kasko veya sigorta şirketi tarafından tazmin edilmiş olması, işverenin İş Kanunu m. 25/II-ı maddesinden doğan haklı fesih hakkını ortadan kaldırmaz.

  • Zararın İşçi Tarafından Ödenmesi: İşçinin meydana gelen hasarı şahsen karşılamayı teklif etmesi veya ödemiş olması, işverenin tazminatsız derhal fesih yetkisine engel teşkil etmez.


50 Nedeniyle İşten Ayrılış Bildiriminiz Yapılmıştır SMS'i Ne Anlama Gelir?

Eğer cep telefonunuza SGK'dan "50 kodu nedeniyle işten ayrılış bildiriminiz yapılmıştır" şeklinde bir mesaj geldiyse, bu durum işverenin sizin iş sağlığı ve güvenliği kurallarını ihlal ettiğinizi veya işyerine ait bir mala 30 günlük ücretinizi aşacak şekilde zarar verdiğinizi iddia ederek sizi kıdem ve ihbar tazminatı ödemeksizin, haklı neden iddiasıyla ve derhal işten çıkardığı anlamına gelmektedir.


50 Kodu ile İşten Çıkarılan İşçi Kıdem Tazminatı Alabilir mi?

4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II maddesinde düzenlenen ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık halleri kapsamında, SGK Kod 50 ile iş sözleşmesi feshedilen işçiye kural olarak kıdem tazminatı ödenmemektedir. Ancak feshin haksız veya geçersiz olduğu yargılama aşamasında ispatlandığı takdirde işçinin yasal hakları korunur. Uygulamada kıdem tazminatının ödenmesini veya tamamen ortadan kalkmasını belirleyen hukuki durumlar şu şekildedir:  

  • İşçinin Kusursuz Olduğu Trafik ve İş Kazaları: İşçinin karıştığı kazada kastının veya ihmalinin bulunmadığı durumlarda kıdem tazminatı hakkı korunur. Örneğin; trafikte seyir halindeyken arkadan başka bir aracın çarpması veya işyerindeki bir makinenin üretim/fabrika hatası sebebiyle arızalanması gibi durumlarda işçiye herhangi bir kusur atfedilemez. Bu durumlarda işveren tarafından yapılan fesih haksız sayılacağından, işçi kıdem tazminatına hak kazanır.  

  • Fiili Zarar Doğmasa Bile "Soyut Tehlike" Hali: İşçinin iş sağlığı ve güvenliği (İSG) kurallarına aykırı davranması, somut bir maddi zarar meydana gelmese dahi tazminatsız fesih nedenidir. Örneğin; yangın riski yüksek olan yanıcı maddelerin bulunduğu alanda sigara içilmesi, fiilen bir yangın çıkmasa dahi iş güvenliğini doğrudan tehlikeye düşürdüğü için haklı fesih oluşturur ve bu durumda işçiye kıdem tazminatı ödenmez. Yargılama aşamasında mahkemece yaratılan tehlikenin ağırlık derecesi ile fesih arasındaki orantı incelenir.  

  • Zararın Otuz Günlük Brüt Çıplak Ücretin Altında Kalması: İşçinin kusurlu eylemi neticesinde meydana gelen hasar bedeli, yasal olarak belirlenen sınırların altındaysa kıdem tazminatına hak kazanılabilir. Olay sonucunda işçinin kusur oranına isabet eden net zarar miktarı, işçinin 30 günlük brüt çıplak ücretinin altında kalıyorsa, yapılan işlem "haklı neden" ağırlığına ulaşmaz. İş mahkemesi bu tür durumlarda feshin en fazla "geçerli neden" oluşturabileceğine hükmetmektedir. Feshin geçerli nedene dayanması halinde ise işçi işe iade edilmese bile kıdem tazminatını eksiksiz olarak almaya hak kazanır.  


50 Kodu ile İşten Çıkarılan İşçinin İhbar Tazminatı Alabilir mi?

Haklı nedene dayanan (İşK. m. 25/II) bildirimlerde işverenin ihbar süresi kullandırma veya ihbar tazminatı ödeme yükümlülüğü yoktur. Ancak işverenin dayandığı zararın 30 günlük ücreti aşmadığı, işçinin kusursuz olduğu veya 6 iş günlük hak düşürücü sürenin kaçırıldığı mahkemece tespit edilirse, feshin haksızlığına karar verilerek işçiye kıdem tazminatıyla birlikte ihbar tazminatı da ödenir.


50 Kodu ile İşten Çıkarılan İşçinin Yıllık Ücretli İzin Alacağı

İş sözleşmesinin SGK 50 koduyla sona ermesi, işçinin geçmişte hak edip de kullanmadığı yıllık izin ücretlerinin ödenmesine engel değildir. Fesih şekli ne olursa olsun, kullanılmayan izin günlerine ait ücretler, sözleşmenin bittiği tarihteki son ücret üzerinden işçiye ödenmek zorundadır.


50 Kodu ile İşten Çıkarılan İşçinin Fazla Mesai Alacağı

İşçinin geçmiş dönemde yapmış olduğu fazla çalışmaların (mesailerin) ücreti kazanılmış bir haktır. İşçi şirkete zarar verip Kod 50 ile çıkarılsa dahi, ödenmemiş fazla mesai ücretlerini dava yoluyla işverenden talep ve tahsil edebilir.


50 Kodu ile İşten Çıkarılan İşçinin Hafta Tatili Alacağı

Hafta tatili günlerinde çalıştırılan ve karşılığı ödenmeyen işçiler, Kod 50 ile işten çıkarılmış olsalar da geriye dönük hafta tatili ücretlerini işverenden talep etme hakkına sahiptirler.


50 Kodu ile İşten Çıkarılan İşçinin Ulusal Bayram ve Genel Tatil Alacağı

Ulusal Bayram ve Genel Tatil (UBGT) günlerinde yapılan çalışmaların ücretleri, feshin haklı nedene dayanıp dayanmadığından bağımsızdır. İşçi 50 koduyla tazminatsız işten çıkarılsa bile içeride kalan resmi tatil çalışma ücretlerine hak kazanır.


50 Kodu ile İşten Çıkarılan İşçinin İşe İade Davası Hakkı

İşverenin fesih gerekçesi olarak SGK sistemine Kod 50 bildirmesi, işçinin feshin geçersizliği iddiasıyla yasal yollara başvurma hakkını ortadan kaldırmaz. İş mahkemelerinde görülen işe iade davasının temel amacı; işverenin iddia ettiği "iş güvenliğini tehlikeye düşürme" veya "30 günlük ücreti aşan hasar verme" vakıalarının maddi gerçekliğe ve hukuka uygun olup olmadığının denetlenmesidir.


İşe İade Davası Açabilmenin Kanuni Şartları

Bir işçinin Kod 50 feshine karşı işe iade talebiyle hukuki süreç başlatabilmesi için 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesi uyarınca iş güvencesi kapsamında bulunması gerekir. Bu doğrultuda kanunun aradığı yasal şartlar şunlardır:  

  • İş Kanunu Kapsamında Çalışılması: Dava açacak kişinin, 4857 sayılı İş Kanunu (veya Basın İş Kanunu) hükümleri kapsamında statüye sahip bir işçi olması gerekir. Kanun kapsamı dışında kalan istisnai işlerde çalışanlar işe iade davası açamaz.

  • Belirsiz Süreli İş Sözleşmesi: İşçi ile işveren arasındaki iş ilişkisinin belirsiz süreli iş sözleşmesine dayanması şarttır. Belirli süreli iş sözleşmesi ile çalışan işçiler, sözleşme süreye bağlı olduğundan kural olarak iş güvencesinden yararlanamaz.  

  • En Az Altı Aylık Kıdem Süresi: İşçinin aynı işverene ait işyeri veya işyerlerinde toplam çalışma süresinin (kıdeminin) en az altı ay olması zorunludur. Kanun gereği yer altı işlerinde çalışan işçilerde bu altı aylık kıdem şartı aranmamaktadır.

  • Otuz veya Daha Fazla İşçi Çalıştırılması: Fesih bildiriminin yapıldığı tarihte, işverenin aynı iş kolundaki işyerlerinde toplamda otuz veya daha fazla işçi istihdam ediyor olması yasal bir zorunluluktur.  

  • İşveren Vekili Statüsünde Olunmaması: İşletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları ile işyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ile işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleri işe iade davası açamaz. Dava hakkının bulunması için işçinin bu statülerde yer almaması gerekir.


Başvuru Süresi ve İspat Yükümlülüğü

  • Bir Aylık Hak Düşürücü Süre: İşçi, fesih bildiriminin kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren bir ay içinde arabuluculuğa başvurmak zorundadır. Arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamaması halinde, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılması gerekir.  

  • İspat Yükünün İşverende Olması: İş Kanunu’nun 20. maddesi uyarınca, feshin haklı veya geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü tamamen işverene aittir. İşveren; işçinin iş güvenliğini kusurlu bir eylemiyle tehlikeye attığını veya sebebiyet verdiği zararın işçinin 30 günlük brüt çıplak ücretini aştığını somut delillerle ispat etmekle yükümlüdür. İşveren bu iddialarını teknik ve hukuki delillerle mahkeme huzurunda kanıtlayamazsa, fesih geçersiz sayılarak işçinin işe iadesine karar verilebilir.


Hasar ve Kusur Tespit Raporu Olmadan Kod 50 Uygulanabilir mi?

İşverenin somut verilere dayanmadan, tek taraflı irade beyanıyla işçinin zarara yol açtığını ileri sürerek Kod 50 bildiriminde bulunması, yargılama aşamasında feshin haksız veya geçersiz sayılmasına yol açabilir. İşçinin kusur durumu ile meydana gelen hasarın boyutu, teknik uzmanlık gerektiren bir inceleme alanıdır. Bu nedenle iş hukukundaki genel eğilim; kaza tespit tutanağı, hasar ekspertiz raporu veya alanında uzman bilirkişilerce (iş güvenliği uzmanı, makine mühendisi vb.) düzenlenmiş teknik bir raporun varlığını arama yönündedir. Objektif ve resmi bir rapor alınmaksızın, soyut iddialara dayanılarak gerçekleştirilen fesihlerin mahkemelerce haksız veya geçersiz kabul edilmesi ihtimal dahilindedir.


Kod 50 Feshinde 6 İş Günlük Süre Ne Zaman Başlar?

4857 sayılı İş Kanunu’nun 26. maddesinde düzenlenen 6 iş günlük hak düşürücü sürenin başlangıcı, maddi zarar doğuran olaylarda hukuki tartışmalara neden olabilmektedir. Yargıtay uygulamaları incelendiğinde bu sürenin hesaplanmasında şu ilkeler öne çıkmaktadır: 

  • Olay Tarihi Belirleyici Olmayabilir: 6 iş günlük sürenin başlangıcı, kaza veya hasarın meydana geldiği tarih olarak kabul edilmeyebilir.

  • Öğrenme Tarihi Esas Alınabilir: Bu yasal süre; kesin kusur oranlarının ve net zarar miktarının işverenin feshe yetkili makamı tarafından resmi raporlarla (örneğin ekspertiz raporunun tebliği ile) tam olarak öğrenildiği tarihten itibaren işlemeye başlayabilir. Bu sürenin geçirilmesinden sonra yapılan fesihlerin, usul yönünden haksız sayılması ve işçinin tazminat haklarına hak kazanması söz konusu olabilir.  


İşverenin Eğitim ve Denetim Eksikliği Feshi Nasıl Etkiler?

İşverenin iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini alma, işçilere gerekli mesleki eğitimi ile oryantasyonu sağlama ve işyerindeki işleyişi denetleme yükümlülüğü bulunmaktadır. İşverenin bu yükümlülüklerini yerine getirmemesi, feshin hukuki niteliğini etkileyebilir: 

  • Birlikte Kusur Durumu: İşverenin gerekli eğitimleri vermemesi (örneğin forklift kullanım eğitimi olmayan bir işçinin bu işte görevlendirilmesi) ya da denetim mekanizmasını işletmemesi halinde işverenin müterafık (birlikte) kusuru doğabilir.

  • Ölçülülük İlkesine Aykırılık: Meydana gelen zarar kanuni sınırı aşsa dahi, işverenin kusur oranının işçiden daha fazla olması durumunda, iş sözleşmesinin doğrudan Kod 50 ile feshedilmesi ölçülülük ilkesine aykırı bulunabilir. Yargıtay içtihatları doğrultusunda, işverenin organizasyonel kusurunun ağırlıklı olduğu bu tür durumlarda yapılan fesihlerin geçersizliğine hükmedilebilir.  


50 Kodu ile İşten Çıkarılan İşçi İşsizlik Maaşı Alabilir mi?

4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu gereği, iş sözleşmesi İş Kanunu’nun 25/II-ı maddesi (SGK Kod 50) kapsamında feshedilen işçiler, İŞKUR'dan doğrudan işsizlik maaşı alamamaktadır. İşsizlik ödeneğinden faydalanabilmek için şu hukuki yollara başvurulması mümkündür:  

  • Arabuluculukta Kod Değişikliği: İşçinin arabuluculuk süreci vasıtasıyla işverenle mutabakata vararak SGK çıkış kodunu işsizlik maaşına engel teşkil etmeyecek bir kodla değiştirmesi sağlanabilir.  

  • Dava Yoluyla Feshin Geçersizliğinin Tespiti: İş mahkemesinde açılacak dava neticesinde feshin haksız veya geçersiz olduğuna hükmedilmesi gerekir. 4857 sayılı İş Kanunu uyarınca feshin haklı veya geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işçide değil, işverendedir. İşveren, işçinin kusurlu eylemini ve feshin haklılığını mahkeme huzurunda yasal delillerle kanıtlayamazsa; mahkeme feshin haksızlığına veya geçersizliğine karar verir. Bu kesinleşmiş mahkeme kararı ile birlikte işçi, İŞKUR'a başvurarak işsizlik maaşına hak kazanabilir.  


SGK Kod 50 ile Fesihte Zamanaşımı Süresi

İş sözleşmesi SGK sistemine Kod 50 olarak bildirilen işçinin açacağı yasal süreçlerde, tüm işçilik alacakları için uygulanan genel zamanaşımı süresi 5 yıldır. Ancak bu sürenin işlemeye başladığı tarih, alacağın hukuki niteliğine göre farklılık arz etmektedir. Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve kullanılmayan yıllık izin ücreti gibi tamamen feshe bağlı olan alacak kalemlerinde 5 yıllık zamanaşımı süresi, iş sözleşmesinin feshedildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Buna karşın fazla çalışma (mesai), hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil (UBGT) ücretleri gibi dönemsel hak edişlerde zamanaşımı fesih tarihinde değil, ilgili çalışmanın yapıldığı ve ücretin ödenmesi gereken dönem itibarıyla muaccel hale gelerek işler. Bu nedenle dava tarihinden geriye dönük olarak en fazla 5 yıllık dönemin ücret alacakları talep edilebilmektedir. Zorunlu arabuluculukta bu süreler durmakta, sürecin anlaşamama ile sonuçlandığına dair son tutanağın düzenlenmesiyle kaldığı yerden devam etmektedir.


Kod 50 Kapsamındaki İşçilik Alacaklarında Faiz Türleri ve Başlangıç Tarihleri

Kod 50 feshinin ardından talep edilen işçilik alacaklarında, alacağın türüne göre farklı faiz oranları ve başlangıç tarihleri uygulanmaktadır. Kıdem tazminatına, kanun gereği iş sözleşmesinin feshedildiği tarihten itibaren doğrudan "bankalarca mevduata uygulanan en yüksek mevduat faizi" işletilir; faiz başlangıcı için işverenin ayrıca ihtarname veya arabuluculuk yoluyla temerrüde düşürülmesi şartı aranmaz. Fazla çalışma, hafta tatili ve UBGT gibi geniş anlamda ücret niteliğindeki alacaklar için de yine bankalarca mevduata uygulanan en yüksek mevduat faizi talep edilir; ancak bu kalemlerde faiz başlangıcı için işverenin ihtarname tebliğiyle veya arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği tarih itibarıyla temerrüde düşürülmüş olması gerekir. İhbar tazminatı ve yıllık ücretli izin alacağı ise kanunen yasal faiz oranına tabi olup, bu kalemlerde de faiz başlangıcı olarak ihtarnamenin tebliğ edildiği gün veya dava şartı olan arabuluculuk sürecinin anlaşmazlıkla sonuçlandığı son tutanak tarihi esas alınır. İşverenin dava öncesinde usulüne uygun şekilde temerrüde düşürülmediği durumlarda ise dava ve ıslah tarihleri faiz başlangıcı olarak kabul edilmektedir.  


Gerçeğe Aykırı Düzenlenen SGK 50 Çıkış Kodunun Düzeltilmesi

İşveren, çıkış bildirimini SGK sistemine girdiği tarihten itibaren ilk 10 gün içinde hiçbir ceza ödemeden kodu düzeltebilir. Bu süre geçtikten sonra SGK kodu doğrudan değiştirmeyeceği için, kod değişimi ancak arabuluculuk tutanağı veya İş Mahkemesinde açılacak davada elde edilecek ilam ile mümkündür.


50 Kodu (İş Güvenliğini Tehlikeye Düşürme ve Hasar Verme (İş Kanunu 25/II-ı Maddesi)) İle İlgili Emsal Yargıtay Kararları


Güvenlik Görevlisinin Nöbet Esnasında Uyuması ve Zarar Meydana Gelmesine Gerek Olmaması

YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ, E. 2012/34187, K. 2014/28027, T. 24.09.2014: "Somut olayda; güvenlik görevlisi olduğu anlaşılan davacının mahkemenin de kabulünde olduğu üzere nöbeti esnasında uyuduğu tartışmasızdır. Bu durum İş Kanunu'nun 25/ı bendinde belirtilen, işçinin görevi savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürücü mahiyette olup, bu eylemden dolayı zarar meydana gelmesi gerekli olmadığı gibi birden fazla tekrar etmesi de zorunlu değildir. İşyeri güvenliğini tehlikeye düşüren bu eylem nedeniyle, işverence gerçekleştirilen fesih haklı nitelikte olup, kıdem ve ihbar tazminatı alacak taleplerinin reddi yerine kabulü doğru olmamıştır."

Gece Nöbetinde Uyuma Sonucu İş Güvenliğinin Tehlikeye Düşmesi

YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ, E. 2014/25783, K. 2015/11738, T. 24.03.2015: "davacının 24.01.2012 tarihinde gece nöbetinde uyuduğu ve işini ihmal etmesi sonucu işyerindeki işin güvenliğini tehlikeye düşürdüğü anlaşılmaktadır. Davalı 25.01.2012 tarihinde alınan savunmasında "...Rahatsızlığımdan dolayı dalmışım, kısa bir süre sonra amirlerim geldiler. Bir daha tekrarlamayacağım." diyerek nöbet esnasında uyuduğunu kabul etmiştir. Davacı bu savunmasının hile, tehdit veya cebir ile verdiğini ispat edememiştir. Bu nedenle işçinin, işini ihmal etmesi sonucunda işyerindeki işin güvenliğini tehlikeye düşürdüğü sabittir. Mahkemece davacının iş akdinin haklı nedenle feshedildiği kabul edilerek kıdem ve ihbar tazminatı istemlerinin reddine karar verilmesi gerekirken, davacının iş akdinin haksız nedenle feshedildiğinin kabulü hatalıdır."

Eğitim Kurumu Güvenlik Görevlisinin Alkol Alarak Uyuması

YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ, E. 2015/23985, K. 2018/1041, T. 28.01.2018: "...güvenlik görevlisi olarak eğitim kurumuna ait yurtların bulunduğu yerde görev yapması nedeniyle işini daha titiz ve duyarlılıkla yerine getirmesi gerekirken aksi yönde davranması işverenin güvenini kötüye kullandığını ve görevini savması sonucu işin güvenliğini tehlikeye düşürdüğünü göstermektedir. Olaya ilişkin tutanağın sonradan tutulması olayın oluşuna etkili değildir. Bu nedenle davacının iş akdinin haklı nedenle feshedildiğinin kabulü....".

Temizlik ve Çay Servisi Görevlisinin Hastalık Nedeniyle Uyuması (Haklı Fesih Sayılmaması)

YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ, E. 2005/35025, K. 2006/13120, T. 09.05.2006: "işyerinde temizlik ve çay servisinde görevli davacının hastalığı nedeniyle uyumuş olması işin güvenliğini tehlikeye düşürecek bir eylem olmadığı gibi yasanın aradığı fesih nedenlerinden de sayılamaz. Bu durumda ihbar ve kıdem tazminatlarının kabulü gerekirken yazılı şekilde reddi hatalıdır."  

Makine Operatörünün Namaz İçin Ayrılıp Uyuması ve İlk Kez Gerçekleşmesi (Ölçülülük ve Geçerli Fesih)

YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ, E. 2018/1496, K. 2018/5703, T. 05.03.2018: "...davacı yardımcı operatör olarak çalışmıştır. Tutanak içeriği ve tanık beyanlarından çalıştığı makinada diğer işçiyi tek başına bırakıp 30-45 dakika arası sabah namazını kılmak için ayrıldığı, ancak vardiya amirince davacının yarım saati aşan sürede gelmediğinin tespiti üzerine işyerinde aranılarak yatıp uyuduğunun tespit edilerek fotoğraflanıp tutanak tutulduğu, makinada diğer işçinin bulunması ve davacı eyleminin ilk kez gerçekleşmesi nedeniyle olayın haklı fesih boyutunda olmadığı, ancak davacının iki işçinin çalışması gereken makinada diğer işçiyi tek başına bırakıp uyuması şeklindeki eyleminin çalışma düzenini olumsuz etkilediği, sözleşmesel yükümlülüğe aykırı olduğu, feshin geçerli nedene dayandığının anlaşılması nedeniyle, Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir."

Şirket Aracı İçerisinde Sigara İçilmesi ve Kurallara Uyulmaması

YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ, E. 2016/21782, K. 2016/21970, T. 29.09.2016: "somut olayda, davacı imzalı savunmada “09.06.2009 salı günü ... Petrolde yaptığım hatalar, araç kapıları açık, telefon açık, araç içerisinde iki adet çay bardağının bulunması, bu tür hataların şirket tarafından yasak olduğunu bildiğim için yaptığımdan dolayı özür diliyorum, bir daha tekrarı olmayacağının sözünü veriyorum” ifadelerinin yer aldığı, alt kısımda ise ek olarak aracın park lambalarının açık olduğu, second bardakta sigara izmaritinin bulunduğu ve uzun kollu gömleğin dirseğe kadar kıvrık olduğu belirtilmiştir. Her ne kadar, ek olarak belirtilen kısımda davacı imzası yok ise de dosya içeriğinden ve tanık beyanlarından, davacının araç içerisinde sigara içtiği ve araç içerisinde sigara içmenin yasak olduğu anlaşılmaktadır. Şu hâlde davacının eylemi iş güvenliğini tehlikeye düşüren nitelikte olup, işveren açısından haklı fesih sebebi teşkil etmektedir."

Kağıt Fabrikasında Taahhütnameye Rağmen Sigara İçilmesi

YARGITAY 7. HUKUK DAİRESİ, E. 2015/4672, K. 2015/7580, T. 28.04.2015: "davacının çalıştığı işyeri bir kâğıt fabrikası olup yangına çok elverişli bir konumu olduğu tartışmasızdır. Ayrıca davacı 2003 ve 2005 tarihli taahhütnamelerle işyerinde sigara içmeyeceğini taahhüt etmiştir. Yani işverence gerekli uyarılar yapılmıştır. Bütün bu olgular karşısında davacının eylemi 4857 sayılı İ.K'nın 25/II-ı bendinde düzenlenen işçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden iş güvenliğini tehlikeye düşürmesi bendine uyduğundan kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi bozma nedenidir."  

Tekstil Makinesinin Arkasında Yangın Tehlikesine Rağmen Sigara İçilmesi

YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ, E. 2017/12882, K. 2019/14618, T. 01.07.2019: "iplik üretilen bir tekstil işinde üretim makinesinin arkasında sigara içen işçinin iş güvenliğini tehlikeye attığını, işçinin iş güvenliğini kendiliğinden gözetmesi gerektiğinin yasalar gereği olduğu ve işyerinde yanıcı maddelerin bulunduğu buna rağmen işin görüldüğü sırada iş makinesinin arkasında sigara içilmesinin doğrudan iş güvenliğini tehlikeye düşürdüğünü ve bu durumun bir haklı fesih nedeni olduğunu belirtmiştir."

Makinede Pamuk Atarken Sohbet Edilmesi ve Yangın Çıkması

YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ, E. 2011/12775, K. 2012/5476, T. 26.03.2012: "mahkemece bilirkişiye çözümü yaptırılan işyeri güvenlik kamerası kayıtlarından davacının 08.08.2009 tarihinde meydana gelen yangın öncesinde makineye pamuk atarken bir yandan da arkadaşlarıyla sohbet ettiğinin görüldüğü, bunun akabinde çalıştığı makinede yangın çıktığı anlaşılmaktadır. Daha sonra alınan makine mühendisi bilirkişi raporunda olayın oluş şekli kamera görüntülerine göre değerlendirilerek yangının elektrik kontağından çıkma olasılığının bulunmadığı, işçilerin hatalı işlem yapmalarından kaynaklanmasının yüksek ihtimal olduğu belirtilmiştir. Daha önce de işyerinde aynı nitelikte yangınlar çıktığı belirtilmişse de davacının kullandığı makinede ilk kez yangın olduğu ve davacının işine gereken özeni göstermediğinin kamera kayıtlarıyla belirlendiği dikkate alındığında davranışlarının iş güvenliğini tehlikeye düşürücü nitelikte olduğu ve haklı neden oluşturduğu açıktır."

Çelik Uçlu Ayakkabıyı Giymemekte Israr Edilmesi (Can ve İş Güvenliğini Tehlikeye Düşürme)

YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ, E. 2017/5618, K. 2017/13712, T. 20.09.2017: "Dosyadaki bilgi ve belgelerden taraf tanıklarının anlatımları, tutanaklar, disiplin kurulu kararından ağır ve tehlikeli işler yapılan davalı işyerinde işçilerin iş güvenliği gereği iş elbisesi ve özellikle ayaklarını korumak için çelik uçlu ayakkabıların giyilmesi gerektiği, İşçiye işin ifası sırasında giyilmesi gereken çelik uçlu ayakkabının verildiği, ancak davacı işçinin çelik uçlu ayakkabıyı almamakta ısrar ettiği, İş yerinde davacı dışındaki işçilerin iş güvenliği açısından gerekli olan bu hususa riayet ettikleri, Davalı işveren tarafından ayakkabıyı almamakta ısrar eden davacıya 'çelik uçlu ayakkabıyı giymeyi engelleyici sağlık sorunu var ise buna ilişkin raporunu sunması' için süre verildiği, saptanmıştır. Davacı işçinin uyarılara rağmen her hangi bir sağlık raporu sunmadığı ve çelik uçlu ayakkabıyı almamakta ısrar ettiği, iş güvenliği için gerekli çelik uçlu ayakkabıyı ısrarla teslim almayan ve giymeyen davacının iş güvenliği kapsamında kendi can güvenliğini ve buna bağlı olarak iş güvenliğini tehlikeye düşürdüğü, bu davranışında ısrarlı olduğu, Kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşüren davacının iş akdinin işveren tarafından 4857 sayılı Yasa' nın 25/II- ı maddesine göre feshinin yasaya uygun olduğu...."

Uçağın Çeki Demirini Deneyimi Olmayan (Yetkisiz) Çalışana Çıkarttırma (Savsama ile Tehlikeye Düşürme)

YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ, E. 2004/19728, K. 2005/13022, T. 13.04.2005: "davacının davalı havayolu şirketinde uçağın piste getirilmesini sağlayan aracı kullandığı 13.1.2002 tarihinde uçağın piste getirilmesinden sonra aradaki bağlantı demirini bu işte yetkili olmayan bir başka çalışana çıkarttığı bu kişinin işlemin nasıl yapıldığını bilmemesi nedeniyle yardımcı araçta bırakması gereken parçayı uçağa monte ettiği ve uçağın havalandıktan kısa bir süre sonra İstanbul'a teknik arıza nedeniyle iniş yaptığı anlaşılmaktadır... Davacının, çeki demirini deneyimi olmayan çalışana çıkarttırması eyleminin 1475 sayılı İş Kanunu 'nun 17/II.h maddesinde belirtilen işi savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi olarak nitelendirilip mahkemenin davayı reddetmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir."

Akaryakıt Tankeri İle Kırmızı Işık İhlali ve Aşırı Hız (Yanıcı ve Patlayıcı Madde Taşıması)

YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ, E. 2017/20082, K. 2019/4651, T. 28.02.2019: "Somut olayda, davalı akaryakıt taşımacılığı yapan işyerinde 15/03/2010- 30/09/2011 tarihleri arası akaryakıt tanker şoförü olarak çalışan davacının iş sözleşmesi, akaryakıt sevkiyatı sırasında yüksek süratle araç kullandığı ve kırmızı ışık ihlali gerçekleştirdiği gerekçe gösterilerek haklı nedenle feshedildiği savunulmuş, Mahkemece davacının eyleminin haklı fesih ağırlığında olmadığı kabul edilerek davaya konu kıdem ve ihbar tazminatının kabulüne karar verilmiş ise de dosya içeriğinden, işverence davacıya yeteri kadar güvenli sürüş ve iş güvenliği eğitimi verildiği, davacının feshe konu eyleme ilişkin alınan yazılı savunmasında kırmızı ışıkta geçerek trafik kurallarını ihlal ettiğini kabul ettiği, iş sözleşmesinin 6.maddesinde, Trafik Yönetmeliği kurallarına aykırı davranma ve kuralları ihlal etmenin işten çıkarma sebebi olarak belirtildiği anlaşılmaktadır,. Bu bağlamda feshe konu eylemin niteliğinden anlaşılacağı üzere davacının kullandığı araçta taşınan akaryakıtın yanıcı ve patlayıcı özelliği düşünüldüğünde meydana gelecek en basit bir kazanın dahi çok ağır sonuçlara yol açacağı ve işyeri ve iş güvenliği bakımından tehlike oluşturacağı kabul edilmelidir."

Akaryakıt Tankeri Sürücüsünün Patlak Lastikle Seyahat Etmesi (Amirin Talimatına Aykırılık)

YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ, E. 2011/3476, K. 2011/6238, T. 28.11.2011: "Somut olayda davacı işçi uluslararası taşımacılık yapan davalı şirkette akaryakıt tanker sürücüsü olarak çalışmakta iken, kullandığı tankerin arka dorse lastiğinin patlak olduğunu bildirmesi üzerine amiri tarafından lastiği tamir ettirmesi talimatı verilmesine rağmen 40 ton akaryakıt yüklü tankerle 10 km mesafe yapıp işyerine geldiği tespit edilmiştir. İş sözleşmesi bu ve daha önceki bazı davranışları dikkate alınarak İş Kanunu’nun 25/II-h-1 fıkraları uyarınca feshedilen davacının davranışı iş sağlığı ve güvenliğini tehlikeye düşürdüğünden feshin haklı nedene dayandığı kabul edilmelidir."

Akaryakıt Tankeri İle Kara Yolunda Geri Geri Gitme (İlk Eylem Olması Nedeniyle Geçerli Fesih)

YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ, E. 2019/77, K. 2019/10756, T. 13.05.2019: "davacının duruşma sırasındaki kendi beyanından da açıkça belli olduğu üzere sevk ve idaresinde bulunan akaryakıt yüklü dolu tanker ile seyir halindeyken döneceği yeri geçmesi nedeniyle dönüş yapacağı yere kadar kara yolunda kısa bir mesafe geri geri geldiği bu olaydan bir şekilde haberdar olan davalı işverenin davacının iş güvenliği kurallarına uymadığı ve işi tehlikeye soktuğu gerekçesiyle iş akdini feshettiği sabittir. Davacının karayolunda akaryakıt yüklü dolu tankerle geri geri gitmesi somut bir zarara yol açmamışsa da kullanılan aracın ağır vasıta olması ve yanıcı tehlikeli madde taşıması nedeniyle trafik güvenliğinin ihlal edildiği ve olumsuzluklara yol açıldığı da sabittir ancak, olayın ilk defa vuku bulması, geri gidilen mesafenin kısalığı gibi olayın oluş özellikleri dikkate alındığında işveren feshinin haklı değil fakat geçerli nedene dayandığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi hatalıdır."

Araç Muayene Uzmanının Ağır ve Hafif Kusurları Tespit Etmemesi

YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ, E. 2011/14780, K. 2012/8166, T. 20.04.2012: "Somut olayda, davacının araç muayene uzmanı olarak çalışmaktayken 34 J 2376 plakalı aracın muayenesinde yedi ağır kusurun hiçbirini tespit etmediği ve on dört hafif kusurdan yedisini tespit ettiği, muayene prosedürünü eksik ifa ederek aracın muayenesini onayladığı, iş güvenliğini tehlikeye düşürür nitelikteki araç muayene prosedürlerine aykırı şekildeki tutum ve davranışları sebebiyle iş sözleşmesi feshedilmiştir. Davacının belirlediği yedi adet kusurun hafif kusur olarak takdir edilip, aracın muayeneden geçer şekilde onay yaptığı, oysa araçta davacının yaptığı tespit dışında yedi adet hafif kusur ve yedi adet ağır kusurun daha bulunduğu, dolayısıyla davacının iş güvenliğini tehlikeye düşürdüğü anlaşıldığından davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir."

Mutfak Görevlisinin İzni ve Ehliyeti Olmadan Kamyonu Kullanması ve Zarar Vermesi

YARGITAY 7. HUKUK DAİRESİ, E. 2016/14374, K. 2016/19559, T. 17.11.2016: "Mahkemece, davacının işyeri dosyası içeriğine göre operatör veya şoför olmadığı halde işyerinde bulunan ... plakalı kamyonu hareket ettirip baskı balatanın sıyrılmasına neden olduğu, bu durumun da işyeri şefi ve görevlisince tutanak altına alındığı, 08/10/2014 tarihli yazılı savunmasında arabanın freni olduğunu bilmediğini, geriye gitmeye başlayınca durdurmaya çalıştığını beyan etmişse de bu durumun haklı bir neden olamayacağı kendisinin görevi dahilinde olmayan kamyona zarar vermesinin işveren tarafından haklı fesih nedeni sayılacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriğine göre somut olayda, davacının fesih ayından bir önceki aya ait 2014 yılı 9. ayının ücret bordrosuna göre, davacının 30 günlük brüt ücretinin 1.829,99 TL olduğu anlaşılmaktadır. 08.10.2014 tarihli hasar tespit tutanağına göre ise zarar miktarının 1.800,00 TL olduğu görülmektedir. Mahkemece, her ne kadar konusunda uzman bilirkişilerden ayrı ayrı rapor alınarak işçinin kusur oranı ve buna uygun zarar miktarı belirlenmemiş ise de, dosya kapsamı itibariyle bu araştırmanın dosyaya bir yenilik getirmeyeceği anlaşılmaktadır. Zira, davacı işçinin feshe konu olayda yüzde yüz kusurlu olduğu kabul edilse dahi bizzat davalı işverence düzenlenmiş belge içeriklerine göre zarar miktarının davacı işçinin 30 günlük brüt ücreti tutarını aşmadığı açıktır. O halde, ileri sürülen haklı fesih nedeninin koşulları somut olayda gerçekleşmediğinden mahkemenin “feshin haklı nedenle yapıldığı” yönündeki kabulü hatalıdır. Öte yandan, davacı her ne kadar fesih öncesi alınan savunmasında “…yanlışlıkla el frenini çekmişim, frenin olduğunu bilmiyordum…” şeklinde kusurlu davranışını kabul etmekte ise de, dosya içeriğine göre davacının eylemi ile fesih arasında orantısızlık olduğu görülmektedir. Yukarıda da belirtildiği üzere, işçinin davranışlarından kaynaklanan sebeplerle yapılan fesihlerde iş ilişkisinin sürdürülmesinin işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyeceği durumlarda, feshin geçerli sebeplere dayandığı kabul edilmelidir. Somut olay açısından, taraflar arasındaki iş ilişkisinin davalı işverence sürdürülmesinin çekilmez hale geldiği yönünde bir ispat söz konusu değildir. Bu nedenlerle, davalı işverence gerçekleştirilen fesih geçersiz olup davacının işe iadesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur."

Konteyner Kilidinin (Twistlock) Açılmasının Unutulması Sonucu Doğan Zararda Hasar ve Kusur Tespiti

YARGITAY 7. HUKUK DAİRESİ, E. 2016/23967, K. 2016/20581, T. 06.12.2016: "Dosya içeriğine göre davacının tır şoförü olarak çalıştığı, iş akdinin, konteyner aktarması yapılırken twistlocklardan birini açmadığı bu nedenle ...n konteyneri alması sırasında konteyner ile birlikte çekici ve dorseninde yaklaşık 2 metre kaldırılması nedeniyle kilidin kırılarak çekicinin yan yatması sonucu oluşan kaza nedeniyle 6.598,50 TL zarara neden olduğu gerekçesiyle haklı nedenle feshedildiği anlaşılmıştır. Olayda davacının kusurunun olup olmadığı var ise ne ölçüde kusurlu olduğu araştırılmamış, sadece tanık beyanıyla sonuca gidilmiştir. Ayrıca davalının gerçek zararın ne olduğu tespit edilmemiştir. Kazaya dair tüm tutanak fotoğraf, belge, ifade ve kayıtlar celbedilmeli dosya hasar ve kusur tespiti için ayrı bilirkişilere verilerek davacının kusuru ve zarar miktarının ne olduğu belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile yazılı gerekçe ile davanın kabulü hatalı olmuştur."

İşçinin İşverenin Aracını Başka Bir Şahısla Göndererek İş Güvenliğini Tehlikeye Atması

YARGITAY 7. HUKUK DAİRESİ, E. 2015/3780, K. 2015/6081, T. 01.04.2015: "Dosyada bulunan 12.12.2012 tarihli “savunma talebi” başlıklı belge ile 07.12.2012 tarihinde mal teslim etmek üzere işyerinde ayrıldığı aynı gün teslimat yapmasına rağmen işyerine dönmediği, ertesi gün şirket çalışanı olmayan bir şahıs ile aracı gönderdiği belirtilerek davacıdan bu husustaki savunması istenmiş, bunun üzerine davacı aracı gönderdiği şahsın şirket çalışanı olmadığını kabul ederek işyerinde iş olmadığı için işyerine dönmediği şeklinde savunma yapmıştır. Bu savunma davalı tarafından yeterli görülmeyerek davacının iş akdi 4857 sayılı İş Kanunu 25/II-e maddesine göre feshedilmiştir. Gerek olayın oluş şekli gerekse davacının savunması incelendiğinde; davacının, işyerine ait olan ve ekonomik değeri yüksek olan aracı şirket çalışanı olmayan ve bu aracı kullanmak için yeterliliğe sahip olup olmadığı anlaşılmayan bir şahısla işyerine göndermek suretiyle iş güvenliğini tehlikeye attığı ve bu fiili “şirkette işi olmadığından dolayı işyerine ait aracı başka bir şahısla gönderdiği” şeklindeki savunmasından da anlaşılacağı üzere kendi isteği ile gerçekleştirdiği, bu nedenle de davacının fiilinin 4857 sayılı İş Kanunu 25/II-ı maddesine uygun olarak işverene iş akdini haklı nedenle feshetme imkanı verdiği açıktır."

İşçinin Boyalı Ellerini Eldiven Verilmediğinden Tinerle Yıkaması (Kusur Oranında Ölçülülük)

YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ, E. 1997/7951, K. 1998/9528, T. 28.05.1998: "davacının işverece kendisine boya yaparken eldiven verilmediğinden boyalı ellerini tinerle yıkamış olması 1475 sayılı İş Kanunu'nun 17 /II-g maddesinde gösterilen kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi olarak nitelendirilemiyeceği gibi bozma kararından sonra alınan bilirkişi raporunda da kusurun %10'luk kısmının davacıda, sigara içmek için ateş yakan işçi ise %90 oranında kusurlu bulunmuştur. Bu durumda davacının hizmet akdinin işverence feshi haklı nedene dayanmadığı için ihbar ve kıdem tazminatı isteklerinin kabulü gerekirken reddedilmesi hatalı olup, kararın bozulması gerekmiştir."

Zarar Tutarının Hesaplanmasında 30 Günlük Brüt Ücretin ve Dar Anlamda Ücretin Dikkate Alınması

YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ, E. 2017/6818, K. 2017/17408, T. 06.11.2017: "Zarar tutarı ile karşılaştırılacak olan işçinin otuz günlük ücretinin brüt ya da net olarak dikkate alınması gerektiği noktasında Yasada herhangi bir açıklık bulunmamakla birlikte, işçi lehine yorum ilkesi uyarınca brüt ücretin esas alınması gerekir. Otuz gün, bir aydan farklı bir kavramdır. Bu noktada işçiye aylık olarak ödenen ücret yerine, günlük yevmiyesinin otuz katı tutarı dikkate alınmalıdır. Maddede sözü edilen ücret dar anlamda ücrettir. İkramiye, prim, fazla çalışma ücreti ve benzeri ödemeler bu maddede yer alan otuz günlük ücret içerisinde değerlendirilmemelidir. Ancak, ücretin garanti ücret üzerine yapılan işe göre ilave ücret veya satış pirimi olarak belirlendiği hallerde, gerçek ücretin bu ödemelerin toplamı olarak değerlendirilmesi yerinde olur."

Meydana Gelen Zararda İşverenin Asli, İşçinin Tali Kusurlu Olması ve Ölçülülük İlkesi

YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ, E. 2015/1642, K. 2015/10040, T. 11.03.2015: "...dosya içeriğine ve özellikle iş güvenliği uzmanlarından alınan kusur raporuna göre, davalı işverenin % 80, davacı işçinin ise % 20 oranında kusurlu olduğu, ortalama zararın 50.000 TL civarında kabul edilebileceği, davacının kusuruna tekabül eden zarar kısmının 10.000 TL kadar olduğu tespit edilmiştir. Meydana gelen olayın bu oluş şekline göre davacı hafif kusurludur. Bu tespitler ve 6098 Sayılı TBK.'un 400 /2 maddesi kapsamında davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğinin kabulü ölçülülük ilkesine aykırı düşer. Meydana gelen zararın işçinin kusuruna oranlama yapıldığında işçinin otuz günlük ücretinin üzerinde olduğu anlaşılmakla birlikte davalı işverenin olayda daha fazla kusurlu olduğu açıktır."

Gece Bekçisinin Nöbeti Sırasında Hurdaların ve Elektrot Artıklarının Kaybolması (Çalınması)

YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ, E. 1986/7557, K. 1986/8911, T. 06.10.1986: "davacı, davalı işyerinde gece bekçisi olarak çalışmıştır. Bu çalışması sırasında hakkında 13.6.1984, 23.7.1985, 10.8.1985 ve 10.9.1985 tarihli tutanaklar düzenlenmiştir. Bu tutanaklarda taşlama makinasının muhtelif imalat artığı hurdaların ve imalatta kullanılan elektrot artıklarının nöbeti sırasında kaybolduğu yazılıdır. Duruşmada dinlenen şahitler de tutanakta yazılı olanları teyit etmişlerdir. Buna göre davacının eyleminde İş Kanunu'nun 17/II (h) fıkrasında yazılı ve işverene bildirimsiz fesih hakkı tanıyan şartlar gerçekleşmiştir. Böyle olunca ihbar ve kıdem tazminatı isteklerinin reddi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir."

Galvaniz Havuzunda Filtre Kapaklarının Fazla Bekletilmesi Suretiyle Zarar Verilmesi ve Keşif Zorunluluğu

YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ, E. 2011/4395, K. 2011/7591, T. 16.12.2011: "Mahkemece üretilen filtre kapaklarındaki paslanma yönünde alınan müşteri şikayetleri üzerine iş yerinde soruşturma başlatılarak çalışanların savunmalarının alındığı, alınan savunmalara göre paslanmanın filtre kapaklarının galvanizleme havuzunda olması gerekenden daha kısa süre bekletilmesinden kaynaklandığı, bu durumun ise davacının emir ve talimatları doğrultusunda gerçekleştiği, bu nedenle davacının iş akdinin haklı nedenle feshedildiği sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir. ... Somut olayımızda Dosya içeriğine göre, Galvaniz bölümünde filtre kapakları havuzunda 1,5 saat bekletilmesi gerekirken kapakların erken çıkarıldığı için paslanma oluştuğu, müşteri şikayeti nedeni ile kapakların iade edildiği, 1500 TL zarar oluştuğu belirtilmiştir. Davalı işverenin iddia ettiği zarar miktarına davacının itirazı olup olmadığı belirlenmeli, itiraz edildiği takdirde öncelikle zarar miktarı uzman bilirkişi marifeti ile tespit ettirilmeli, bundan sonra olayda davacı işçinin kusurlu olup olmadığı araştırılıp, bilirkişi görüşüne başvurulmak suretiyle kusur oranı saptanmalı, tespit edilecek zarar miktarından davacının belirlenecek kusur oranına tekabül eden miktar tespit edilip 30 günlük ücreti ile karşılaştırılarak sonuca gidilmelidir."

Plastik Kesim Ustabaşısının Üretim Aşamasında Makine Arızasından Kaynaklandığı Düşünülen Hasarda İşveren ve Çalışan Kusurunun Tespiti

YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ, E. 2012/616, K. 2012/15542, T. 03.07.2012: "Mahkemece, bozma kararına uyulmasına karar verildiği halde, işyerinde ve zarara konu makine üzerinde keşif icra edilmeksizin dosya üzerinden yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda, hatanın makine arızasından kaynaklandığı, hatalı üretimde davacı dışındaki çalışanların da kusurunun bulunduğu, işveren tarafından olay sonrası yapılan tespitin bu konudaki sorumluluk unsurları ile oluşan zarar tutarını tam olarak ortaya koymadığı; production sürecinin denetimi ve iş makinelerinin bakımı konusundaki işveren kusurunun da ağırlıklı etken olduğu belirtilmiş ve mahkemece bu bilirkişi raporuna itibar edilerek davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, her ne kadar hatanın makine arızasından kaynaklandığının anlaşıldığı belirtilmekte ise de, bu sonuca ne şekilde varıldığı açıklanmamıştır. Hatanın makine ayarlarının gerektiği şekilde yapılmamasından da kaynaklanabileceği anlaşılmaktadır... Mahkemece, iş yerinde keşif icra edilerek, davacının kullandığı makine incelenmeli ve üretim aşamasına ilişkin işleyiş denetlenerek ve öncelikle hatanın makine arızasından kaynaklanıp kaynaklanmadığı tespit edilmeli, ilgili makinenin ayarlarının kimin tarafından yapıldığı üretimin sonucunun nasıl denetlendiği, davacının üretilen malların kontrolünden sorumlu olup olmadığı, ilgili makinede davacı dışında bir başka işçinin çalışıp çalışmadığı ve davacının üretim aşamasında fiilen yaptığı iş ile torbaların dikilmesi eylemi arasında bağlantı olup olmadığı araştırılarak kusur durumuna ilişkin karar verilmelidir."

Silindir Operatörünün Kullandığı İş Makinesini Yüksekten Düşürmesinde Bilirkişi Keşfi Zorunluluğu

YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ, E. 2011/4378, K. 2011/8147, T. 23.12.2011: "Silindir operatörü olarak çalışan davacının kullandığı silindirin yüksekten düştüğü ve bir zarar meydana geldiği açıktır. Davacının eyleminin feshi gerektirecek geçerli bir neden teşkil edip etmediğinin belirlenmesi için kusur oranı ve oluşan zarar miktarının kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulması gerekir. Bu nedenle, gerekirse olayın meydana geldiği yerde iş güvenliği konusunda uzman bilirkişi aracılığı ile keşif yapılarak davacının kusurlu olup olmadığı tespit edilmeli, ayrıca oluşan zarar ile varsa kusura isabet eden zarar miktarı belirlenerek sonucuna göre feshin geçerli nedene dayanıp dayanmadığına karar verilmelidir."

Kamyon Şoförünün Taş Ocağında Aracı Devirmesinde Kusur Oranının ve 30 Günlük Ücretin Uzman Kişilerce Saptanması

YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ, E. 2011/5786, K. 2012/1143, T. 03.02.2012: "gece vardiyası sırasında sabit tesis stoğunu boşaltma sırasında kamyonun devrildiği kaza tespit tutanağı tutulduğu; 12.11.2010 tarihinde kullandığı araç yüklü halde rampa çıkarken kamyon motorunun stop ettiği kamyonun kontrolünü sağlamak için arkada bulunan toprak sete dayadığı ancak aracın yana devrildiğine ilişkin kaza tespit tutanağı tutulduğu... Davacının kullandığı kamyonda zarar meydana geldiği açıktır. Davacının eyleminin feshi gerektirecek geçerli bir neden teşkil edip etmediğinin belirlenmesi için kusur oranı ve oluşan zarar miktarının kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulması gerekir. Bu nedenle, gerekirse olayın meydana geldiği yerde iş güvenliği konusunda uzman bilirkişi aracılığı ile keşif yapılarak davacının kusurlu olup olmadığı tespit edilmeli, ayrıca oluşan zarar ile varsa kusura isabet eden zarar miktarı belirlenerek, tespit edilecek zarar miktarı davacının 30 günlük ücreti ile karşılaştırılarak sonuca gidilmeli ve feshin geçerli nedene dayanıp dayanmadığına karar verilmelidir."

Yol Kumlama Çalışmasında Kamyonun Devrilmesinde Kusur Tespiti Gerekliliği

YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ, E. 2012/13192, K. 2012/16489, T. 10.07.2012: "Dosya içeriğine göre, 06.03.2009 tarihinde yol kumlama çalışmaları yapılırken, davacının kullandığı davalı belediyeye ait kamyon devrilmiştir. Davacının eyleminin feshi gerektirecek geçerli veya haklı bir sebep teşkil edip etmediğinin belirlenmesi için kusur oranı ve oluşan zarar miktarının kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulması gerekir. Bu sebeple, gerekirse olayın meydana geldiği yerde iş güvenliği konusunda uzman bilirkişi aracılığı ile keşif yapılarak davacının kusurlu olup olmadığı tespit edilmeli, ayrıca oluşan zarar ile varsa kusura isabet eden zarar miktarı belirlenerek sonucuna göre feshin geçerli veya haklı sebebe dayanıp dayanmadığına karar verilmelidir."

Vinç Operatörünün Paket Düşürerek Verdiği Zararda İşveren Organizasyonel Kusurunun Değerlendirilmesi

YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ, E. 2011/1370, K. 2011/3210, T. 21.10.2011: "İşyerinde yapılan keşfe dayalı olarak üç kişilik bilirkişi kurulundan alınan raporda, olayın sebeplerinin, vardiyalar arasında iş ve görev taksimatının ciddi esaslara bağlanmaması, işin makina operatörünün bir üstü konumundaki yöneticinin denetim ve gözetimine tabi tutulmaması, vardiyalar arasında yanlış devretmeye ve yanlış anlamaya yer vermeyecek biçimde yazılı devir sisteminin kurulmaması olduğu belirtilmiştir. Ancak, işçinin işini özenle ifa yükümlülüğünü ihlal edip edmediği yönünden bir irdeleme ve değerlendirme yapılmamıştır. Oysa, işçinin bilgi ve beceresi, işin organizosyonu ve yönetiminde sözü edilen eksikliklere rağmen yanlış yıkamayı önleyecek düzeyde ise olayın meydana gelmesinde tam olmasa bile belirli bir oranda işçininde kusurlu olduğunun kabulü gerekir... Doğru sonuca varılabilmesi için öncelikle boya yıkama makinasında kullanılan kimyasalları belirtir reçetelerin kim tarafından hazırlandığı, davacının uyguladığı reçetenin hangi mala ait olduğunu bilecek durumda olup olmadığı, bu konuda gerekli eğitimi alıp almadığı, yaptığı iş için bilgi ve becerisinin yeterli bulunup bulumadı tespit edilmeli, bundan sonra aynı bilirkişi heyetinden yada re'sen oluşturulacak başka bir bilirkişi kurulundan alınacak raporla davacının olayda kusurunun bulunup bulunmadığı hiç bir tereddüte yer vermeyecek şekilde belirlenip oluşacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir."

Fesih Süresinin (Altı İş Günlük Sürenin) Zarar Miktarının Belirlenmesinin Ardından İşlemeye Başlayacağı

YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ, E. 2013/1522, K. 2013/18228, T. 13.06.2013: "Somut olayda davacının davalı şirkete ait aracı kullanmaktayken başka bir araçla çarpışması nedeniyle oluşan zararın davacının 30 günlük ücreti ile karşılanamayacak miktarda olması nedeniyle iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiği iddia edilmiştir. Mahkemece haklı feshin 4857 Sayılı İş Kanunu m.26 uyarınca süresinde kullanılmadığından davanın kabulüne karar verilmişse de, 4857 sayılı İş Kanununun 26 ncı maddesi yönünden altı işgünlük süre, zarar miktarının belirlenmesinin ardından, bu durumun feshe yetkili makama iletilmesiyle işlemeye başlayacaktır. Zarar miktarının belirlenmesi bazen uzun zaman alabilir ve fesih hakkının kullanılması bakımından zarar miktarının belirlenmesi ve işçinin ücreti ile kıyaslanması zorunluluğu vardır."

SGK Kod 50 Hakkında Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

İşçiler hangi durumlarda tazminatsız işten atılır?

İş Kanunu m. 25/II'de belirtilen ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı hallerde (örneğin hırsızlık, devamsızlık, iş güvenliğini tehlikeye atma veya işverene ait mala 30 günlük brüt ücreti aşan miktarda zarar verme) işçiler kıdem ve ihbar tazminatı ödenmeksizin işten çıkarılabilir.


Kaç tutanaktan sonra tazminatsız çıkarılır?

İş Kanunu'nun 25/II-ı bendi (Kod 50) kapsamında iş güvenliğini tehlikeye düşürmek veya ağır maddi zarar vermek için kanunda belirli bir tutanak sayısı öngörülmemiştir. Zararın veya tehlikenin ağırlığına göre tutulan tek bir olay tutanağı dahi (örneğin yanıcı maddelerin yanında sigara içmek) tazminatsız derhal fesih için yeterli olabilir.


50 işten Çıkış Kodu Nedir?

İşçinin kendi kastı veya savsaması (ihmali) nedeniyle iş sağlığı ve güvenliğini tehlikeye atması ya da işverene ait veya eli altında bulunan makineleri/araçları otuz günlük ücretiyle karşılayamayacak derecede zarara uğratması neticesinde uygulanan tazminatsız (haklı nedenle) işten çıkış kodudur.


İş kazası geçiren işçi haklı fesih yapabilir mi?

Evet. Eğer iş kazası işverenin iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almaması nedeniyle meydana gelmişse ve işyerinde çalışma şartları işçinin sağlığı veya yaşayışı için tehlike yaratmaya devam ediyorsa, işçi İş Kanunu m. 24/I-a veya 24/II-f kapsamında sözleşmesini haklı nedenle feshederek kıdem tazminatını talep edebilir.


İş kazasında işçi kusurlu ise ne olur?

Kaza sonucunda ortaya çıkan zarar işçinin kusur oranına göre hesaplanır. Eğer işçinin kusur payına düşen miktar, işçinin 30 günlük brüt çıplak ücretini aşıyorsa, işveren sözleşmeyi Kod 50 ile tazminatsız olarak feshedebilir.


İş kazası geçiren işçinin hakları nelerdir?

Kazada işçinin kusuru yoksa veya işverenin de kusuru varsa; SGK'dan ödenek/gelir alma, maddi ve manevi tazminat davası açma hakkı vardır. Haksız yere Kod 50 ile çıkarılmışsa kıdem ve ihbar tazminatı ile işe iade davası açma hakları bulunmaktadır.


İş kazası geçiren bir işçi işten çıkarılabilir mi?

Evet, iş kazası geçirmek tek başına mutlak bir koruma sağlamaz. Kazanın meydana gelmesinde işçi asli kusurluysa ve ortaya çıkan zarar 30 günlük brüt ücretini aşıyorsa, işveren haklı nedenle fesih yetkisini kullanarak işçiyi işten çıkarabilir.


Sonuç ve Genel Değerlendirme

4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/II-ı bendi ve uygulamadaki karşılığı olan SGK 50 çıkış kodu; işçinin iş güvenliğini kasıtlı veya ihmalkâr davranışlarla tehlikeye düşürmesi ya da işverenin malına 30 günlük brüt çıplak ücretini aşacak derecede zarar vermesi hallerinde uygulanan oldukça ağır bir yaptırımdır. Ancak işverenin bu maddeden doğan derhal fesih yetkisi yasal zeminde sınırsız ve keyfi olmadığı gibi, yargısal denetim mekanizmalarına ve katı ispat kurallarına bağlıdır. Yargıtay yerleşik içtihatları; fese konu vakıanın alanında uzman bilirkişilerce hem kusur oranı hem de hasar boyutu yönünden ayrı ayrı incelenmesini, saptanan net zararın işçinin 30 günlük brüt çıplak ücret sınırı bağlamında matematiksel olarak kesinleştirilmesini ve fesih hakkının yasal 6 iş günlük hak düşürücü süre içinde kullanılmasını kesin bir geçerlilik şartı olarak aramaktadır. İşverenin müterafık kusurunun bulunduğu, ortaya çıkan zararın kasko veya sigorta şirketi tarafından karşılanmış olsa dahi fesih hakkının yasal olarak saklı kalabildiği bu ince hukuki sınır, işçiler açısından kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı haklarının kazanılıp kaybedilmesinde doğrudan belirleyici bir rol oynamaktadır. Usul kurallarının ve hak düşürücü sürelerin titizlikle yönetilmesi gereken bu süreçte, somut olayın kaza tespit tutanakları, ekspertiz raporları ve ceza dosyası gibi teknik delillerle birlikte doğru analiz edilmesi gerekir. Bu nedenle, Kod 50 bildirimiyle sözleşmesi feshedilen işçilerin hak kayıplarının önüne geçebilmesi ve davanın usulden reddedilmemesi adına, sürecin en başından itibaren uzman bir iş hukuku avukatı vasıtasıyla profesyonel hukuki danışmanlık almaları ve hukuki adımları bu doğrultuda şekillendirmeleri büyük önem arz etmektedir.


Yasal Uyarı

Bu yazıda yer alan SGK Kod 50, iş güvenliği ihlali, maddi zarar nedeniyle fesih süreçleri, kusur tespiti, kıdem tazminatı, işe iade davası ve işçilik alacakları hakkındaki tüm hukuki açıklamalar ve değerlendirmeler yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İş hukuku dinamik, sürekli güncellenen ve her somut olayın (kaza tutanakları, bilirkişi raporları vb.) kendi özel şartlarına, işyeri sözleşmelerine göre değerlendirilmesi gereken son derece teknik bir hukuk dalıdır. Bu nedenle, web sitemizdeki içerikler resmi bir hukuki mütalaa, kesin tavsiye veya bağlayıcı bir yönlendirme niteliği taşımamakta olup, okuyucular ile taraflar arasında herhangi bir avukat-vekil ilişkisi kurmaz. Yaşadığınız hukuki uyuşmazlığın hak kaybına (özellikle 6 iş günlük hak düşürücü süre vb.) veya usuli bir reddine uğramadan çözülebilmesi için durumunuzun bir iş hukuku avukatı tarafından bireysel olarak incelenmesi ve profesyonel hukuki danışmanlık alınması önemle tavsiye edilir. Sitedeki genel bilgilerin somut olayınıza tam uyumluluğundan veya mevzuat değişikliklerinden kaynaklanan sorumluluk tamamen okuyucuya aittir.

bottom of page
×
🚨

ÖNEMLİ GÜVENLİK UYARISI

Son günlerde kendilerini Avukat, Uzlaştırmacı veya Adliye Personeli olarak tanıtan dolandırıcıların, büromuz avukatlarının adını ve sicil bilgilerini kullanarak vatandaşlarımızı aradığı tespit edilmiştir.

"Hakkınızda dava, icra veya uzlaştırma dosyası var" diyerek sizden para veya İBAN talep eden kişilere kesinlikle itibar etmeyiniz.

Büromuz hiçbir şekilde telefon üzerinden sizden para talep etmez. Dosyalarınızı lütfen yalnızca resmi e-Devlet (UYAP) sistemi üzerinden kontrol ediniz.